MGK: Tapuları saklayın

Osmanlı dönemine ait tapu arşivlerinin yayınlanmasına MGK'dan red: "Yayınlamak ne demek, sınırlı kullanın". Gerekçe ise sakınmasızca kondu: "Bu bilgiler asılsız soykırım ve mülkiyet iddiaları gibi konularda istismara yol açabilir."

GÜNCEL
Salı, 19 Eylül 2006 (20 yıl 1 ay önce)

Osmanlı döneminden kalma tapu arşivlerinin yayınlanmasına Milli Güvenlik Kurulu (MGK) karşı çıktı: "Yayınlamak ne demek, sınırlı kullanın". MGK gerekçesini ise sakınmasızca ortaya koydu: "Buralardaki bilgiler asılsız soykırım ve Osmanlı Vakıfları mülkiyet iddiaları gibi konularda istismara yol açabilir."

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, arşivinde bulunan Osmanlı dönemine ait, tapu kayıt belgelerini Türkçeleştirerek, bilgisayar ortamına aktarmak ve Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ne devretmek istedi. Kısaca TARBİS (Tapu Arşiv Otomasyonu) denilen proje ile belgelerin en son teknoloji kullanılarak görüntülenmesi, sağlıklı bir dizin oluşturulması, arşiv bilgi ve belgelerine yetki verilmiş kişilerin güvenlik çerçevesinde kolayca ulaşmasının sağlanması amaçlanıyordu. Çalışmaya konu olan arşiv belgeleri ise şunlar:

[foto]imgok.jpg[/foto]Zabıt-Kayıt Defterleri (yurtiçi ve yurtdışı)
[foto]imgok.jpg[/foto]İstanbul TKBM Arşivindeki defterler
[foto]imgok.jpg[/foto]Köy ve Yayla Sınır Kayıtları ile Mera Tahsis Kararları
[foto]imgok.jpg[/foto]Hasılat Kayıtları
[foto]imgok.jpg[/foto]Tapu Tahrir Defterleri.

Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü projeyle ilgili olarak çeşitli kuruluşlara görüş sordu. Bu kuruluşların başında da tabii ki MGK geliyor. MGK kısaca projenin "Etnik ve siyasi istismara malzeme" olabileceğini belirtip "Tapu Kadastro’da muhafaza edin ve kullanıma sınırlı açın" dedi.

Tapu Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Nihat Şahin imzasını taşıyan görüş yazısı 17 Ağustos 2005 tarihini taşıyor. MGK ise cevabını 26 Ağustos 2005 tarihinde "gizli" ibareli olarak gönderdi. Altında MGK Seferberlik ve Savaş Hazırlıkları Planlama Daire Başkanı Tuğgeneral Tayyar Elmas'ın imzasının bulunduğu cevap metninde şöyle denildi:

Osmanlı Devleti dönemine ait sözkonusu defterlerin içerdiği bilgilerin etnik ve siyasi (asılsız soykırım, Osmanlı Vakıfları mülkiyet iddiaları ve benzeri) istismara malzeme olabileceği ve ülkemizin içinde bulunduğu koşullar dikkate alındığında, kısmen ya da tamamen çoğaltılarak dağıtılmamalarının, genel arşiv çalışması yapılan merkezlere devredilmemelerinin, dolayısıyla bulundukları Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nde muhafaza edilmelerinin ve kullanılmasının ülke menfaatleri açısından sınırlı tutulmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Bu kadar belgenin bunca yıldır saklanması yalnızca bir kaç devlet görevlisi ve kurumun "yanlışı" değildir. Bu belgelerde anlatılan Türkiye tekelci burjuvazisinin kardeş halkların kanını içerek, birikimlerine el koyarak semirmesinin tarihidir. Bu belgeler yalnızca arazilerin sınırlarını değil, halklar arasındaki sınırları çizmektedir. Ve yeni sınırlar için tehcir, soykırım -yalnızca Ermenilere değil, Kürtlere, Pontus Rumlarına vb. karşı da- uygulanmış saldırı politikalarıdır. "Türkiye Türklerindir" faşist çığırtkanlığının üzerine inşa edildiği kirli tarihin belgeleridir. Aynı coğrafyada, aynı sömürücüler tarafından ezilen işçi ve emekçilerin birbirlerine düşmanlaştırılmasının tarihidir.

Bu politikalar hala devam ediyor. Osmanlı'nın Kürdistan Eyaleti gizlenen tapularda yer alırken, son 20 yıldır Kürt halkı köy boşaltma ve zorunlu göç denilen yeni tehcir saldırıları, katliamlar, kaçırma ve kaybetmeler, tecavüzlerle karşı karşıya.