Sütaş işçileri direnişlerinin 98. gününde Sütaş Genel Müdürlüğü'nün önündeydi...
Tek Gıda İş'te örgütlendikleri için işten atılan işçiler direnişlerinin 98. gününde tüm işçiler işe geri alınana dek direnişi sürdüreceklerini bir kez daha ilan etmek ve kamuoyunu Sütaş'ta sendika kabul edilene kadar ürünleri boykot etmeye çağırmak için bugün bir kez daha Sütaş Genel Müdürlüğü'nün önündeydi.
Bugüne kadar Aksaray'dan yirmi yedi, Karacabey'den on dört toplam kırk bir işçi işten atıldı. 98 gündür süren direniş firesiz devam ederken, patronun kıyımları da aynı şekilde devam etti.
İşçiler yaşanan kıyımı taşıdıkları pankartlar ve attıkları sloganlarla protesto ettiler. Eylemde sembolik olarak ayaklarına taktıkları prangalarla kölece çalışma koşullarını ifade etmek isteyen işçiler, daha sonra bu prangaları Sütaş Genel Müdürlüğü'nün önüne bırakarak, "Söz bitti, sıra eylemde!", "İş, ekmek yoksa barış da yok!" sloganlarıyla eylemlerinin bundan sonra daha farklı biçimlerle süreceklerini ifade ettiler.

Tek Gıda İş tarafından yapılan açıklamada, bugüne kadar lokal biçimde süren direnişin, bundan sonra Genel Merkez tarafından koordine edileceği belirtilerek, Sütaş ürünlerinin hangi koşullarda üretildiğine dair ellerindeki bilgileri kamuoyuyla paylaşacakları vurgulandı. Sütaş patronlarının hem işçileri kölece koşullarda çalıştırmak, hem de sendikalı işyerlerindeki üretime getirilen denetimlerden kaçınmak için sendikal örgütlenmeyi engellemeye çalıştıklarını ifade eden sendika, tüm kamuoyunun Sütaş ürünlerini boykot etmesinin öneminin altını çizdi.

Sütaş'ta yaşananlar sözümona anayasal bir hak olan sendikal örgütlenme hakkının halen ciddi bir mücadelenin konusu olduğunu bir kez daha gösterdi. Sütaş patronu Muharrem Yılmaz'ın sendikal örgütlenme karşısındaki ilk tutumu fabrikadaki yöneticilerine işçilerin e-devlet şifrelerini zorla toplattırmak oldu. Şifresini vermeyerek sendikadan istifa etmeyi reddeden işçileri anında işten çıkardı.
İşten çıkarılan işçilerin fabrika önlerinde başlattıkları direnişin görünmez kılınması için etraflarını TIR'larla çevirtti, işçilerin direniş yaptıkları alan biogaz yapımında kullanılan 13 ton gübre döktürdü. Gübre nedeniyle sinekler, haşereler ve koku üretimi etkilemeye başlayınca mecburen alanı toprakla kapattırdı.
Sütaş'ta sendikal örgütlenme karşısında geliştirdiği bu kirli pratik açığa çıkınca "demokrat TÜSİAD"ın itibarı zedelenmesin diye Genel Başkanlığı'ndan istifa etti. İstifa ederken de "sendikaya karşı olmadığını" eklemeyi unutmadı! Fakat saldırılarında daha rahat hareket etmek için istifa ettiği, hemen akabinde açığa çıktı. Onca kirli saldırıya rağmen kıramadığı direnişin üzerine bu sefer de asker ve polisi yolladı. Hatta daha da ileri giderek direnişçi işçilerle facebook üzerinden yzışan işçileri tespit ettirerek onların da işine son verdirtti.
98 gündür fabrika önünde firesiz devam eden direnişin bu etaptan sonra farklı biçimlerle daha ileri noktalara taşınması ve bu pervasızlığa sınıf diliyle yanıt verilmesi kaçınılmazdır. Sütaş ürünlerinin boykotu bunun bir yanını oluştururken, Tek Gıda İş'in direnişi daha kapsamlı biçimlerle sürdürmeye öncülük etmesi ve güçlü bir destek ve dayanışmayla sahiplenilmesi de diğer boyutunu oluşturmaktadır.