Cam işçisinin mesajı belli!

Kristal İş'in referandum sandığı kurarak "demokrasicilik oyunu" oynamasına işçi iradesi "güvensizlik" yanıtı verdi

İŞÇİ SINIFI
Perşembe, 28 Ağustos 2014 (11 yıl 11 ay önce)

Şişecam'a ait 10 işyerinde 5 bin 800 işçiyi temsil eden Kristal İş Sendikası, 24. Dönem Toplu İş Sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamayınca, 20 Haziran tarihinde greve gitme kararı almış; başlayan grev, sekizinci gününde Bakanlar Kurulu kararıyla "Milli güvenliğe ve sağlığa zararlı" gerekçesiyle 60 gün ertelenerek, fiilen yasaklanmıştı.



 



İşçiler bu kararı fiili eylemlerle etkisizleştirmekte istekli oldukları halde, Kristal İş Sendikası yasal prosedürler içinden hareket etme yolunu seçerek, önce yürütme kararının durdurulması için Danıştay'a başvurmuş, Danıştay başvuruyu reddedince de Anayasa Mahkemesi'ne gitmişti. Anayasa Mahkemesi başvuruyu gündemine almadan Bakanlar Kurulu'nun 60 günlük "erteleme" yani fiili yasak kararının sonuna gelindi. 60 gün, 26 Ağustos tarihi itibariyle doldu.



 



Yasal sınırlar dışında bir yol düşünemeyen ve bunu da yaptığı açıklamalarla alenen ortaya koyan Kristal İş, sürenin dolduğu gün Şişecam yönetimiyle tam bir yenilgi havasıyla masaya oturduğu bir görüşme daha yaptı. Böyle olunca da Şişecam yönetimine sunduğu teklifte de sözleşme süresinin 3 yıla çıkarılması dışında, işçilerin sosyal ve ekonomik taleplerine dair tek bir madde yer almadı. Grev süresinde işten atılan iki öncü işçinin (Tamer Balcı ve İsmail Çalışkan) işine geri dönmesi de keza öyle. Görüşmede de herhangi bir sonuca gidilmeyince Şişecam yönetiminin sunduğu yeni teklifi işçi iradesini tanıyormuş ayaklarına yatarak referanduma götürme kararı aldı.



 



Şişecam yönetiminin hazırladığı yeni teklif, sendika bürokrasisinin işine geldiği yerde yılana sarılırcasına sarıldığı "işçi iradesi"ne yani referanduma sunuldu. Kristal İş'e göre iki seçenek vardı: Ya Şişecam yönetiminin teklifi kabul edilecekti ya da yasal prosedürler gereği Yüksek Hakem Kurulu'na gidilecekti!



 



Şişecam işçisinin zorlu bir mücadeleyi göze alan diriliğine rağmen, fiili meşru mücadeleyi lügattan silen bürokratik sendikacılık, bu gerçeği görmezden geldiği gibi, işi referanduma götürerek kendi sorumluluğundan imtina etmiş olacağını düşündü! İşçi sınıfını demokrasicilik oyunuyla sonucu baştan belli olan iki seçeneğe mahkum etmesinin sorumluluğunu üstlenmemek için getirdiği referandum seçeneğinden çıkan sonuç ise, Şişecam işçisinin sendika bürokrasisine olan tepkisinin yeni bir teyidi dışında bir anlam taşımadı.



 



Şişecam işçisinin referandumda koyduğu tutumu bir açıklamayla duyuran Kristal İş, bu sonucun aslında işçilere dayattığı 2 seçenek dışında bir seçeneği işaret ettiğini görmezden gelerek, "Üyelerimizin ortaya koymuş olduğu görüşler, sendikamız tarafından dikkatle, titizlikle ve sağduyu ile değerlendirilerek hareket edilecektir" gibi oldukça muğlak sözlerle duyurdu.



 



Keza referandumdan çıkan sonuç, Şişecam patronlarının teklifini reddetmekle birlikte aynı zamanda sendika ve yasaların dayattığı diğer seçeneğin de (Yüksek Hakem Kurulu) reddi anlamına geliyor. Kristal iş tarafından açıklanan sonuçlar bunu yeterince iyi anlatıyor:




 



Oy kullanabilecek üye sayısı: 5789



Oylamaya katılan üye sayısı: 3703



Geçersiz ve boş oy: 181



Geçerli oy sayısı: 3522



Evet oyu: 1755 (yüzde 49,83)



Hayır oyu: 1767 (yüzde 50,17)




 



Yaklaşık 1000 işçinin boykot ettiği, katılanların çoğunluğunun ise (yüzde 50.17) "hayır" oyu verdiği bir seçimde sadece bu rakamsal ifadeler bile işçilerin sendikaya güvenmediklerini olduğu kadar, aslında dayatılan prosedürlere bağlı kalmak gibi bir eğilim taşımadıklarını da açıkça anlatmaktadır.



 



Referandumla birlikte, sendika bürokrasisinin o çürümüş karakteriyle işçi iradesini kendisine altlık yapma çabası da esasında boşa çıkmış oldu. Sandıktan çıkan sonuç, sürecin başında olduğu gibi şimdi de fiili meşru mücadele yolunun izlenmesi gerekliliğini bir kez daha hatırlatmak dışında bir anlam taşımıyor.



 



Cam işçisinin tarihi ise böylesi örnekler yaratmış olmasıyla anlamlıdır!