Alınteri'nin 3. sayısı yine dolu dolu çıktı
Alınteri’nden
Yaz aylarının mücadelede de durgunluk anlamına geldiği günler geride kaldı artık… Bu yaz, işçilerin tabandan basıncıyla yaşanan grevlere, grev yasaklarına karşı açığa çıkan öfkeye ve aslında sınıfın içten içe kaynayan dinamiklerine dair pek çok gerçeği yüzeye çıkaran oldukça anlamlı direnişlere sahne oldu.
Yine burjuvazinin stratejik anlamlar yüklediği Cumhurbaşkanlığı seçimleri, hemen tüm toplumsal kesimlerde oldukça canlı bir politizasyona neden oldu.
Yaşanan bölgesel kaos tüm emekçi kesimlerde daha canlı bir politik duyarlılığa neden oldu. IŞİD, Rojava, Filistin, Suriye… artık sadece burjuva siyasetin değil, sokağın ve emekçilerin azımsanmayacak kesimlerinin ilgilendiği, sorgulayıp tartıştığı politik mevzuların başına oturdu.
Mazlum Kürt halkı yakın dönemin en sıcak, yer yer kavurucu yazlarından birini yaşadı… Daha da sayabiliriz…
Bu sayımızda, yazın bu “ağırlığıyla” şimdi evrildiğimiz sonbaharın beklenen fırtınalarını iç içe geçirerek işlemeye özen gösterdik. İşçi direnişlerinden, Kürt sorununa; Ortadoğu’dan, dünyaya alttan alta işleyen devinimi sayfalarımıza taşımaya ve bu karmaşada bir yol açmaya çalıştık.
Kadın cinayetlerinden, savaşın da en ağır tahribatını yaşayan kadınlara; toplumsal hayatın her alanında yaşanan “muhafazakar” hegemonyadan, bu hegemonyanın eğitime yansımasına kadar pek çok konuyu sayfalarımıza taşımaya çalıştık.
Sınıfın en örgütsüz kesimini oluşturan, iş cinayetlerinde en çok ölen, en çok aşağılanıp horlanan, kuralsızlıkla öğütülen bölüklerinden inşaat işçilerinin örgütlenme çabası ve emeğine özel bir yer verdik. Yine ölümle burun buruna sektörlerden biri olan tersanelere ilişkin geçen sayımızda başlayan bir deneyim aktarımının devamını size taşımayı önemsedik. Sayısız işçi eyleminden sayfalarımızdaki sınırların elverdiği kadarını derledik.
Önümüzdeki döneme ilişkin kimi emarelerden yola çıkarak bir gelecek projeksiyonu oluşturmaya çalıştık. Umudun giderek yaygınlaşıp süreklileşen işçi eylemlerinde, çevre ve kent mücadelelerinde, kadın ve toplumsal hayata dönük saldırılara karşı gelişen duyarlılıkta olduğunu vurguladık, bu yolun izlenmesine çağrı yaptık.
Eylül’ü Ethem yoldaşın katilinin yargılandığı davanın 7. duruşmasıyla karşılıyoruz. Sonrası da Haziran ruhunun sönmeyen ateşiyle devam edecek… Bir dahaki sayımızda görüşmek üzere diyoruz…