“Eşkıyanın bu gece ne yapacağı...”

İstanbul Barosu Hasan Ferit'in davasında yaşananlara dair yazılı açıklama yaptı

GÜNCEL
Cuma, 5 Eylül 2014 (12 yıl 1 ay önce)

Geçen Eylül ayında devlet destekli uyuşturucu çeteleri tarafından Maltepe-Gülsuyu Mahallesi’nde katledilen Hasan Ferit Gedik’in bugün Kartal Adliyesi’nde görülen ikinci duruşması da bir önceki (14 Ağustos) gibi sayısız ihlale, saldırganlığa sahne oldu. Adliye çevresinde, yollarda oluşturulan polis ablukası, Adliye içinde de bazı bölümlerin polis yığınağıyla kapatılması biçimini aldı. Duruşma salonuna girmek isteyen izleyiciler engellendi, avukatlara kimlikleri soruldu.



 



Duruşma anında da heyet avukatların fikrini  bile sormadan duruşmanın kapalı yapılmasına ve salonun boşaltılmasına karar verdi.  Durumu farkeden avukatların ısrarlı itirazları üzerine bu kararını geri aldı. Tıklım tıklım dolan küçük salonda katiller Hasan Ferit’in ailesine hakarette bulundular, tehdit ettiler.



 



Sonuç itibariyle duruşma yine yapılmadı! Heyet güvenlik sorunları olduğu ve salonun duruşma için elverişli olmadığı gerekçeleriyle davayı 15 Eylül'e erteledi. Sadece sanıkların kimlik tespitinin yapıldığı duruşma çıkışındaysa  avukatlar ve aileler polis ve özel güvenlikçilerin saldırısına uğradı, yerlerde sürüklendi.





 

İstanbul Barosu’nu temsilen davayı izlemeye gelen Av. Ömer Kavili de saldırıya uğradı. İstanbul Barosu avukat Kavili'nin saldırıya uğraması ve duruşma boyunca yaşananlarailişkin bir basın açıklaması yayınladı:



 




"Eşkıyanın bu gece ne yapacağı belli olmaz!"



 



Kamuoyunun ve medyanın haklı bir duyarlılık gösterdiği, Maltepe/Gülsuyu’nda Hasan Ferit Gedik’in ölümü ile sonuçlanan olayın bugün yapılan duruşması,  “güvenlik gücü” adı altında görev yapan bir kısım provakatörün avukatlara yönelik saldırılarına sahne olmuştur.



 



İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı, değerli meslektaşımız Av. Ömer Kavili’nin Baro Temsilcisi sıfatıyla izlediği duruşma sonrasında, yaralanmasına neden olan bu saldırı; mesleğimize, Baromuza ve özü itibariyle doğrudan yargıya yapılmış bir kalkışma niteliğindedir.



 



İstanbul/Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve hiçbir şekil ve surette duruşma yapılması koşullarının bulunmadığı bir salonda önceki celse yaşananlar, aslında  bugünkü “güvenlik terörünün”erken uyarısı idi. Buna rağmen, adliyenin bazı alanlarını avukata bile kapatmayı göze alan ve bu konuda nereden talimat aldıkları belli olmayan sözde güvenlik mensupları, olayın asli failleridir.



 



Av. Ömer Kavili, çıkabilecek muhtemel olayları öngörmüş ve Mahkeme Başkanı ile görüşmek suretiyle, önemli ölçüde planlamayı bozmuş ise de, duruşma sonrasındaki “provakasyon kararlılığını” önleyememiştir. Adliye içindeki bir kısım girişleri avukatlara bile kapalı tutan, koridordan geçiş için avukattan “vekaletname” sorma yetkisinikendisinde gören bir anlayış, ıslaha muhtaçtır.



 



İstanbul Barosu olarak soruyoruz;

·        



Polise bu görevi kim vermiştir?

·        



Mahkeme Başkanının talimatının bu yönde olmadığı bizzat kendisi tarafından ifade edildiğine göre, adliyelerde avukata vekaletname sorabilme yetkisinin kaynağı kimdir?

·        



Adliyenin bir bölümü hangi hakla avukata kapatılabilmektedir?



 



İstanbul Barosu olarak haykırıyoruz;

 



"Adı bizde saklı” sorumluların yargı önüne çıkarılması sağlanmazsa, olay örtbas edilirse, bundan böyle başka hiçbir erkle “aynı gemide olduğumuz” varsayılmayacaktır.

·        



Adına “güvenlik gücü” denilen ve yüreklerinde yük olarak taşıdıkları kinle avukata saldıran bu adamlara, yargı içinde savunmanın işlevi ders olarak okutulmadıkça, bundan sonra hiçbir koşulda işbirliğimiz beklenmemelidir.

·        



Adliyelerde sağlanması gereken güvenliğin muhatabı avukat değildir. Avukatın da güvenliği sağlanmalıdır. Güvenlik sağlamakla görevli olanların “darp eden şüpheliler”konumunda bulunması, tuzun koktuğu yerde olduğumuzun kanıtıdır.



 



Makul bir süre bekleyeceğiz. İstanbul Barosunun gücünü test etmeye kalkışanların daha geçen yıl Çağlayan Adliyesi'nde aldıkları yanıtın misliyle yinelenmesi, İstanbul Emniyet Müdürü ve Anadolu Cumhuriyet Başsavcısının kararlarıyla biçimlenecektir.



 



İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI