Bu dava meşru değildir!

Av. Kazım Bayraktar Sarısülük ailesi hakkında açılan davaya ilişkin açıklama yaptı

GÜNCEL
Cumartesi, 26 Temmuz 2014 (12 yıl 3 ay önce)

Avukat Kazım Bayraktar'ın,  Ethem yoldaşın katili polis Ahmet Şahbaz'ın "yargılandığı" davanın 23 Eylül 2013 tarihinde görülen ilk duruşmasıyla ilgili olarak Sarısülük ailesine açılan dava ile ilgili olarak yaptığı basın açıklamasını yayınlıyoruz:



 




Ethem Sarısülük davasının 23.09.2014 günü yapılan ilk duruşmasında, katil polis memuru Ahmet Şahbaz'ın darp edildiği, katile ve mahkeme heyetine hakaret edildiği, katilin yaralandığı iddiasıyla Ethem'in annesi Sayfı Sarısülük, kardeşi İkrar Sarısülük, ağabeyleri Cem ve Mustafa Sarısülük hakkında Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Katilin bu olay sırasında yaralandığı ve hakarete maruz kaldığı gerekçesiyle yaptığı şikayet başvurusu ile başlatılan soruşturma sonucunda, Sarısülük ailesinin mahkeme heyetine ve katile hakaret ile katili yaralama eylemlerinden yargılanmasına karar verildi. Duruşması 17.10.2014 günü yapılacak.



 



İddianamede 6. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti olayın mağduru, katil Ahmet Şahbaz şikayetçi, Sarısülük ailesi sanık olarak sıfatlandırıldı. Akit, Sabah, Zaman gazetelerinin haber ve fotoğrafları, katil hakkında verilen adli tıp raporu, polislerin ifadeleri, duruşmada çekilmiş bazı kamera kayıtları kanıt olarak gösterildi. Mahkeme heyeti ile katil polis ve avukatları davanın bir yanında Sarısülük ailesi ve avukatları diğer yanında yer alacak.



 



İlk duruşmada yaşanan olaylar sırasıyla yeniden hatırlanmalıdır.



 



23 Eylül 2013 günü yapılan ilk duruşma mahkeme heyeti ile çevik kuvvet şube müdürlüğünün birlikte hazırladıkları provokasyon ortamında başlamıştı. Başta demokratik kurum temsilcileri olmak üzere  duruşmayı izlemek üzere gelen çok sayıda insan adliye binasına dahi alınmadan ve duruşma saatinden yaklaşık bir saat önce 80 kadar sivil giydirilmiş çevik kuvvet polisi ve amirleri  duruşma salonunun izleyici bölümünün ilk sıralarına nizami bir şekilde; kimlikleri açıklanmayan orta yaş ve üzeri kravatlı üç şahıs sanık bölümüne yerleştirilmiş, yargılama bu koşullar altında başlatılmak istenmişti. Adliyenin çevresi ve koridorları ile duruşma salonunun önü sivil polis kaynıyordu. Sarısülük ailesi ve avukatları, davanın daha ilk duruşmasında tam bir polis ablukası içinde buldular kendilerini. Sokaklarda gösteri yapan insanları gaz kapsülleri ile vuran, orantısız güç kullanmanın ötesinde vahşice ve düşmanca saldıran, iktidar ve yargı tarafından korunup kollanarak sürekli suç işlemeye teşvik edilen çevik kuvvet polisleri bu kez sivil giydirilerek  duruşma salonuna yerleştirilmişlerdi. 



 



