Almanya’da Berlin ve Meklenburg- Porpommern’deki eyalet parlamento seçim sonuçları açıklandı. Burjuva partilerine güvensizliğin bir sonucu olarak seçimlere katılım oranı yüzde 60’larda kaldı.
‘’Angela Merkel ve Matthias Platzeck ömürlerinin 35 yılını komünist ve ekonomik açıdan geri bir ülkede geçirmişlerdir. Almanya gibi dünyanın 3. büyük ekonomik gücüne sahip bir ülkenin bu tür şahıslar tarafından yönetilmesinin sonucu bu olacaktır‘’ türünden, emekçilerin burjuva partilerine güvensizliğini ve her iki seçime de yansıyan siyasal istikrarsızlık görüngülerini gizleme amaçlı yorumlar ortalığı kapladı.
2. Dünya Savaşı'ndan sonra istikrarlı siyasi yapısıyla övünen Almanya’da burjuva partilerinin tümü oy kaybına uğradı. Hristiyan Demokratlar (CDU/CSU) ve Sosyal Demokratlar (SPD) 1990`lara kadar toplam oyların en az yüzde 85`ini alırken bu oran bu seçimde yüzde 70`in altına düştü.
İtiraflar!
‘’Almanya eğer bu süreç devam ederse ve kitle partileri yeni süreci anlayıp bu sürecin getirdiği sorunlara cevap veremezse, Almanya`nın İtalya ve bazı dönemler Türkiye`de de yaşandığı gibi siyasi istikrarsızlığa sürükleneceği kesin. Siyasi istikrarsızlığın yine Almanya`nın tarihinde Hitler`in iktidara gelmesine yol açtığı ve sonra ne tür sonuçları doğurduğu tarihle az da olsa ilgilenen herkesin bildiği bir gerçektir’’. Seçimlerden sonra buna benzer yorumlar daha sık yapılmaya başlandı. Sosyal demokratların başbakan adayı Klaus Wowereit ‘’Kazandık ve böylesi bir sonucu bekliyorduk. Ancak seçime katılım oranının yaklaşık yüzde 60 olması düşündürücü’’ dedi.
Bu durum sadece Almanya`ya özgü bir durum değildir. Siyasal istikrarsızlık unsurları diğer Avrupa ülkelerinde de yaşanıyor. Fransa`da AB Anayasası'nın reddi ve son getto ayaklanmaları, CPE yasasına karşı yapılan direniş bu yeni sürecin ürünü. Hollanda, Belçika, Avusturya`da da benzeri durumlar yaşıyor.
Berlin eyalet seçimlerinde Sosyal demokratlar (SPD) yüzde 30.9’la seçim galibiyetini açıklarken, Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) yüzde 21.2‘lik bir oy kaybına uğradı. Yeşiller partisi ise yüzde 13.2 ile Berlin’de tarihinin en büyük oy oranına sahip oldu. Sosyal demokratların Berlin Başbakan adayı Klaus Wowereit’in seçim öncesi, Berlin’de en yoğun göçmen kitlesine dönük (300 bini aşkın Türk ve Kürt yaşıyor) özel propaganda yürüterek, ırkçı yasalara karşı tepkiyi toparlamaya çalıştı. ’’Türkler’in kendisine güvenmelerini’’ isteyen Wowereit ‘’Berlin’li Türkler, Başbakanları Wowereite’e daha önceden de olduğu gibi güvensinler. Berlin yüzü dünyaya açık bir kent olarak varlık göstermeye devam edecek. Ayrıca Berlin’e gelen yabancılara bu kent kucak açacak’’ dedi. Koalisyonu sol parti ya da Yeşiller’le kurmayı düşündüğünü söyleyen Wowereit’ten sonra, Hristiyan Demokratlar’ın lideri Friedbert Pflüger ise Berlin’de partinin başına geçeceğini duyurdu.
Berlin parlementosuna ayrıca Yeşiller'den Türk kökenli aday Bilkay Öney ve Özcan Mutlu, SPD’den Dilek Kolat, sol parti PDS‘den ise Kürt kökenli Evrim Baba milletvekilli oldu.
Berlin Yaşanacak Dünya