Meclis'teki torbaya yeni saldırı maddeleri eklenirken, işçiler lehine olan öneriler de hızla reddediliyor
Soma Katliamı'ndan sonra Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'na getirilen Torba Yasa Tasarısı'na habire yeni ekler yapılıyor. Birbiri ile alakasız sayısız konuyu aynı torbaya dolduran burjuva hükümet bu torba ile asıl olarak, taşeronluğu esas çalışma biçimi haline getirmeyi, esnek ve kuralsız çalışmanın çeşitli biçimlerini yasal bir zemine kavuşturmayı, kiralık işçi bürolarını daha sağlam bir yasal mevzuata kavuşturmayı, küçük bir azınlık haline gelmiş güvenceli çalışanları da güvencesizleştirilmeyi hedefliyor. Bu kapsamlı saldırıyı, katliamdan sonra oluşan toplumsal tepkiyi hafifletmek ve aynı zamanda esas amacını perdelemek için, madenlerde çalışan işçilerin koşullarında yapılacak çeşitli iyileştirmelerle perdelemeye çalıştığı da biliniyor. .
Fakat gerek torbaya atılan yeni saldırı maddeleri, gerekse madenlerde yapılacağı söylenen iyileştirmelerde bile sergilenen tutumlar torbaya yüklenen niyeti açıkça ortaya koyuyor: Torbaya atılan bir maddeyle deniz ve hava taşımacılığında çalışan işçilerin işçi sağlığı ve güvenliği kapsamından çıkarılması isteniyor, iyileştirme yapılacağı söylenen madenlerde ise "her madende yaşam odaları zorunlu olmalıdır" kuralı yine es geçiliyor.
Kısacası bırakalım iyileştirmeyi, işçi sağlığı ve güvenliği kapsamına giren konularda ya kılını kıpırdatma ya da yeni saldırılar ekleme tutumu sürdürülüyor. Burjuvazinin kar-maliyet-zarar kalemlerinden bir milim bile şaşılmıyor!
Hava ve deniz işkollarında çalışan işçiler iş güvenliği ve sağlığı konusundaki yasal korumadan çıkarılıyor!
Komisyonun AKP'li üyeleri bu işkollarında faaliyet yürüten yerli şirketlerin 'uluslararası rekabette geri kalmaması' gerekçesi ile 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda değişiklik yapılacak bir maddenin de torbaya girmesini önerdi.
Geçen yıl değiştirilen 6331 sayılı kanunun 2. maddesinde “iş güvenliği ve sağlığı kapsamında olmayan durumlar” aktarılıyor, bu kapsama giren işkolları şöyle sıralanıyordu: “Fabrika, bakım merkezi, dikimevi ve benzeri işyerlerindekiler hariç Türk Silahlı Kuvvetleri, genel kolluk kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının faaliyetleri. Afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri. Ev hizmetleri. Çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar ile hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz hizmetleri sırasında, iyileştirme kapsamında yapılan işyurdu, eğitim , güvenlik ve meslek edindirme faaliyetleri.”
AKP'li üyelerin Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'na önerdikleri önerge ise, bu maddeye “Uluslararası denizyolu ve havayolu taşımacılığı yapan araçların seyrüsefer halleri” fıkrasının da eklenmesini içeriyor. Uluslararası rekabet gerekçesi ile getirilen bu önerge Komisyon'dan geçerek torbaya girdi! Meclis'ten de geçerse, bundan sonra hava ve deniz işkollarında çalışan işçilerin işçi sağlığı ve güvenliği kapsamındaki yasal hakları ortadan kalkmış olacak!
Madenlerde "yaşam odaları zorunlu olsun" önergesine burjuvazi adına geçit verilmedi!
Sınıfa dönük pervasız saldırıların demagojilerle perdelenmeye çalışıldığı Torba Yasa Tasarısı'na CHP'liler tarafından 'her madende yaşam odalarının oluşturulmasının zorunlu hale getirilmesi' maddesinin eklenmesi önerildi. AKP'li üyeler bu öneriyi burjuvazi adına yaptıkları kar-maliyet hesaplarıyla reddettiler. Öyle ya yaşam odasının kurulma maliyeti 250 bin ABD Doları!
Gerek AB mevzuatında, gerekse Uluslarası Çalışma Örgütü’nün (ILO) sözleşmelerinde her madende yaşam odalarının oluşturulması zorunlu. Türkiye'deki yasal mevzuatta böyle bir zorunluluk yok ve İLO'nun ilgili sözleşmesi de 19 yıldır imzalanmıyor.
Soma Katliamı'ndan sonra maden işçilerinin çalışma koşullarında büyük değişiklikler yapılacağını vaat ederek Meclis'e getirilen torbanın özü burjuvazinin kar-maliyet-zarar hesaplarından oluşuyor. Güçlü bir toplumsal mücadele olmadıkça da bu hep böyle gidecek, gözümüzün içine baka baka "iyileştiriyoruz" diyerek aslında elimizde kalan son kırıntıları da gaspedecekler!