Kolay mı öyle çekip 3 tane sıkmak?!

O köhnemiş saraylarından bize kader öremeyeceklerini bir kez daha göstermek için 3 Eylül'de Ankara Adliyesi'nde olacağız

GÜNCEL
Perşembe, 28 Ağustos 2014 (12 yıl 2 ay önce)

Bu ülkede sayısız kiralık katil, sayısız halk çocuğunu katlettikten sonra yaptıklarını tıpkı Şahbaz'ın "Çektim sıktım 3 tane" dediği gibi böbürlenerek anlattılar. Bu katiller sürüsü, işçi ve emekçi çocuklarını kaç bin kere budarken o körpecik dallarından her defasında, döktükleri kanın sarhoşluğuyla ayinsel bir "huzura" erdiler.



 



Fakat dökülen her kanımızla kendilerini bekleyen o cehennemi geleceği ötelediklerini düşünürlerken, ateşi asla soğumayacak başka bir cehennemin kucağına düştüler. Onların cehennemi, bizim halen tükenmeyen ve asla tüketemeyeceklerini bildikleri varlığımızdır. Her katliamda "bir eksilttik" diye sevinirlerken bu zebaniler ve efendileri, aslında daha fazla çoğullaştığımızı bilmenin kabusuyla nefes alıp verdiler.



 



Şahbazgiller, efendileri adına kurşun sıkarken bu köhnemiş düzenin mahkemelerine, siyasal iktidarlarının tüm bileşenlerine karşı da hep tetikte oldular. Onlar hem bizden hem de bizzat "sahiplerinden" duydukları korkuyla bu düzenin bir çakal duyarlılığıyla nefes alıp veren tortularına dönüştüler. O mahkemelerinin, siyasal otorite belledikleri tüm hamilerinin; temsil ettikleri sınıf adına er ya da geç kendilerini harcayabilecekleri  ihtimalini her zaman akıllarında bulundurdular. Onların, düzenlerini korumak için gerektiği zaman gözlerini kırpmadan bizzat kendi uşaklarını yutacaklarını bilerek tetikte uyudular her vakit. Bu düzenin efendilerinin işçi ve emekçilerin, evlatları için sokağı tutuşturan öfkesinin büyümesini engellemek için kendilerine bir leş muamelesi yapacağını asla unutmadılar.



 



Ethem'i tüm dünyanın gözleri önünde katleden Şahbaz'ın kan dökerkenki sarhoşluğunun hızla kabusa dönüştüğü açık. Kapitalist barbarlık düzeninin efendileri diğer katillere ve gelecekte katil olacak olanlara güç vermek için onu sonuna kadar tavizsizce korumaya çalıştılar. "Kurşun atan da yiyen de" felsefesinin tipik temsilcisi olan Şahbaz için akıl almaz tiyatrolar kurguladılar. Düzenleri gibi çürümüş mahkemelerinin soytarılaşması pahasına yaptılar bunu!..



 



Bu soytarılar topluluğunun sergilediği çadır tiyatrosuna geçen duruşmada bir virgül konulmak zorunda kalındı. İşçi ve emekçilerin katledilen evlatlarına sahip çıkması, asıl mahkemeyi o "Adliye Sarayları"nın önüne kurmaları karşısında bu fütursuz gösteriyi daha fazla sürdüremeyeceklerini anladılar. Yaklaşık 1 yıl boyunca sergilenen onca pervasızlıktan sonra kendi çürümüş düzenlerini korumak için tüm dünyanın gözü önünde o kurşunu sıkan kiralık katillerini, tutuklamak zorunda kaldılar! "Çektim sıktım 3 tane" diye böbürlenenin kendisi olduğunu kabul ettiği halde "kasten adam öldürmekten" tutuklamadılar ama, bu badireyi en hafif hasarla atlatacağı bir yorum icat ederek “olası kasıtla adam öldürmek suçundan cezalandırılması ve tutuklanmasına” dediler adına.



 



Şimdi 3 Eylül'de görülecek yedinci duruşmada da aynı güzergahta ilerleyecekler.



 



Onların dökülen kanlarımız üzerinde bu kadar rahat tepinmelerine izin vermeyecek olan bizleriz. Ve bizler; Ethem'in, Ali İsmail'in, Abdullah Cömert'in, Mehmet'in, Ahmet'in, Berkin'in ve tüm emekçi çocuklarının dökülen kanlarının her bir damlasının bedelini misliyle ödeyeceklerini hissetirmediğimiz sürece daha çok canımız "çektim sıktım 3 tane" pervasızlığıyla katledilecek!



 



Ve bizler bu kiralık katillerin uğruna kurşun sıktıkları bu barbarlık düzenine karşı isyana tutuşmadığımız sürece Şahbaz'lar hiç bitmeyeceği gibi, her defasında daha fütursuz bir saldırganlıkla üzerimize çullanacaklar.



 



Ethem ve Gezi'de ölümsüzleşen tüm canlarımız kolektif isyanımızın bayraklarıdır. Onların katillerinin sırtlarının sıvazlanması en küçük bir kıpırtımızın bile kanla bastırılacağı mesajıdır. Bu mesaja karşı öreceğimiz toplumsal duyarlılık ve kolektif meydan okuma, dünyanın sömürücü ve zalimlerin çöplüğü olmadığını hatırlatan görkemli bir tokat olacaktır.



 



Ethem'lerin katillerinin sadece Şahbaz'lar olmadığını çok iyi biliyoruz. O namluya/namlulara bu çürümüş düzenin tüm bekçileri tarafından basıldı. Onların hesabı da ancak o, tarihin çöplüğüne yollandığında sorulacak.



 



Fakat Şahbaz'ların o köhnemiş mahkemlerce ağır cezalara mahkum edilmek zorunda kalınması bu yürüyüş için unutulmaz bir moral olacaktır. Kolektif gücümüzü iliklerimizde hissedeceğimiz bir moral!..



 



Ethem'in o proleter gözüpekliği ve sakınmasızlığına layık bir duruşla o köhnemiş saraylarından bize kader öremeyeceklerini bir kez daha göstermek için 3 Eylül'de Ankara Adliyesi'nin önünde olacağız.



 



Bu dava hepimizin diyor ve tüm işçi ve emekçileri Ankara Adliyesi'nin önüne davet ediyoruz!



 



İstanbul'dan kalkacak otobüs için:



 



Yer: Haldun Taner Sahnesi önü/ Kadıköy



 



Tarih: 2 Eylül 2014/Salı



 



Saat: 24:00