Sosyal demokratların kanlı geçmişini, omurgasızlığını, günü kurtarma politikalarını biliyoruz
Mustafa Karabudak
Türkiye’de her on yılda bir yapılan askeri darbede, cunta hükümdarlığını her yenileyişinde olan emekçi kesime, devrimcilere, Alevi ve Kürtlere olmuştur. Ağır bedeller ödeyenler bizleriz yani...
1980 darbesinde özellikle Diyarbakır ve Mamak askeri işkencehaneleri halka yapılan işkence, zulüm, taciz, tecavüz sorguda katledilenler ve gözaltında kaybedilenlerle anılır. Militarizm postallarıyla ezip geçmiştir. En çok direnenlerin iradesini teslim almaya çalışmıştır. Çünkü bilir ki onursuzlaşan insan teslim olur, teslim olunan iradeyi de kendisi şekillendirecektir.
2003 yılından sonra devlet kendi iç dinamiklerini şekillendirirken iç didişmeleriyle askerle yapılan irade savaşıyla ortaya dökülen Ergenekon yapılanmasını da teşhir etmiştir. Sözümona demokratik yapılanma yoluna gidilirken de geçmişte suç işleyen askeri güçler cezalandırılmıştır. Bu durum en çok CHP’yi rahatsız etmiştir. İlk kurulduğu günden beri sözde halkın partisi olan CHP gerçekte militarizmin meclisteki borazanıdır.
2007 yılında özde cumhuriyete ve paşalara sahip çıkma adı altında AKP karşıtlığıyla yoğrulup. Cumhuriyet mitingleri yaparak adeta sıradan insanları, özellikle de yetmiş iki millete bir bakan Alevileri milliyetçileştirmeye başladı. İnsanlar geçmişi unutup askere sahip çıktılar. Sürekli elinde bayrak, miting miting dolaşan insanlara, "Bu oyuna gelmeyin bugün, sizin sahip çıktığınız emekli paşalar bu bayrak altında ve 1980'de size işkence yapan insanlardı..." denildiğinde arsızca sırıtarak “yaw o zaman öyleydi, geldi geçti” diyerek adeta kendi onurlarını ayak altına alıp onursuzluğu kanıksamış olduklarını ifade ediyorlardı. O zihniyetin, o aymazlığın ve kanıksanmışlığın geldiği nokta işte burasıdır.
30 Mart yerel seçimlerinde Mansur Yavaş’a oy verdiler, şimdi de Ekmeleddin'e oy verecekler. Düzen cephesi, kurguladığı planı, CHP eliyle alternatifmiş gibi servis etmektedir. AKP ve özünde Tayyip Erdoğan’ı yıpratmak adına emekçilere, Alevilere alternatif olarak sunulan kişi Tayyip Erdoğan'ın ekürüsidir. Yani hangi ata oynadığınızın bir hükmü yoktur. Özellikle Aleviler ve emekçiler bu duruma bir dur demelidir. Artık Aleviler çantada keklik olmamalıdır. Eğer CHP Alevi oylarına talipse onlara danışması gerekirdi, fikirlerini ve önerilerini almalıdır. Kemal Kılıçdaroğlu en yakın çalışma arkadaşlarından bile gizli gizli görüşüp anlaştığı adayını zorla dayatmış, İlk başta “tanımıyorsunuz ama tanıdıkça seveceksiniz” diye adeta dalga geçmiş, sonra da tehditvari masaya vurarak “tıpış tıpış gidip oyunu vereceksin”, demesine insanlığın da bir cevabı olmalıdır. Bu kadar kanıksanmışlık ve irade erozyonu olmamalı. AKP’yi yıpratma adına ölümü gösterip sıtmaya razı eden bu çağdışı zihniyet mahkûm edilmelidir.
Sosyal demokratların kanlı geçmişini, omurgasızlığını, günü kurtarma çabasıyla kaygan zeminde yaptıkları politikalarını biliyoruz. Ama 30 Mart yerel seçiminde yaptıkları ve 10 Ağustos'ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimindeki çabaları daha bir başka. Yaptıklarıyla söyledikleriyle sadece oy avcılığı olmayıp emekçi insanları, Alevileri, Kürtleri, Ermenileri ve Anadolulun diğer kadim halklarını katilleriyle barıştırmaya çalışıyorlar, katillerine oy verdirerek taçlandırmaya çalışıyorlar. Bu kabul edilemez.
Bizler kendi gücünün farkında olan insanlar, gelecek kaygısı olan insanlar, onuruyla yaşayan insanlar, geçmişte yapılanları unutmayan insanlar... bizi- bizleri katillerimize mecbur etmeye çalışan zihniyete verecek cevabımız da sert olmalıdır.