Rojava hepimiz için direniyor!

Rojava'ya sahip çıkmak için daha fazla destek ve dayanışma kaçınılmaz ve acildir

GÜNCEL
Cumartesi, 12 Temmuz 2014 (12 yıl 3 ay önce)

Rojava halkı, gerek emperyalist güçlerin gerekse bölge gericiliklerinin Suriye'de kaynattıkları cadı kazanının bir parçası olmayı reddederek 2012 yılında fiili özerkliğini ilan etti.



 



Bu özerklik ilanı, her türlü gericiliğe ve emperyalist kumpasa konulan sınırı da ifade ediyordu. O günden bugüne Rojava'da, toplumsal dinamiklerinden beslenen güçlü bir değişim ve yeniden yapılanma süreci yaşanıyor. İlerici-demokratik muhtevada ilerleyen Rojava devrimi, geçtiğimiz aylarda fiilen yürüyen süreci, ilan ettiği kantonlarla resmi bir niteliğe kavuşturdu. Kadını-erkeği-yaşlısı ve çocukları ile Rojava'nın tüm bir halkı bu sürecin aktif bir parçası, öznesi oldu.



 



Toplumsal-siyasal bir devrim anlamına gelen Rojava'daki bu sürecin ilk kıvılcımı, 19 Temmuz'da bugün İŞİD çetelerinin kapsamlı saldırına maruz kalan Kobanê Kantonu'nda çakıldı. Kobanê, özgürlük özleminin her daim diri kaldığı Kürt bölgelerinin başında geliyor.



 



Emperyalist güçler ve bölge gericilikleri nerede yeni bir denge kurmak istiyorlarsa oraya yönelen, kaosu derinleştirmek için benzin niyetine iş gören İŞİD maşası, Musul üzerinden Irak'a yönelişinden kısa süre sonra yönünü tekrar Rojava'ya döndü. Üç tarafından çevrelediği Rojava'yı, Irak'tan aktardığı ağır silahlarla 2 Temmuz'dan beri ezmeye çalışıyor. Rojava'da 9 gündür tam bir halk seferberliği ile bu çeteye karşı dişe diş bir mücadele yürütülüyor. Yaşlılar, kadınlar, gençler, tüm bir toplum, özgürlüklerini ve geleceklerini korumak için karşılarındaki dinci gerici canilerle savaşıyor.



 



İŞİD çetesi bugüne kadar Kobanê Kantonu'na bağlı hiçbir bölgeye giremedi. Tıpkı 8 Mart tarihinde başlattığı kapsamlı saldırıya karşı gelişen büyük direniş gibi bu sefer de sıkı bir halk direnişiyle karşılaştı.



 



Kobane ablukada!



İŞİD Kobanê'yi ele geçirdikten sonra Rojava'nın diğer 2 kantonuna doğru ilerlemek, buralardaki halk iradesini de kırarak bölgeyi denetim altına almak istiyor. Kısacası Kobanê, mazlum Kürt halkının on yıllardır özlemini çektiği tüm anlamları kendisinde toplayan bir barikata dönüştü.



 



Kürdistan'ın 4 parçasındaki Kürtler de bu bilinçle onu çeşitli biçimlerde destekliyor.



 



İŞİD çetesi, 2 Temmuz'da Kobanê'nin batısından başlattığı saldırıda ağır kayıplar verince bu sefer güneyinden ve doğusundan saldırıya geçti. İntihar eylemlerine de başvuran İŞİD, tüm bu saldırılarda süreklileşmiş biçimde gerek Rakka'dan gerekse Türkiye sınır bölgelerinden takviye ve destek alıyor. Hatta yaralılarını sınırdan geçirerek Türkiye'ye getiriyor.



 



Günlerdir Rojava'da süren dişe diş mücadele konusunda ne emperyalistler ne de bölge gericilikleri tek bir kelime bile etmediler. İŞİD'in Rojava planının kanlı bir katliama açıldığı bilinmesine rağmen sanki hiçbir şey yokmuş gibi davranılıyor. Kısacası Rojava, zalimler ve sömürücüler cephesinin tümü için ortadan kaldırılması gereken bir isim, her şeyden önce de seçenek!



 



İŞİD'i lafta "terörist" ilan etmesine rağmen son saldırılarda sunduğu destekle (gerek takviye güçlerin Türkiye sınırından geçirilmesi, gerek yaralıların tedavisi) işin hiç de göründüğü gibi olmadığını bir kez daha gösteren Türkiye, muhtemelen Barzani ve diğer bölge gericilikleri ile birlikte hem Rojava'da hem de Irak'ta yeni bir denge kurmanın peşinde. Onların kafasındaki planda, Rojava'nın kanlı katliamlarla ezilmesi, açlıkla terbiye edilmesi var. O kadar ki, sınırları "terörist" ilan ettikleri İŞİD'li çetelere sonuna kadar açarken Rojava'ya dönük ambargoyu hala sürdürmekteler. Fakat Rojava, tüm bu kapsamlı abluka ve saldırılara karşı "özgürlük" demekten vazgeçmiyor.



 



Gelinen noktada Rojava'nın ezilmesi, sadece Kürt halkı açısından değil tüm bölge halkları açısından daha fazla kölelik ve zulüm dışında bir anlam taşımamaktadır. Çünkü Rojava, varlığıyla, halklar açısından başka bir seçeneğin gerçekleştirilebileceğinin somutlanmış ifadesidir. Karanlık bir kaosun içinde halkın kendi iradesi ve emeği ile varettiği bir ada gibi durmaktadır. O kaosu yaratanlar asıl olarak bu iradeyi yıkmak, bu seçeneği yok etmek  istiyorlar.



 



Ortadoğu'da on yıllardır süren diktatörlükleri sarsan toplumsal hareketlerin yönünü bulamadıkları, ancak arayışlarını sürdürdükleri bu koşullarda Rojava örneği dün olduğundan daha büyük önem taşıyor. Bu kaos, bu parçalanmışlık, zulüm ve sömürü kırbacı, Rojava'da başlayan sürecin daha da genişlemesi ve bölge çapında birleşik bir toplumsal devrime dönüşmesi ile kırılabilir. Emperyalistler ve bölge gericilikleri açısından ise Rojava -ve onun gibi başka örnekler- bu nedenle düşmanların bile ortaklaşacakları ortak düşmandır.



 



Ortadoğu'nun petrolü ve pazar olanakları ile emperyalist küreselleşmeye eklemlenmesi çabası, kaos ve parçalanmış bir Ortadoğu'da ifade buluyor bugün. Rojava ise tersinden bir gerçeği imliyor...



 



Onun imgeleştirdiği anlamlara sahip çıkmak için daha fazla destek, daha büyük dayanışma kaçınılmaz ve acildir...