Kristal İş, Şişecam yönetiminin referandumda onaylanmayan son teklifine imza attı
Kristal İş Sendikası, 24. Dönem Cam Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinin anlaşmazlıkla bitmesi üzerine 20 Haziran'da fiilen greve çıktı. 8. gününde grev, Bakanlar Kurulu'nun 60 günlük erteleme kararıyla sona erdi. Sendika sermayenin kar oranlarına odaklı bukeyfi karar karşısında fiili mücadele yöntemlerini devreye sokmak yerine, bilinen icazetçi yolu tercih etti. Yürütmenin durdurulması için Yargıtay'a başvurdu; o başvuruyu reddedince bu sefer de Anayasa Mahkemesi'ne gitti. Anayasa Mahkemesi henüz başvuruyu gündemine almamışken Bakanlar Kurulu'nun "erteleme" için belirlediği 60 günlük süre doldu.
Sürenin dolmasıyla birlikte Kristal İş'in dayandığı sınırlar ve ihanette katettiği yol da daha açık hale geldi. Erteleme süresinin dolduğu gün Şişecam yönetimiyle yeni bir görüşme yapan Kristal İş, o görüşmede işçilerin taleplerini asgari düzeyde bile olsa ifade edecek yeni bir teklif sun(a)madığı gibi, yaşadığı tıkanmayı da patronların verdiği son teklifi işçilerin onayına sunarak aşmaya çalıştı.
Artık kaçacak yeri kalmayan Kristal İş tam bu noktada işin içinden sıyrılmak için referandum ipine sarıldı fakat burada da istediği sonucu alamadı. İşçilerin önemli bir kısmı durumu protesto ederek referanduma katılmadığı gibi, katılanların çoğunluğu da teklife hayır oyu verdi. Bu sonuçla cam işçisi, Şişecam yönetiminin verdiği son teklifi kabul etmediğini açıkça ilan etmiş oldu.
Referandumdan sonra yaptığı açıklamayı "Üyelerimizin ortaya koymuş olduğu görüşler, sendikamız tarafından dikkatle, titizlikle ve sağduyu ile değerlendirilerek hareket edilecektir" sözleriyle bitiren Kristal İş yönetimi ise, hemen ardından işçilerin özünde onaylamadıkları Şişecam yönetiminin son teklifini imzalayarak sürece son ihanet noktasını koymuş oldu.
Dün "işçi iradesinden" bahsederek demokrasicilik oyunu oynayan sendika yönetimi, bu iradeyi alenen çiğneyerek ezici bir sayıda işçinin onaylamadığı teklife imza atarken, bunu gerekçelendirdiği açıklamasıyla sendikaların icazetçilikte ulaştıkları noktanın nasıl bir "çaresizliğe", teslimiyete ulaştığını da göstermiş oldu:
Referandumda üyelerimizin bir bölümün oy kullanmadığı ve evet ile hayır oylarının baş başa olduğu görülmüştür. Bu durumda sözleşmeyle ilgili karar verme sorumluluğunun yönetim kurulumuzda olduğu değerlendirilmiştir. Sözleşmenin Yüksek Hakem Kurulu’na gitmesinin özellikle idari düzenleyici maddelerde yol açabileceği olumsuzluklar dikkate alınarak bu yolun riskli olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan Yüksek Hakem Kurulu’nun parasal hükümler açısından da gelinen düzeyin altında kalabileceği değerlendirilmiştir. Tüm bu nedenlerle işverenden teklifini revize etmesi istenmiştir. Yapılan son görüşmede referandum aşamasında verilen teklifte bazı iyileştirmeler sağlanmıştır” dedi.