Avukatların ısrarlı talepleri karşısında Mahkeme Heyeti izleyici bölümündeki sivil polislerin dışarı çıkmalarına, ancak peşinden de duruşmanın kapalı yapılmasına karar verdi. Duruşmanın kapalı yapılması kararı hiçbir  yasal bir gerekçeye dayanmıyordu. Sivil giyimli çevik kuvvet polisleri dışarı çıkarlarken yakınlarında bulunan müdahil avukatlarının üzerine pet şişe attılar ve hakaret ettiler. Salondan dışarı çıktıklarında mahkemenin çağrısı üzerine gelip duruşma salonunun dışında bekleyen müdahil tanıklarına, kapalılık kararı nedeniyle dışarı çıkarılan az sayıda sivil izleyiciye saldırdılar ve tanıklardan ikisini yaraladılar. Bu aşamaya kadar Sarısülük ailesinin sanığa yönelik herhangi bir eylemleri söz konusu olmadı. Müdahil avukatları mahkeme heyetinin tanıkların can güvenliğini sağlamakta acze düştüğünü gördüler ve olaya müdahale etmek için dışarı yöneldiklerinde Sarısülük ailesi de hareketlendi. Tam sanığın yakınından geçerken aile ile sanık arasında bir arbede yaşandı ve sanığın peruğu, bıyığı, kaşı ve gözlüğü yere düştü. Adliye polisleri sanığı diğer kapıdan dışarı çıkardılar ve duruşma ertelendi. Bu arada adliye önünde bekleyen kitleye resmi çevik kuvvet polisi saldırmaya başladı, tüm adliye gaza boğuldu.



 



Açılan bu davanın meşruiyetinden söz edilemez. Çünkü;



 



Olayların birinci derecede sorumlusu Mahkeme heyeti, Ankara Çevik Kuvvet Şube Müdürü ve amirleri ile katil sanığı ve avukatlarıdır. Önceden planlanmış yasa dışı bir işbirliği söz konusudur. Acılı aileye, avukatlarına ve yargılamayı izlemeye gelen insan hakları ve demokratik kurum temsilcilerine karşı duruşma salonunda,  polis terörü altında, katil lehine psikolojik üstünlük sağlanmak istenmiştir. Bununla da yetinilmemiş katilin kimliğinin doğal ayrılmaz parçası olan yüzü gizlenerek hem gizli sanık uygulaması yapılmış hem de delil karartılmıştır. Her ikisi de suçtur. Sanık gerçek kimliğindeki ya da resmi onaylı fotoğrafı ile karşılaştırılabilecek şekilde yüzü açık bir biçimde duruşmaya gelmek, getirilmek zorundadır. Sanığın yüzünün gizlenmesi eylemi Mahkeme heyeti, Çevik Kuvvet müdür ve amirleri ile sanık arasında önceden yapılmış bir işbirliği ile gerçekleştirilmiştir.



 



Sarısülük ailesi, mahkeme heyeti ile Çevik Kuvvet müdür ve amirlerinin, katilin ve avukatlarının ortaklaşa işledikleri bir suçu ve usulsüzlüğü ortaya çıkarmışlar, davadaki haklarının suç işlenerek çiğnenmesine karşı meşru savunma haklarını kullanmışlardır. Katil sanığı, maskesi düşürülerek yargılama usulüne uygun hale getirilmiştir. Hakaret ve yaralama söz konusu olmuşsa bunun sorumluları o provokasyon ortamını hazırlayanlardır.



 



Sarısülük davasında karşılaştığımız yasa ve hukuk dışı karar ve uygulamalar, yargının meşruiyeti ile ihkak-ı hak'ı (bireyin kendi hakkını kendinin alması) tartışmayı gerektirecek kadar açık ve cüretkar düzeye ulaşmıştır. 23 Eylül 2013'den bugüne kadar siyasal iktidar-yargı-polis üçgeninde yaşadığımız ve tanık olduğumuz olaylar, başta hükümet olmak üzere yargı ile polis teşkilatının meşruiyetini ve ihkak-ı hak'ı tartışma konusu olmaktan çıkarmak bir yana daha fazla gündeme getirmektedir. Toplumun farklı kesimlerini aynı çatı altında bir arada tutan asgari temel hukuksal bağların gün geçtikçe çözülmekte olduğu Türkiye'de hiç kimse yargı ve polis teşkilatı karşısında asgari ölçüde dahi hukuk güvencesine sahip değildir.



 



Baskı, tehdit ve soruşturmalar bugüne kadar Sarısülük ailesini ve müdahil avukatları yıldıramadı bundan sonra da yıldıramayacak.



 



Faşizme karşı demokrasi ve özgürlük özlemi duyan herkesi 17 Ekim günü Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılacak olan duruşmayı izlemeye Sarısülük ailesine destek olmaya çağırıyoruz.



                                                                                 



26.07.2014



                                                              



Av. Kazım Bayraktar