Sanatın yapılandırılmasının sıçrama halkası: "Sahne ölme yeri değildir. Bazı sanatçılar evinde ölsün."
Sahne ölme yeri değildir. Bazı sanatçılar evinde ölsün!
Kamu Personeli Yasa Tasarısı Taslağı ile kurumların geldiği durum şu: Sanat Kurumlarımızın tümü, bugün 657 sayılı kanunla kendilerine verilmiş olan istisnai konumlarını kaybediyorlar. Genel kamu yönetimi sistemine dahil edilmişler. Yüksek öğrenim görmüş herhangi biri tarafından, herhangi bir kamu kuruluşu gibi yönetilmeleri tasarlanmış. Bu en büyük yanlış bizce. Bir de, kurumun asli işini yapmakla görevli olan sanatçılar ve sanat teknik elemanlar 'sözleşmeli personel' kabul edilmiş, hatta kurumların Genel Müdürleri bile 'istisnai sözleşmeli pozisyon' diye bir pozisyona getirilmiş. (Devlet Konservatuarları Mezunları Derneği üyesi Nilgün Fıratlı)Toplumsal olan herşey gibi sanatta piyasanın malı yapıldı. Bu yalnızca sanatçının alınıp satılan bir meta haline getirilmesi değil, icra edilen sanatında burjuvazinin ideo-kültürel tahakküm araçlarından biri olarak daha gelişkin konumlandırılması girişimidir. Sanatçının hizaya çekilerek sistemin ihtiyaç ve hedefleri doğrultusunda uslu çocuklar olarak işlevlendirilmesidir. Eskiden "uslu durmayanlar" sürgün edilirlerdi şimdi işten atılacaklar.
Faşizm, burjuva bireycilik ve revizyonizm el ele sanatı ve sanatçıyı bir depolitizasyon haline getirmeye çalışıyorlar. Bunun için var olan güçleriyle sanatta partizanlık ilkesine karşı savaşıyorlar. Tövbekar, troçkist, revizyonist, tasfiyecei, liberal, anarşist aydın unsurlar sadece "kışlaya, okula, camiye" kapattırma değil, felsefeye ve benzerine de sadece kitlesel kurumlar değil bireysel yaşantıya da politika sokmamakta faşist diktatörlükle (burjuvazi) keşisiyorlar. (Estetik Tasfiyecilik Üzerine - Devrimci Proletarya, Ocak 1992 Sayı:5)Ve bu aydınlarımız saldırı karşısında hareketsiz kalarak neoliberal politikaların sanatta da hakimiyet kurmasının dolaylı da olsa bu anlamda destekçisi oldular. Şimdi sıra onlara geldi. Fakat işçi ve emekçiler sessiz kalmamalıdırlar. Sağlıkta sessiz kalarak yaşam hakkının gasp edilmesini izlemekle yetinen emekçi halktan ötesini beklemek hayalcilik gibi görünse de saldırıyı durdurmak kadar geriye çevirmek de yine onların, bizlerin elimizde.