Onlarca Afrikalı göçmenin ölü bedeni bu sabah Marmara kıyılarına vurdu
Dünyanın savaşa, iç savaşa, açlığa, işsizliğe, yoksulluğa kestiğinin resmidir batık gemilerde cesetleri kıyılara vuran göçmenler. Emperyalist kapitalist barbarlığın o çürümüş sûreti; iş cinayetlerinde kaybettiğimiz işçilerin ölü bedenlerinde olduğu gibi, yaşamak için başka olanakları kalmadığı için insan kaçakçıları aracılığıyla evlerini, yurtlarını terk etmek zorunda kalan göçmenlerin denizlere saçılan ölü bedenlerinde de vücut bulur.
Onlarca insan, balık istifi vaziyette hurdaya dönmüş küçücük teknelerde ücretli köle olabilme şansı yakalayabilecekleri yeni bölgelere taşınırlar. Afrika'dan, Ortadoğu'dan ve dünyanın diğer harabeye dönüştürülmüş, kanlarına kadar soğurulmuş bölgelerinden; sadece ücretli köle olabilme şansı ya da savaşların-iç savaşların o boğucu atmosferinden kurtulma umuduyla yollara dökülürler. Yaşadıkları koşulların ölümle özdeş olduğunu düşünmelerinden olsa gerek, oralardan uzaklaşmak için adeta bilerek ölüme kulaç açarlar. Çıktıkları yolun sonunda kendilerini ölüm ya da ondan biraz daha evla olan mültecilik koşullarının beklediğini bilerek rıza gösterirler insan tacirlerinin o azrail kıyıcılığına.
Kah Libya açıklarında, kah İtalya ya da bilmem hangi ülkenin sahillerine vurur onlarcasının cesetleri. Cesetleriyle bu vampirler düzenine isyana çağıran birer manifesto olurlar! Ya da "cesetlerimiz bunun manifestosu değil de nedir?" diye haykırırlar!
Daha geçtiğimiz aylarda onlarca göçmenin ölü bedenleri Libya açıklarında kıyıya vurmuştu. Şimdi de dünya metropolü İstanbul'un kıyılarına vurdu! Bu sabah saat 07:30-08:00 sularında İstanbul Boğazı'nın Karadeniz çıkışında küçücük bir tekneye doldurulan onlarca göçmen, batan tekneyle birlikte denize gömüldü. İlk balıkçılar koştu yardımlarına. Ama aralarında çocukların da bulunduğu onlarca hayat çoktan sulara gömülmüştü. Sahil Güvenlik Komutanlığı, şu ana kadar yürütülen arama kurtarma çalışmalarında yedi kişinin sağ olarak kurtarıldığını, 24 kişinin ise cansız bedenleriyle denizden çıkarıldığını açıkladı.

Onlarca Afrikalı göçmen, sadece ucuzun da ucuzu işgücü olma ya da savaşların, iç savaşların kıyıcılığından kurtulma umuduyla insan kaçakçılarına kişi başına 7 bin Euro vererek Avrupa'nın doğusuna, Romanya'ya gidiyorlardı. Ölümüne bir yolculuğa varlarını yoklarını yatırarak küçücük bir hayat olasılığına bile bile lades diyordu.
Fazla söze gerek var mı?!