Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi yeniden eylemde!
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi iki buçuk ay önce Adalet Bakanlığı'yla yaptığı görüşmede "gerekeni yapacağız" sözünü almış, bunun üzerine "herhangi bir değişiklik yapılmazsa eylemlerimize yeniden başlamak üzere şimdilik ara veriyoruz" açıklaması yapmıştı. Geçen süre içinde Bakanlık herhangi bir adım atmayınca, İnisiyatif de eylemlerine yeniden başladı.
Yeniden başlanan eylemlerin ilki için bugün saat 17:45’te Yüksel Caddesi'nde toplanılarak Güvenpark'a yürünüldü. Yürüyüş sırasında sık sık, "Hasta tutsaklara özgürlük!", "Bi ji berxwedane jiyane!", "İçerde dışarda hücreleri parçala!", "Tecrit ölümdür tecride son!" sloganları atıldı. Güvenpark'a gelindiğinde burada 15-20 dakikalık bir oturma eylemi yapıldı. Bu eylemin ardından basın açıklaması okundu.

Basın açıklamasında şunlara değinildi:
4 ay boyunca her Cumartesi kefen giyip sokağa çıktık; hasta mahpuslar hapishanelerden tabutla-kefenle çıkmasın diye... 27 Haziran’da İHD yöneticileri ile hükümet yetkilileri arasında yapılan görüşmelere hükümet yetkilileri, bizim bile bilgisine sahip olmadığımız sayıda bir hasta mahpus listesiyle gelmişlerdir. Biz de gelişmeyi 28 Haziran'da yaptığımız basın açıklamasında duyurmuştuk. Üzerinden bir yaz geçti. Yaz boyunca, cumhurbaşkanlığı seçimleri, Rojava, İŞİD gibi gelişmeler gündemi işgal etti. En son bir hafta önce Yaşar Dere isimli hasta mahpusun Şakran Cezaevi'nden cenazesi çıktı.
Yaşar Dere, 45 yaşındaydı. 17 yıl önce Bitlis'te bir çatışmada yakalanmıştı. Bitlis, Muş ve Karadeniz Bölgeleri'ndeki muhtelif hapishanelerde yattıktan sonra en son olarak Şakran’a, cezaevinden de hastaneye sevk edilmişti. Ancak anjiyo yapılmamış, hiçbir ilaç verilmemiş, herhangi bir tedavi uygulanmamıştı; bile bile ölüme terk edilmişti. Sonuç: Yaşar Dere hapishaneden ancak tabutla çıkabildi.
Artık yeter! Edi bese! .. Hapishaneler, sürekli hastalık üreten, insanları çürüten, fizik olarak yok eden yerler olmaktan çıkarılsın! Kapatarak cezalandırma, zamana yayılmış ölüm cezasına dönüştürülmesin! Hapishanelerdeki insanlık dışı baskı ve işkence son bulsun. Hapishanelerde 24 saat sağlık hakkına ulaşma olanağı sağlansın. Acil durumlarda müdahale etmek için 24 saat doktor ve ambulans bulundurulsun!
En önemlisi Kürtlere, devrimcilere, sosyalistlere, muhaliflere düşman gözüyle bakan uygulamalara son verilsin.
Adli Tıp Kurum'u mahpusların hastalık durumunu belgelemedeki tek yetkili kurum olmaktan çıkarılsın. Eğitim ve araştırma hastaneleriyle, tıp fakültelerinin tam teşekküllü heyet raporları ile Türk Tabipleri Birliği’nin onayladığı bağımsız tıp kurumlarının vereceği raporlar yeterli sayılsın.
Hastalık durumunu belirlemede ayları bulan, sonuçta ancak hasta mahpus öldükten sonra bir sonuca ulaşan bürokrasi ortadan kalksın.
Basın açıklamasının ardından tekrar sloganlar atıldı ve eylem sonlandırıldı.