Polis tarafından katledilen 17 yaşındaki Afgan sığınmacı Tacik'in soruşturması polisin organize işlerini bir kez daha gösterdi
27 Mayıs'ta Van Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şubesi'nde "yaşını yanlış söylediği" gerekçesi ile polis S.O. tarafından darp edilmesi sonucu hayatını kaybeden Afgan uyruklu 17 yaşındaki Lütfullah Tacik'e ilişkin soruşturmada ortaya çıkan yeni gelişmeler, polisin genelleşmiş keyfi ve hoyrat tutumuna dair ayrıntılı veriler sunuyor.
Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre 16 Mayıs'ta bir grup Afganistanlı ile birlikte Iğdır sınırından geçerken yakalanıp Van Emniyeti Yabancılar Şubesi’ne bağlı Geri Gönderme Merkezi’ne gönderilen Tacik'in, polisin tartaklaması sonucu hayatını kaybetmiş olmasının gizlenmesi için hem hastane ve karakol kameralarının kayıtları ile oynanmış, hem de Tacik'in yanında olup yaşananlara tanıklık eden diğer altı Afgan sığınmacıya yalan ifade verdirilmiş. Tüm bu sahteciliklere Çocuk Şubesi'nden polisler de ortak olmuş!
Olayın soruşturulması için görevlendirilen müfettişin yaptığı incelemelerde olay günü sadece olay yerine bakan güvenlik kamerasının ‘arızalı olduğu ve görüntü kaydetmediği’ saptandı. Yine Tacik’in Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne girerkenki kamera görüntülerinin karartılmak istendiği de açığa çıktı. Bu işlemin de Van Çocuk Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memurları S.D., E.A. ve M.B. ile Tacik'i darp eden polislerin işbirliği ile yapıldığı tespit edildi. Çocuk Şubede görevli bu polislerin Tacik'in ölümünden sorumlu diğer polislerle yaptıkları işbirliği bununla da sınırlı kalmayarak tanık ifadelerinde sahtecilik yapmayı da kapsadı.
Sahte tutanak
Lütfullah Tacik’i darp eden polis memuru S.O. ve yanındaki H.Ö.Ö, isimli polis Tacik'in rahatsızlandığı 27 Mayıs'ta saat 12:00'de bir tutanak hazırladılar. Bu tutanakta, Tacik ve arkadaşları M.R., A.R., H.A., S.H., M.N. ve V.P.’nin bulaşıcı hastalık ve kemik testi amacıyla Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldüğü, Tacik ve V.P. araç bekletilirken, ilkin diğer beş çocuğun kan vermeye alındığı vurgulanarak, şöyle devam edildi:
Kan veren bu şahıslar araca döndükten sonra saat 11.30 sularında araçta bekletilen, kemik testi için hastaneye getirilen V.P. ve Tacik isimli şahıslar alınmak istendiğinde Tacik’in önündeki koltuğa kafasını dayadığı, ağız kısmında köpük şeklinde su olduğu ve biz görevlilere tepki vermediğinin görülmesi üzerine ivedilikle acil bölümündeki görevliden sedye istenilmiş, şahıs sedyeye alınarak acil bölümününe geçmesi sağlanılmış, ilgili doktor tarafından müdahale edildikten sonra hayati tehlikesi bulunduğundan bahisle yoğun bakım ünitesine alınarak, tedavisine başlanılmıştır.
Sahtecilik Çocuk ve Gençlik Merkezi’nde de sürdü!
Tacik'in ölümüne neden olan polis S.O.'yu alenen aklayan bu tutanaktan 2 saat sonra da Çocuk ve Gençlik Merkezi’nde (ÇOGEM) görevli S.D., E.A. ve M.B. isimli polisler olaya tanık olan diğer altı sığınmacının ifadelerini aldılar. Tacik'in altı arkadaşı da buradaki ifadelerinde polisleri aklayan, hatta kendilerine çok iyi davranıldığını söyleyen ifadeler verdiler. Çocuklardan S.H., Tacik’in hastaneye girerken bayıldığını ileri sürdü. V.P. polis nezaretinde hastanenin çıkış kapısına doğru ilerlerken Tacik’in fenalaşıp yere yığıldığını anlattı. Polislerin, Tacik’i tekrar hastaneye götürdüklerini kaydeden V.P., şiddete tanık olmadığını savundu. M.R. de iddiaya göre şüpheliler hakkında “Polis arkadaşlar” ifadesini kullanarak, “Van’a geldiğimiz günden beri kimseden baskı ve şiddet görmedik. Bizlere çok iyi baktılar” dedi. H.A., A.R. ve M.N. de aynı ifadeyi verdi.
