Bakanlar Kurulu'nun "erteleme" kararını tanımayan Çayırhan maden işçileri sınıfın kolektif çıkarlarını temsil ediyorlar
Ciner Holding’in sahibi olduğu Çayırhan Park Teknik A.Ş. Linyit Kömür Maden İşletmesi'nde çalışan ve Türkiye Maden-İş Sendikası'na üye olan bin 250 işçi, Bakanlar Kurulu'nun tıpkı cam işçilerinin grevinde olduğu gibi aldığı 60 günlük "erteleme" kararını tanımayarak dün saat 16:00 itibariyle greve başladılar.
İşçiler dün saat 16:00 itibari ile başladıkları grevlerinin ilk gününde geceyi madende geçirdiler. Sabahın ilk ışıklarıyla da aileleri ve çevre halkıyla nizamiye kapısında buluşarak, grevlerinin meşruluğunu, haklılığını ve bundan aldıkları güçle kararlılıklarını ifade ettiler. Greve çevre ilçelerden de yoğun ilgi olduğu, basına yansıyan bilgiler arasında.
Greve nasıl gidildi?
Ankara'nın Nallıhan İlçesi'ne bağlı Çayırhan Mahallesi'nde bulunan madende, sendikayla Ciner grubu arasında süren yaklaşık 7 aylık toplu sözleşme görüşmelerinde bir sonuca ulaşılamayınca, grev oylamasına gidildi ve 748 'evet' oyuyla grev kararı alındı.
TİS görüşmelerinde uzlaşmaya gidilemeyen maddeler ise işçiler açısından olmazsa olmazları oluşturuyor. Bunların başta geleni, "Soma'daki gibi ölmek istemiyoruz" sözleriyle özetlenen işçi sağlığı ve güvenliğini kapsayan konularda yapılacak düzenlemelerle ilgili olanı. Keza ölümle burun buruna yapılan bu işte son derece düşük ücretlerle çalışıyor olmak ve bu kuralın son görüşmelerde sürdürülmesi de öyle... İşçiler ayrıca, çalışma sistemine belirli kuralların konulması, mesela hafta sonu tatillerinin gasp edilmesinden vazgeçilmesinde de geri atmaktan yana değiller.
Bakanlar Kurulu'nun neoliberal "çevik devlet" esprisine uygun olarak (burjuvazi için tüm bürokratik pürüzleri hızla gideren devlet!), grevin hemen ertesinde adeta ışık hızıyla aldığı "erteleme" kararını tanımayan işçiler, grevlerini kararlılıkla sürdüreceklerini ifade ediyorlar. Zaten özünde yasaklamak anlamına gelen "erteleme" kararını fiili meşru mücadele ile tanımamaları da bu kararlılığın somut ifadesidir.
Örgütlülük işlevsizleştiriliyor!
Çayırhan maden işçilerinin grevinin de cam işçilerininkinde olduğu gibi Bakanlar Kurulu kararı ile "ertelenmesi", burjuvazi ve devletinin işçi sınıfına karşı yeni saldırı düzlemine geçtiği ve bunu giderek sistemli hale getirdiğinin ifadesidir. Bugüne kadar daha çok yasal olduğu halde sendikal örgütlenme hakkına dönük saldırılarla karşı karşıyaydık. İnce bir gizli çalışmayla gerçekleştirilen örgütlenme farkedildiğinde kıyımlar yapılarak kırılmaya çalışılırdı. Şimdiyse işçi sınıfının örgütlü kesimlerine dönük özel bir saldırı moduna geçildiğini anlıyoruz. Keza sendikalı olmanın esas gücü grev silahından gelir. Bu silahın etkisizleştirildiği koşullarda işçi sınıfı fiilen örgütsüzleştirilmiş olur. O nedenle de bu "erteleme" kararları yasal yollarla kaldırılamaz, nitekim cam grevinin "ertelenmesi" konusunda Kristal İş'in Danıştay'a itiraza verilen yanıt ortadadır. Burjuvazinin arkasında muhtemelen yasal bir düzenlemeyle getireceği bu saldırısına karşı yürünecek yol Çayırhan maden işçilerinin yürüdüğü yoldur. İşçi sınıfının fiili meşru mücadele çizgisinin arkasında özgüvenle durmasıdır. Çayırhan grevi bu noktalardan bakılınca sınıfın kolektif çıkarları açısından son derece kritik bir yerde durmaktadır. Kolektif bir sahiplenme ve dayanışma ağıyla, en başta bu nedenlerle buluşmalıdır!