"Kölece çalışmaya son!"

"Çalışma koşullarımız ve ücretlerimiz iyileştirilmeli. Gece 12 saat çalışmak istemiyoruz..."

İŞÇİ SINIFI
Perşembe, 30 Ekim 2014 (11 yıl 9 ay önce)

Hak-İş bünyesindeki Tek Gıda-İş’ten DİSK Gıda-İş’e geçtikleri için işten atılan ve fabrika önünde direnişe geçen Ülker işçileriyle röportaj yaptık:



 



Alınteri: Fabrika içindeki çalışma koşullarınızı anlatır mısınız?



Dursun Topal: İçeride 12 saat çalışıyoruz. 12 saat gece, 12 saat gündüz. Bir hafta boyunca böyle çalışıyoruz. İçerde çok seri çalışmamız gerekiyor. Aklı almaz derecede robotlar var, onlarla yarışıyoruz. İki kişinin işini bir kişiye yaptırmaya çalışıyorlar. Ne kadar az eleman o kadar çok iş, böyle bir politika var içeride. Oturup çalışmamız gereken zamanlarda oturmamıza izin vermiyorlar, bazı zamanlarda oturarak çalıştığımızda daha çok verim alınabilecekken, oturmamıza yine de izin vermiyorlar. ‘Ayakta çalışacaksınız’ diye dayatılıyor.



 



Çikolata bölümü olduğu için klima şart -çikolatanın erimemesi için- ama bu insan sağlığına zarar veriyorsa çare bulunması gerekir. Patronlar için üretim, insan sağlığından daha önemli, hasta olmamak için önlem alınmasını, hiç olmazsa mont verilmesini istedik, kabul etmediler, kendimiz aldık giydirmediler.



 



Gofret bölümü çok sıcak, kolileme dediğimiz bölüm çok soğuk. Yani fırından çıkıp buzdolabına girmiş oluyoruz. Gofret bölümünde çalışırken saatte bir kolileme bölümüne de girmek zorundayız, işimiz gereği. Bu yüzden en çok bel fıtığı, boyun fıtığı, kas ağrılarına yakalanan arkadaşlarımız çok fazla sayıda. Bu konuda şikayette bulunduk. Hem sendikaya, hem  amirlerimize her seferinde ilettik, iletiyoruz. Ama hiç duymadılar varsa yoksa üretimin yapılması önemsedikleri şey.



 



Alınteri: Demin gofret bölümünden bahsettiniz, ‘hem çok sıcak hem çok soğuk’ dediniz burası tek bölüm sanırım, ama gofret bölümüyle, kolileme bölümünde ayrı eleman çalıştırılmıyor mu, sağlığınız açısından mümkün değil mi?



Dursun Topal: Zaten öyle ama yani kolileme ve gofret bölümünde çalışanlar ayrı fakat bizim saatte bir gidip gelmemiz gerekiyor.



 



Alınteri: Kaç bölüm var?



Dursun Topal: Gofret, Albeni,Metro, bayramlık çikolata… şimdi aklıma gelenler bunlar.



 



Alınteri: Hepiniz her bölümde çalışabiliyor musunuz?



Dursun Topal: Haftalık çalışma listesi yapılır. O listelere bakıyorsun hangi hafta hangi bölümde çalışacağını öğreniyorsun, her hafta çalıştığımız bölüm farklı oluyor. Böylece tüm bölümlerde her işçi çalışıyor.



 



Alınteri: Haftalık çalışacağınız yerleri öğrendiğinizde, sağlığınız çalışacağını bölüm için elverişli değil ve bunu şeflerinize ilettiniz. O zaman ne diyorlar, nasıl karşılanıyorsunuz?



Dursun Topal: Doktora git, rapor al diyorlar.



 



Alınteri: raporu kabul ediyorlar mı?



Dursun Topal: En fazla bir iki gün idare ediyorlar, üçüncü günü başka bölüme gönderiyor ama bir sürü sıkıntı yaşıyoruz.



 



Alınteri: Ülker Fabrikası’nda en ağır diyebileceğimiz bölüm hangi bölüm.



Dursun Topal: En ağır bölüm şeker atma, bayramlık çikolata, pirinç patlatma, gofret bölümleri. Şeker atma bölümünde günde 250 ton şeker atmamız gerekiyor. Hem çikolata 1’de, hem de çikolata 2’de bu problem var. Gece işi çok yorucu. 



