19 işçi ailesi, 19 ev, 19 işçinin çocukları, eşleri... şimdi burjuvazinin yoğun baskısıyla yüz yüze kalacak
“Soma’da patlama oldu yüzlerce madenci katledildi.”
“Torunlar’da asansör düştü 10 işçi katledildi.”
“İzmir’de yaşanan asansör kazasında işçiler ağır yalandı.”
Her gün her dakika en az 3-5 işçi katliamı yaşanmakta.
Her gün kadınlar katledilmekte. Göz göre göre yaşanan işçi katliamları işçi güvenliği tedbirleri alınmadığı için olmakta. Dün Ermenek’te olduğu gibi…
Ermenek’te daha önce de en az iki kez aynı olay yaşanmış olmasına, işçiler tedbir alınması gerektiğini söylemelerine rağmen sağır, kör olan gözünü kar hırsı bürümüş, kan emici sermaye yine “bu işin fıtratında var, işçileri kurtarmak için elimizden geleni yapıyoruz” diyor.
Öbür taraftan maden işçilerinin örgütlü oldukları sendikalar hala işçileri sadece bazı çalışma koşullarının düzeltilmesi mücadelesi verip sermayeyle olan bağlarını koparmıyorlar, işçi ölümlerine sessiz kalmaya, seyirci konumunda olmaya devam ediyorlar “biz elimizden geleni yapıyoruz” diyerek... Hatta daha da ileri giderek dün Soma madencilerinin Ankara yürüyüşünde olduğu gibi patronların oyunlarına kol kanat gerip, işçileri buna alet etmeye bile kalkıyorlar.
Belkemiksizliğin dikalası yaptıkları şey açıkçası.
Ermenek’te dünden beri işçilerin kurtarılması bekleniyor, ölümlerin olmaması için dualar ediliyor. 30’a yakın işçi sular altında ölümle burun buruna kaldı. İşçilerden bazıları kurtuldu, maden ocaklarında sular altında kalan 19 işçinin isimlerinin, Osman Çoksöyler, Hüsnü Çolak, Ali Haznedar, Kerim Haznedar, Mehmet Tokat, Hüseyin Çolak, İsa Gözbaşı, Bahri Üzer, Kamil Yaman, Tezcan Gökçe, Uğur İlhan, Hüseyin Gültekin, İsmail Gürses, Mehmet Baha, Mehmet Özcan, Hasan Tuncer, Recep Çiloğlu , Ömer Cansu" olduğu öğrenildi.

Kapitalizm öldürüyor. 19 işçi ailesi, 19 ev, 19 işçinin çocukları, eşlerii... şimdi burjuvazinin ve kolluk güçlerinin, din adamlarının yoğun baskısı ile yüz yüze kalacaklar.
Bütün bunları Soma’da yaşananlardan iyi biliyoruz. Bu saatten sonra madende sular altında kalan işçiler kurtarılsa bile sağlıkları ve psikolojileri mahvolmuş durumda olacak ama, “kurtardık işte sağlık kontrolleri yapılıyor”, diyerek veryansın edilecek. Öbür taraftan olağanüstü bir baskı cenderesi içine düşecekler ki davacı olmasınlar, çok konuşmasınlar, haklarını aramak gibi bir işe kalkışmasınlar…. Bizim de isteğimiz işçilerin sağ kurtulması ancak artık işçiler emekçiler nereye kadar katledileceğiz, nereye kadar dualarla bekleyeceğiz. Daha kaç maden patlaması, daha kaç asansör kazası, daha kaç inşaat işçisi, daha nereye kadar bu kölelik dayatmasına sessiz kalağız!..
Alınteri okuru