Somalı öncü işçiler, Ankara yürüyüşünün içyüzünün göründüğü gibi olmadığı yönünde uyarıda bulundular
Soma işçilerinin Ankara’ya doğru yürüyüşe geçtikleri haberi işçi sınıfı ve emekten yana herkesi doğal olarak heyecanlandırdı. Bundan çok değil 5 ay once neoliberal kar hırsının yüzlercesini katlettiği işçilerin öfkesinin haklı nedenleri olacağı ön kabulüyle eylem anında sahiplenildi.
Ancak akşam üzeri gazetemizle iletişime geçen Somalı öncü işçiler, işin içyüzünün göründüğü gibi olmadığı yönünde uyarıda bulundular. Farklı kaynaklardan da doğrulattığımız bilgilere göre, maden patronları tarafından bilinçli olarak mağdur edilen işçiler, şimdi de yine aynı kan emiciler ve onların yardakçısı sarı sendikacıların oyununa getirilmiş görünüyor.
Eylemin nasıl geliştiğine ve arka planına ilişkin olarak Soma’dan öncü işçilerin gazetemize ilettikleri bilgileri aşağıdaki röportajda bulacaksınız (Bu bilgileri gazetemize ileten öncü işçilerin isimlerini güvenliklerini düşünerek saklı tutuyoruz):
Yapılan eylem bir işçi emekçi davası için yapılmamaktadır. Ben yürüyüşü duyduğumda katılmak için yanlarına gittiğimde gözlerime inanamadım. En önde sendika ağaları ve şirket yetkilileri kol kola yürüyorlar. Bu tabloyu gördüğümde ise yürüyüşten ayrıldım. Yürüyüşün gerekçesi ise İşçi emekçi hakları değildir. Tümüyle Sendika ağalarının ve şirket sahiplerinin işçileri kendi oyunlarına alet etmesinden ibarettir. Soma katliamı sonrasında mallarına konulan tedbiri kaldırmak için sendikacılar ve şirket yetkilileri işçileride arkalarına takarak Ankara’ya yürüyüşe geçmişlerdir. Eynez madeninini çalıştıran SOMA A.Ş ve Maden-İş sendikasının bir oyunudur bu.
Alınteri: Yürüyüşteki madencilerin hepsi Eynez Ocağı’nda mı çalışıyor?
E: Hayır, hepsi Eynez’de değil. Işıklar ve Soma A.Ş’nin çalıştırdığı diğer ocaklardan gelen işçiler de vardı.
Alınteri: Yürüyüş başladığında kaç işçi vardı? Siz yürüyüşten neden ayrıldınız?
E: Başta bin 500–2 bin kişi vardı. Biz Soma’nın çıkışındaki mezarlıkta yürüyüş kolunu yakaladık. Soma’ya ulaştığımda mezarlığa kadar yürümüşlerdi. Onları yakalayıp yürüyüşe katılıp Kırkağaç’a kadar birlikte yürüdük. Sonra işin rengi değişti. Şimdi sadece 250-300 kişi ancak kaldı.

Alınteri: ‘İşin rengi değişti’ derken neyi kastediyorsunuz? Yürüyüş ne amaçla yapılıyordu? Size söylenen neydi?
E: Biz bir komite-konsey çalışması yürütüyoruz. Bu akşam 18:00 gibi de toplantımız vardı. Ben toplantıdan biraz daha önce gittim. Dediler ki, ‘Ankara’ya yürüyüş var’. Biz, ‘işçiler kendi iradeleriyle yürüyorlar’ diye haber aldık. Dört-beş arkadaş yürüyüş koluna vardık. Hemen yürüyüşe katıldık. Sonra ön saflara geçtik ve bir baktık ki ön tarafta işveren ve onların yalaka takımı en önde Maden-İş 3 No’lu şube yöneticileriyle kolkola yürüyorlar.
Yürüyüşün biz işçilerin sorunları ile alakası olmadığını ve yürüyüş esnasında onların bizi kullanacağını anladık. Maşa olmak istemiyorduk. Bir gün öncesinde Soma A.Ş patronları maaş sorununa ilişkin çıktıkları televizyon programından ”bizim mallarımız üzerindeki tedbiri kaldıracaklar, iş yerlerimizi açacaklar ki, işçilerin maaşlarını ödeyebilelim” diye açıklama yapmışlardı.
Alınteri: Peki yürüyüşün nedeni maaş alacakları mıydı?
E: Bizim yalnızca bu ay maaşımız gecikti. 3 aylık falan maaş alamama durumumuz yoktur. İşçilere ne söylendi bilmiyorum ama haksızlıklara karşı denilmiştir.
Alınteri: Siz olayın bu şekilde olduğunu nerede anladınız?
E: Kırkağaç’ta mola verdiğimiz yerde temsilciler, işveren yalakaları açıklama yaptılar megafonla: “Otobüsler tahsis edildi, otobüsle devam edip sadece şehir içlerinde yürüyeceğiz” dediler. Biz de anlam veremedik bu nasıl yürüyüş… Geri döndük. Bizimle beraber birçok işçi de geri döndü. 250-300 kişi kaldılar.
Alınteri: Peki teşekkür ederiz. Bu bilgiler önemli, hemen yayınlayacağız.
E: Zaten pekçok yere röportaj verdim. Yayınlanırsa seviniriz. Bir yürüyüş olacaksa onu biz madenciler organize edeceğiz ve biz yürüyeceğiz, işverenle değil. Bunun çalışmalarını yürütüyoruz.