İsrail'le ticari ilişkileri bile kesemeyenler ona atfedilen tüm sıfatların taşıyıcısıdırlar
Ç. Avdil
Türk tekelci burjuvazisinin sözcülerinin bizim siyasal terimlerimizi demagojik söylemlerle iğdiş etmesi az rastladığımız bir durum değildir. Bunların önde gidenlerinden biri olan Tayyip Erdoğan, Orhan Pamuk ve CNN muhabiri Becky Anderson’ın katıldığı bir programda cumhurbaşkanlığı seçimleri ve İsrail’in Filistin’deki katliamları üzerine yorumlar yaptı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kapıda olduğu şu günlerde, ekonomik-siyasal-askeri açılardan Ortadoğu’daki stratejik ortağı İsrail ile Gazze’deki katliamlara karşı gelişen toplumsal tepkiler arasındaki sıkışmasını, yine bir demagojik söylemle, “Geceleri bütün endişem Filistin, Filistin, Filistin!” diyerek savuşturacağını sandı. Buna ikiyüzlülük de denemez; bu, olsa olsa bukalemun yüzlülüktür. Erdoğan, dünyanın sessizliğine kızmakla başlattığı tiradın dozajını, İsrail katliamları için “Hitler” benzetmesinin arkasında olduğunu söylemeye vardırarak, iyice yükseltti:
“Bu yorumlarımın (İsrail’i Hitlerle karşılaştırması) tamamen arkasındayım. Çünkü Hitler tarafından uygulanan Nazizm, faşizme bakarsanız, İsrail’in bugün Gazze’de yaptığının Hitler’in yaptıklarını aştığını görürsünüz. Hitlerin yaptığını onaylamıyoruz. Şu anda İsrail’in yaptığı zulmü, katliamı ve soykırımı da kabul etmiyoruz”
O bunları söylerken Filistin’de çocukların sığındığı bir okul, İsrail tarafından bombalanıyordu. İsrail işgal ordusunun Gazze’de devam eden katliamlarında, 800′ü aşan Filistinliden çocuk olan 167’sine yenileri ekleniyordu. Yaralılardan yüzde 70′inden fazlası çocuk ve kadın olan 4 bin 300′den fazla Filistinliye yenileri ekleniyordu. Yerlerinden edilen 120 bin Filistinlinin sayısı katlanıyordu...
Hitler yaşasaydı aynı şeyleri yapardı!
İsrail’in Filistin’deki katliamlarının Hitler’i aratmadığı doğrudur. Bir başka doğru da, Hitler yaşasaydı ve Türkiye egemenleri gibi Ortadoğu’da bölgesel güç olma ereğiyle hareket etseydi, tıpkı sizin gibi İsrail’le stratejik ortaklık geliştirirdi! Bölgedeki emperyalist egemenlik çatışmalarına balıklama dalar, sizin gibi işbirlikçi devletlerin çıkarları nasıl ki çatışma-silah ticareti başta olmak üzere, ekonomik ve siyasal ilişkiler geliştirmekteyse, o da bundan fazlasını, inanın yapmazdı.
Sizin tabanınızı keskinleştirmek için, din ve mezhep ayrımı üzerine kurduğunuz, halkları ve emekçileri birbirine boğazlatma stratejinizi de aynen devam ettirirdi. Ne de olsa Ortadoğu’da savaş, istikrarsızlık ve kaos emperyalist ülkelerin olduğu kadar, sizin gibi bölge devletlerinin de vazgeçilmez yol arkadaşı...
Bölge giderek savaş sanayinin daha fazla nemalandığı üslerden biri haline dönüşürken, siz 2009′dan beri Türkiye-İsrail ticaret hacmini 5 milyar dolara ulaştırarak, tam ikiye katladınız, İsrail’in çocukları öldürdüğü bombaları finanse ettiniz. 1996′da imzalanan Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşması ile ilişkilerinizi bir üst noktaya taşıdınız. Zira İsrail, Türkiye’nin savunma sanayi alanındaki en önemli ortaklarından biri... Türkiye, İsrail’den yüksek teknoloji gerektiren savunma sanayi ürünleri alırken, İsrail de Türkiye’den daha çok askeri malzemeler alırmış! Ticaret hacmi açısından İsrail'le ilişkide dünya genelinde beşinci sıradasınız.
İsrail’in katliamlarını kınayan eylemlerden yükselen “İsrail’le siyasi ve ticari ilişkilere son verilsin” seslerine karşı Dışişleri Bakanı Davutoğlu “İsrail’le ilişkilerimizi kesmemiz söz konusu olamaz” açıklamasını kim bilir kaçıncı kez yaptı.
Türkiye’nin İsrail’e ihracatı 2012 yılının ilk çeyreğinde 555 milyon dolar iken, 2013′de bu rakam 612 milyon dolara ulaşmış. İsrail’in Türkiye’ye ihracatı ise 2012 yılının ilk çeyreğinde 448 milyon dolar iken, 2013′de 475 milyon dolara yükselmiştir.
Bunlar öyle basit rakamlar değil.
İsrail, emperyalistlerden ve siz işbirlikçi devletlerden aldığı destekle Filistin halkını sürekli kuşatma altında tutuyor. Filistin halkına kendi ülkesini açık hava hapishanesi haline getirebiliyor. Sürekli bir çatışma halinde yaşamaya mahkum edebiliyor.
“Hitler”le ticari anlaşmalarınız
Mavi Marmara’da dokuz kişinin katledilmesi üzerine bütün esip gürlemeleriniz esnasında dahi, Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçiliği Ticaret Ataşeliği yaptığı açıklamada ”İsrail’le ticari ilişkilerin büyük yara almadığını” söylüyordu. Ataşeliğin 2013 Yılı Ticaret Raporu’nda, “2013 yılının ilk yarısında, İsrail’in ülkemizden yaptığı ithalat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 artarak 1,17 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir”, 2014′de ise “Hazır gıda, meşrubat mal grubunda oluşan yüzde 64 oranındaki artış, geçen yıllarda, ülkemizden İsrail’e ihracat potansiyeli çok daha yüksek görünen fakat nispeten zayıf kalmakta olan bu ürün grubunda olumlu bir gelişmenin sevindirici bir işareti olmuştur” diye size “müjde” veriyordu.
Biz bilinenleri niye tekrarlıyoruz ki?! İsrail sermayesinin Türkiye’ye akmasına karşı çıkanları yine demagojik söylemlerle “Yabancı sermaye düşmanlığı yapmayın. Paranın dini, milleti, ırkı olmaz” diyerek “faşistlikle” suçlamanız bütün bunların özetlenmiş haliydi aslında. Ama bir faşist “faşist” lafını asla ağzına alamaz. Bir “Hitler” başkasına “Hitler” diyemez!