 



Akşam 18:30’da başlıyorsun sabah 07:00’ye kadar hiç durmadan çalışıyorsun, ne vücut dayanıyor ne de uykusuzluğa dayanabiliyorsun. Saat 02:00’den, 03:00’ten sonra bitiyorsun artık. Çalıştığımız makine çok hızlı, çok dikkatli olmayı gerektiriyor. Her an bir iş kazası yaşamakla yüz yüzeyiz. Hatta birçok kereler, birçok işçi arkadaşımız iş kazası geçirdi.



 



Alınteri: Kolilemeyi de siz mi yapıyorsunuz?



Dursun Topal: O bölümler ayrı ayrı, üretimin makinaya girmesinden çıkışına kadar herkesin görevi beklidir. Kimi şekere bakar, kimi koliye bakar diye görevlendirilme yapılıyor.



 



Alınteri: Üretim yapılırken belli bir limit var mı, ‘şu kadar sürede şu kadar ürün çıkaracaksınız’ gibi?..



Dursun Topal: Fabrika bunu kota olarak belirlemiş zaten. Günlük üretim kapatisesi belli, gelip tek tek işçilere şu kadar üretim yapacaksınız demiyorlar. İmalatta kullandığımız makinenin bir standardı var, o makinelerde çalışan işçi o üretim kapasitesinden sorumludur. Mesela günlük 500 kg çıkaracaksın, 5 bin bin koli çıkaracaksın gibi; bunun azı ya da çoğu yok. Makine arıza falan yaparsa az ürün çıkabilir yoksa değişmez standarttır. Bütün imkanlar zorlanmıştır. En çok robotlar üzerinden belirlenmiştir kota.



 



Alınteri: Kolilemeyi sürekli bir kişi mi yapıyor?



Dursun Topal: Evet, robottan çıkan ürünü alıp kolilemek bir kişinin görevidir. 12 saat boyunca ve bir hafta süreyle sadece bir kişi yapmak zorunda.



 



Alınteri: Ülker Fabrikası aslında ağır sanayi iş koluna giriyor sanırım. Ama daha önceki sohbetlerimizde ‘ağır sanayi iş kolundan çıkarıldı’ demiştiniz. Bu nasıl oldu anlatabilir misiniz.



Dursun Topal: Bildiğimiz kadarıyla kadın işçi çalıştırmayan fabrikalar ağır sanayiye giriyor. Burada ilk başlarda on kadın işçi işe alındı, ağır sanayi iş kolundan çıkabilmek için. Şu anda da 60’a yakın kadın çalıştırıyorlar. Böylece ağır sanayi işkolundan çıkarıldı Ülker Fabrikası. Ağır sanayi işkoluna girdiğinde çalışma saatlerinin daha farklı olması gerekiyor. Bir ağır sanayi işkoluna giren fabrikada 12 saat çalıştıramazlar, 8 saat çalıştırmak zorundalar çünkü. Daha yüksek ücret ödemek zorundalar. Bunların hepsini aşmak için kadın işçiler alınmaya başlandı.



 



Alınteri: Fabrikada taşeron çalışan işçiler var mı?



Dursun Topal: Evet var; Ülker’in mamüllerini yapıyorlar, onlar bodrum katta bir yerde çalıştırılıyor. Bodrumda depo, sevkiyat işlerini de taşeron işçilere yaptırıyorlar. Geçen sene taşeronlarla yan yana aynı işi yaptık. Buna sendika hiç sesini çıkarmadı. Bizim çalışma koşullarımız böyle.



 



Alınteri: Hak-İş’ten DİSK’e geçerken beklentileriniz nedir.



Dursun Topal: Şu ana kadar anlattığım çalışma koşullarının düzeltilmesi, bunun için mücadele edilmesi. Çalışma koşullarımız, ücretlerimiz, özellikle çalışma saatlerimiz… Gece çalışmak istemiyoruz. Çalışsak bile 8 saat çalışalım diyoruz. 12 saat çalışınca erken yaşlanıyoruz, bedeniniz yaşarken ölüyor. Zaten stres, bunalım, hava alacak yer yok, içerdeki pencereler bile kapalı, nerdeyse hiç güneş görmüyoruz. Tüm bu şartlarımızın düzeltilmesini istiyoruz.