Ya hakkımızı alacağız ya da...

Önümüzde iki seçenek var; ya işimiz geri verilecek ya da ölüm

İŞÇİ SINIFI
Cuma, 19 Eylül 2014 (11 yıl 11 ay önce)

Depremi yaşamadan önce rahat bir yaşantımız vardı. İşim vardı, evim vardı... Bir atölyede çalışıyordum ve düzenli bir gelir geliyordu. Üç çocuğuma bakabiliyordum. 2011 depremiyle büyük bir sarsıntı yaşadık. Birçok can kaybımız olduğu gibi, evlerimiz de yerle bir oldu. Bir gün içinde sokaklarda yaşamaya başladık. Yaşayan bilir bu sarsıntıyı... Ne kadar anlatsam da yaşamak farklıdır. Elbirliği ile Van’ımızı ayağa kaldırmaya çalıştık deprem sonrası. Bizleri o dönemde bir proje kapsamıyla işe yerleştirdiler. Artık bir işim vardı! Olsun, asgari ücretle çalışıyordum ama, düzenli bir gelir işte. Çoluk çocuğum aç kalmıyordu.



 



Yaşamımda ikinci sarsıntıyı yaşadım



3 yıl öyle ya da böyle çalıştığım işten birden kapının önüne konuldum. "İstihdam edecek koşulumuz yok" diye bir açıklama geldi ve çalıştığımız ekmek kapısı yüzümüze kapandı. Biz de "artık yeter" diyerek ertesi gün bir direnişe başladık. Bu direnişimizde 90 gün sonra Ankara’ya yürüme kararı aldık ve 6 gün boyunca yolları arşınlayarak Ankara’ya geldik. Tabi yollarda polis saldırısından, gazlardan, tazyikli sulardan nasibimizi de aldık.



 



Bütün saldırılara rağmen kaybedecek bir şeyimiz olmadığı için "saldırın" dedik, "isterseniz bizleri öldürün burada" dedik ve yolumuza devam ettik. Yolculuğumuzun 6. gününde Ankara’ya geldik. Şimdi belli görüşmelerimiz olacak; milletvekilleriyle, çeşitli sendikalarla, partilerle görüşeceğiz. Umarım sorunumuz çözülür ve evimize mutlu döneriz. Yoksa artık çoluk çocuğumuzun yüzüne bakacak bir halimiz kalmadı. Onları perişan bir şekilde bıraktık. Okula gönderemiyoruz. Aç sefil bir şekilde... Baba olarak onların karınlarını doyuramamak ne demek, biz bunları yaşıyoruz. Seçim dönemlerinde gelip birçok vaatte bulundular. "İşe döneceksiniz" sözleri verildi. Ama hiçbir sözü tutmadılar. Artık ya ölümüzü buradan gönderirler ya da işe geri alırlar bizi!



 



Bizim çeşitli eylem programlarımız var. İlk etapta çeşitli görüşmeler yapılıyor. Görüşmelerle çözülmezse farklı olur. Cenazemizi gönderirler artık. Sonuna kadar buradayız. Başka ülkeye yardım eden ülke kendi halkına sahip çıkmayı bilmiyor mu?



 



Hepimizin psikolojisi bozuldu



Patlayacak bomba gibiyiz. Bir baba çocuğunu aç bırakıyorsa nasıl olur ki? Evde huzur kalmıyor. Çocuklar okula gidemiyor. Bırak okulu, ekmek bulamayıp aç kalıyor, bu durumda nasıl olunur? O çocuğa nasıl açıklarsın durumu? Önümüzde iki seçenek var; ya işimiz geri verilecek ya da ölüm, başka açıklaması yok. Ha, biz ölümden önce sonuna kadar hakkımızı aramanın peşindeyiz. O yüzden de buradayız. Sonuna kadar da hakkımızı arayacağız. Ben hakkımı almadan dönersem çocuklarımın yüzüne bakamam. Ya alacağız ya da bizi burada öldürsünler!



 



Metin Keskin / Van -Temizlik işçisi