Aslında yaşamı topluyoruz

Fındıkları değil mücadeleyi, yoldaşlığı, işçiliği... yaşamı topladık fındık niyetine...

GENÇLİK
Pazar, 24 Ağustos 2014 (11 yıl 9 ay önce)

Bugüne değin türlü işlerde çalışmışlığım olmuştur. İnşaat işlerinden tutun da ayakkabı boyacılığına kadar. Babadan kalan terzi yamaklığı da dahil. Ama bu yılın Ağustos’unda çalıştığım işi deneyimleyeceğimi söyleseler inanmazdım.



 



25-35 yaş grubuna dahil ve kalburaltı yaşam süren hemen hepimizin mazisinde gecekondu mahalleleri ya da gettolarda yaşamışlık vardır. Burada kazanılan dostluklar, edinilenler, oynanan oyunlar... En kıymetlisi de dönüp arkaya baktığımız gülerek anımsadığımız kendi mamulümüz atraksiyonlar; mahalle kavgaları, gizlice sigara içmeler, çeşitli hafiyelikler, ağaca dalmalar vs... Ademden bu yana her şeyin yasaklısına meyletmek adetten olagelmiş ya, evde kiloyla önümüze konulan yemişten daha cazip gelirdi masum hırsızlıklar yaparak yıkamadan yediğimiz yemişler. İşte bu Ağustos, fiili olarak bu işi meslek edindik kendimize; fındık bahçesine "dalmayı"!.. Bu eylemimizde eksik olan tek şey "ağaca dalan vaaarrr!.." diyerek bahçeden kaçarken kendi kendimizi bağırarak ihbar ederek bahçe sahibiyle dalga geçmeşiyimizdi.



 



Uzaktan, haberlerden izlediğimiz mevsimlik tarım işçiliğini yaşadık bu Ağustos. Anlattıklarımda ya da kendi yaşanmışlıklarınıza vurduğunuzda dile kolay gelebilir yapılan iş. Ancak mevzu cocukluk anılarımızı dahi kitabına uydurunca hiç de öyle olmuyor. Herhalde hiçbirinizin hatırında sabahın yedisinde kalkıp bir bahçeye dalmışlığınız yoktur. Ya da aceleye gelen barınma koşullarınıza inatla kafa tutmanız…



 



Mevsimlik tarım işçisi, adı üzerinde mevsimlik çalışır. Hangi mamül hangi yörede hangi mevsimde yetişirse oralara konar-göçer. İşin zorluğundan ve diğer etmenlerden olsa gerek, bu işte Türk asıllı olmayanlar ya da göçmenler çalışır (Kürtler, Romenler, Suriyeliler vs.) Orta Anadolu’da veya Karadeniz bölgesinde çalışan göçmenler üzerlerine binbir türlü kılıf giydirilerek horlanır. Kendine insanım diyen herkesin öncesinde iyiniyetli temiz kalpli gözüken köylünün bu ırkçılığı yüzünden insanlığı örselenir.



 



Fındık üreticisinin çoğu fındıktan bıkmıştır. Aralarında çok nadirdir ihtiyaca binaen fundalığını hasat eden. Geneli 'dede toprağını terketti' kelamından sakınmak için toplatır fındığını. Zaten büyük çoğunluğu şehirde kalburüstü yaşayan kimselerden oluşuyor İstanbul Karadenizinin fındık üreticisi. Bir köyünden bir başka köyüne çocuklarının huyu suyu hayalleri bile değişen memlekette varlık içinde okumayan çocuklarının vefasızlığından ötürü üniversite öğrenci kimliğinin para ettiği nadir memlekettlerden biridir İstanbul Karadenizi. Ser verip sır vermemekle, köylüyle samimi sohbetlerle, kimlik tespiti yapabilmeyle, eşarbın bağlanma biçimi sayesinde gerici fraksiyonlar arasındaki ayrımı tecrübe etmekle tattığımız 15 günlük tarım işçiliğimizde; çuval bezinden çadır imal edip yağmurdan sonra yağmur suyunu yiyerek ıslak uyandığımız sabahları, köylünün merkezden atanan muhtarla arasında geçen husumete malzeme edilerek kovulduğumuz barınakta geçen öğlenleri ve kamp ateşinde pişirdiğimiz o doyumsuz yemekleri, odun atesinde demleyip çalı parçasıyla şekerini karıştırdığımiz kaçak çaylarıyla unutulmayacak bir kamp zamanıydı. Ama en çok da yokuş aşagı yattığımız yerde aşağı yuvarlanıp "toprak kaydı" diyerek kendisini teselli eden yoldaşımı bir de motivasyonumuz her düştüğünde "EĞLENÇEEE" diye bağırarak bizi motive eden çavuş yoldaşımı ve daha birçok güzel anısıyla bir dahaki yılı iple çektiren bir deneyimdi benim için mevsimlik fındık işçiliği.



 



Her şeye rağmen değil her yanıyla muazzam ve kolektif bir deneyimdi. Bundandır ki aslında fındıkları değil, mücadeleyi, yoldaşlığı, işçiliği ve bir bütün olarak yaşamı deneyimleyip topladık fındık niyetine...