Gazze'de kitlesel kıyım!

İsrail bugün Gazze'nin Şecaiye semtinde tüm dünya halklarına meydan okurcasına kitlesel bir katliam gerçekleştirdi

DÜNYA
Pazartesi, 21 Temmuz 2014 (12 yıl 3 ay önce)

İsrail, Hamas’ı zayıflatmak ve kendisi için tehdit olduğunu iddia ettiği tünelleri imha etmek gerekçesi ile tam 13 güdür Gazze’yi cehenneme dönüştürmeye çalışıyor. Ortadoğu’nun böğrüne saplanmış militarist bir hançere benzeyen İsrail, bölgede giderek derinleşen kaos ve belirsizliğin baş yaratıcılarından biri. Döndürülen tüm o dolapların bir gün kendisine misliyle döneceğini, aktörlerinden biri olduğu kaos ve belirsizliğin kendisi için fırsatlarla birlikte riskler de barındırdığını bilerek en küçük bir tehlike olasılığını bile imha etmek istiyor, gözüdönmüşçesine!..



 



Evleri, hastaneleri, plajları kısacası hayatı vuran bu katil, son günlerde binlerce askerin katıldığı kapsamlı kara operasyonu ile Gazze’nin yüreğini sökmeye çalışıyor. Havadan her anını gözetlediği, denizden ve karadan bombalar yağdırdığı Gazze’de çığırından çıkan bir kıyıcılıkla adeta kan içiyor! Saldırıların başladığı 7 Temmuz tarihinden bu yana 425 kişi hayatını kaybetti. Bunların 112’si çocuk, 44’ü de kadın! Yaralı sayısı ise 3 bin 8!



 



Günlerdir süren saldırganlık bugün gözüdönmüş bir kıyıma dönüştü. Önce Kızılhaç Örgütü’nün “ölü ve yaralıların hastanelere taşınması” için önerdiği iki saatlik ateşkesi kabul etti. Ateşkesin hemen ilk saatindeyse Hamas’ın ateşkesi bozduğunu iddia ederek Gazze’yi yeniden bombalamaya başladı.



 



Bu bombardımanda Gazze’nin Şecaiye semtini özel hedef aldı. Tüm bir semt kelimenin gerçek anlamı ile yerle bir oldu. Semt hastanesini ve ambulansları da vuracak kadar ileri gitti. Basına yansıyan bilgilere göre bu kapsamlı bombardımandan canını kurtarabilen Filistinliler evlerini terkederk daha güvenli olabilecek bölgerlere sığınmaya çalışırken, tüm bir semt ölüm ıssızlığına büründü. Görgü tanıkları hemen her yerde insan cesetlerinin olduğunu, pek çok evin yıkılması ve bombardımanın etkisiyle yanıyor olması nedeniyle gerçek bilançonun tespitinin güç olduğunu belirtiyorlar. Sadece tespit edilebilense, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 65 kişinin yaşamını yitirdiği, 480 kişinin de yaralandığı...



 



Tüm dünya haklarına meydan okumakla özdeş olan Şecaiye semtine dönük bu kanlı saldırıyı katli Natenyahu, o çok tanıdığımız argümanlarla meşrulaştırmaya çalıştı: "Teröristlerin kalesi" ve “bölgede roket rampaları var“



 



İsrail’in kitlesel sivil katliamına dönüşen saldırganlığını bu kadar soğuk kanlıca savunmasında, Gazze’nin yalnızlığı ve emperyalistiyle-bölge gericisiyle tüm dünya devletlerinin hayırhah ya da açık onayı belirleyici. Emperyalist ABD bugünkü kitlesel kıyımdan sonra ateşkes görüşmeleri için önümüzdeki günlerde girişimlerde bulunacağını geveledi. Hemen tüm devletler İsrail’in meşru müdafaa hakkından dem vurmayı ihmal etmeden “bu kadar da olmaz ki“ diyerek durumu idare etmeye çalıştı. Kokuşmuş BM ateşkes görüşmeleri için devreye girmeye çabalıyor!



 



Türkiye ise halen aynı hamasi nutuklarla, hatta “soykırım“ gibi büyük harflerle söylenen cinsinden olanlarla durumu idare etmeye çalışıyor. Filistin davasını ancak siyasete malzeme yapan, halkın acılarını bir simsar gibi halkı avlamak için kullanan burjuva hükümetten başka da tık çıkmıyor. "Soykırımcı" olarak tanımlanan İsrail’le ilişkiler aynen devam ediyor. Bu ikiyüzlü politika İsrail ve hamilerini halkların öfkesini masaya sürerek tehdit edecek kadar tek kelimeyle komikleşebiliyor! Hani o düşman oldukları halkların... Derin siyasetçi Davuoğlu, İsrail’i “sivilleri gözet“ diye uyararak sonuna kadar destekleyen ABD’li Kerry’ye, İsrail saldırılarının devam etmesi halinde, bunun sadece İslam dünyası değil tüm dünyada toplumsal tepki ve hatta patlamalara neden olabileceği konusunda uyarabiliyor!



 



Davutoğlu kendi acizliklerini ele veren bu uyarı ile aslında kırk yılda bir doğruyu da söylemiş oluyor. İsrail ve tüm katilleri o çok korktukları "toplumsal tepki ve patlamalar durdurabilir“ ve durduracak! Hamasi nutuklar atan, sağa sola akıl dağıtırken halen İsrail’le  tüm alanlardaki ilişkilerini sürdüren burjuva hükümete, o kararları aldıracak olan da o toplumsal tepkiler olacak. Mazlum Filistin halkının kanını döken, üzerinde kurduğu cendereleri her gün biraz daha sıkan, Ortadoğu’da kaynayan cadı kazanını bizzat tepesinde duran İsrail’le devam eden tüm ilişkileri bu tepki sonlandıracak.



 



Türkiye işçi ve emekçileri Davutoğlugillerin hamasi nutuklarına karşı, “İsrail’le ekonomik-siyasi ilişkiler kesilsin!“, “İsrail’i korumak için Kürecik’e kurulan üs kapatılsın!“ talepleriyle sokaklara indiğinde Davutoğlu da hamasetin hayatın gerçeğini örtemeyeceğini bir kez daha anlayacak. Toplumsal tepki ve öfkeyi birilerine karşı şantaj olarak kullanacak kadar acizleşen bu sahtekarlar, en azından ekonomik ilişkileri kesmeye bile yanaşmayan tutumlarının hesabını da o zaman vercekler.