Polisin polisi kolladığı bu ifadelerin sahteliği açığa çıktı!
Tacik'in altı arkadaşının bu ifadelerinin yanlış olduğu 4 gün sonra Edremit Polis Merkezi’nde alınan ifadelerle ortaya çıktı. Gençler bu kez, Tacik’in emniyette tokatlandığını ve başına vurulduğunu açıkladı.
Afgan çocuklar, 1 Haziran’da Edremit Polis Merkezi Amirliği’nde dinlendi. Çocuklar Tacik’in darp edildiğini söyledi. Çocuklardan V.P., ifadesinde, “Yabancılar Şubesi’nde beklerken Tacik orada bulunan polis memuruyla konuşmaya başladı. Bir anda polis, Lütfullah’a tokat attı. Arkadaşım yanımıza geldi. Polisin kendisine neden vurduğunu sorduk. Polisin ‘Yaşın kaç’ diye sorduğunu, 17 yaşında olduğunu söylemesi üzerine tokat attığını söyledi. Lütfullah iki üç dakika sonra ‘Başım ağrıyor’ dedi. Yaklaşık bir saat sonra polisler bizi hastaneye götürdü. Hastaneye giderken durumu kötüleşti. Ağzından ve burnundan su gelmeye başladı. Uyuklayıp bir anda uyanıyor gibiydi. Hastaneye geldiğimizde Lütfullah’ı sedyeyle aldılar. Biz kan tahlilleri vermek için ayrıldık. Bir daha Lütfullah’ı görmedim” dedi. Diğer çocuklar da aynı ifadeyi verdi.
Çocuklar aynı gün polis S.O.’yu da teşhis etti.
Altı çocuk, ikinci ifadeden dört gün sonra da Van Başsavcılığı’nda savcı İhsan Türkoğlu tarafından dinlendi. M.N., ifadesine ek olarak, Tacik’in tokat atıldıktan ve kendilerinin yanına döndükten sonra yere düştüğünü, arkadaşlarının elini yüzünü yıkadıklarını ve hava almasını sağladıklarını söyledi. Tacik’in sandalyeye oturamadığını ve yere uzandığını anlatan M.N.,
Ardından kendisine tokat atan polis memuru odaya geldi. Eliyle yumruk yaparak Lütfullah’ın kafasını dürttü. Ayağıyla Lütfullah’ın ayağını dürterek kalkmasını söyledi. Lütfullah kalkamadı. Bunun üzerine hep birlikte araca binerek hastaneye doğru yola çıktık. Yolda giderken diğer polis memuru Lütfullah’a inanmadı ve yakasından çekerek kendisine gelmesi için itekledi. Lütfullah aracın içerisinde daha da fenalaştı, ağzından ve burnundan köpük ve su gelmeye başladı. Yarım saat sonra sedyeyle Lütfullah’ı götürdüler
dedi. Diğer çocuklar da bu ifadeyi tekrarladı.
Avukat Mahmut Kaçan, Tacik’in hastaneye götürülmesinden hemen sonra suçluluk psikolojisiyle hareket edildiğini ve el yazısıyla alelacele ifade alındığını savundu. Bu ifadeyi alan polislerin Yabancılar Şubesi’nde değil, Çocuk Şubesi’nde çalıştığını vurgulayan Kaçan, sistematik bir delil karartma birlikteliğine dikkat çekti. Kaçan, “Bu işlemin, daha özenli olması beklenen Çocuk Şubesi tarafından yapıldığı düşünülünce olayın ne kadar vahim olduğu görülüyor” dedi.
Tacik'in katledilmesine ilişkin süren soruşturma hem polisin birbirini kollamak için nasıl organize olduğunun açık kanıtıdır hem de bu olayın peşine düşülmemiş olsaydı hızla hasır altı edileceğinin...