1 Kasım Dünya Kobanê Günü dolayısıyla sınıra yapılan yolculukta çadırkentleri ziyaret ettik
Alınteri’nin de içinde olduğu 266 kitle örgütü ve devrimci kurumdan oluşan İstanbul Kobanê Dayanışması olarak 1 Kasım Dünya Kobanê Günü'nde sınıra gittik. Sınıra yapılan bu yolculukta, IŞİD katliamları sırasında Suruç’a geçen Kobanêli emekçiler için kurulan çadırkentleri ziyaret ettik, bilgiler aldık.
İlk ziyaret ettiğimiz çadırkent Kobanê direnişinin son derece kritikleştiği anlardan birinde bedenini silaha dönüştürerek ölümsüzleşen YPG gerillası Arin Mirkan'ın adını alan çadırkent oldu. Bu "kentin" sorumlusuyla yapılan görüşmelerde çadır kentin problemleri, ihtiyaçları ve nasıl karşılanabileceği üzerine konuştuk.
Ağzını her açtığında Kobanê direnişi karşısındaki tahammülsüzlüğünü kusan, Kürt halkına hakaret üstüne hakaret yağdıran Tayyip Erdoğan'ın ikiyüzlülüğü, burjuva siyasetin en kirli suretini taşıyan söylemleri, bu kentlere uzaktan baktığınız anda bile yüzünüze çarpıyor! Tayyip'in "Gözünüze dursun, o çadır kentlerin tüm ihtiyaçlarını biz karşılıyoruz" cümleleriyle Kürt halkının başına kalktığı o "yardımların" buralara hiç uğramadığını anlıyor, yalanın bu kadarından mideniz bulanıyor! O kadar ki Tayyip'in bulduğu her mikrofona bu yalanları üflemesine rağmen, bırakalım yardım etmeyi, tersine gelen yardımları engellediklerini öğreniyoruz.

Burjuva siyasetinin iki yüzlü karakterine yabancı değiliz. Sayısız örnekle bizi bu konuda bizzat kendileri örgütlediler. Vanlı depremzedeler için toplanıp gönderilmeye çalışılan yardımların akıbetini de görmüştük. Ayrıca koli koli Türk bayrağı ve taş gönderildiğini de unutmadık elbette!.. Bu zihniyet şimdi de çadır kentlere bol bol magazin dergileri gönderiyor!..
Devlet ve Erdoğan, "Her şeylerini karşılıyoruz, biz Suriyeli halka kapımızı, kucağımızı açtık" naraları atsa da; Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerin ana caddeleri, ara sokakları evsiz, işsiz, yoksul, aç, dilenmek zorunda kalan bu insanlarla dolu. Erdoğan ve T.C onları böyle kucaklıyor! Erdoğan'ın kucaklayamadığı , dilendiremediği Kobanêliler, Rojovalılar ise, tüm zorluklara rağmen çadırkentlerde kendi halkıyla bütünleşerek, onurlu bir şekilde geri dönecekleri günleri bekliyorlar.
Arin Miran Çadırkent'inde yüzlerce çocuk var. En ufak bir yağmurda çamurlar içinde kalıyorlar, dere kenarına kurulmuş olan çadırkent yağmurla birlikte su içinde yüzen bir çadır kent olma tehlikesiyle yüz yüze. "Kentin" hemen caddenin yanına kurulmuş olması özellikle çocuklar açısından risk oluşturuyor. Her ne kadar görevliler olsa da, şu an sayılarının yeterli olmaması ve çocukların kalabalık olmaları nedeniyle her an bir trafik kazası yaşanma olasılığı yüksek. Çadırkentte suyun olmaması, insanların su ihtiyaçlarını o caddeyi geçerek "kente" uzak bir noktadan karşılamaları da ayrıca risk oluşturuyor. Çünkü cadde trafiğin yoğun olduğu bir cadde.

Bizim gördüğümüz kadarıyla, "kentte" 0-1 yaş arası çok sayıda çocuk var anne sütü ile beslenen. O nedenle öncelikle süt, bebek bezi, kadın pedi, kuru gıda, bir çamaşırhane, kreş, gibi ihtiyaçların karşılanmaya çalışılması gerekiyor. Psikolog, pedagog ve sağlıkçı ihtiyacı da görünür düzeyde. Ayrıca ağrı kesiciler, nezle-grip engelleyici-iyileştirici tıbbi ilaçlara da acil ihtiyaç var.
Çadırkent çocukları, savaş çocukları... Bombalar altında da olsa onların gözlerindeki ışık hiç sönmeyecek. Onların gülerek, inanarak, parlayan gözleriyle haykırdıkları “Biji Rojava!”, “Biji berxwedane Kobanê!”, “Biji YPG-YPJ!”, “Kobanê IŞİD’e mezar olacak!” sloganları, "kapımızı açtık, kucakladık" mavalları okuyan Erdoğan’a en iyi cevaptır.
Arin Mirkan çadırkent sorumlusu çadırkentlerle ilgili şu sorunları dile getirdi: Rojava’dan gelen halk için oluşturduğumuz bütün çadırkentler için bir koordinasyon oluşturduk. İhtiyaçlarımızın bu koordinasyon üzerinden öğrenilip, koordine edilmesi gerekir. Doktorlar, ya da STK’lar gelip burada 'biz yardım yapmak istiyoruz, işte banyo, tuvalet ya da yolları yapacağız, ya da elbise getirdik' gibi rastgele müdahil olduklarında iş zorlaşıyor. Her çadırkentin kendine göre ihtiyaçları var. Her çadırkent kendi ihtiyaçlarını belirliyor, 'şuna şuna ihtiyacımız var' diye... Şimdi böyle bireysel olarak direkt yardım etmek isteyenler olunca her birine aynı ihtiyaçlar söyleniyor. O zaman da üçü de aynı malzeme desteğinde bulunuyor. Diğer çadırkentlerin ihtiyaçları karşılanamıyor böyle olunca. Bu nedenle bütün yardım bağlantılarının koordinasyon üzerinden yapılması gerekmektedir. Tüm ihtiyaçlar koordinasyona iletildi. Sadece buranın değil; Rojava, Kobanê, Suphi Nejat Ağırnaslı çadırkentlerinin de ihtiyaçları koordinasyona iletildi.
Ayrıca şu an var olan çadırkentler yetmiyor, daha da yenileri yapılıyor. Bu çadırkentler sadece halkın desteğiyle yapılıyor. İmkanlar da zaten sınırlıdır, devletin destek yapmasını bırakın, durmadan sorun ve sıkıntı çıkarıyor. Bu yardımları yapmamızı bile engellemeye çalışıyor. Arkadaşlar, her kim çadırkentlere yardım getirecekse direk koordinasyona bildirmeleri, iletişime geçmeleri, koordinasyon kanalı ile yardımda bulunmalarını istiyoruz. Bütün çadırkent sorumluları, görevlileri ihtiyaçlarımızı koordinasyona bildirmişiz, gelen yardımlar genel koordinasyon deposuna gelecek, çadır kentlerin ihtiyacına göre dağıtım yapılacak, yapılıyor. Şimdi biz ihtiyaçları size söyleriz ancak, sadece burası değil, bunun gibi 5-6 tane çadırkent var. O nedenle gelen yardımlar genel koordinasyona gelerek tüm çadırkentlerin ihtiyaçlarına göre dağıtımı yapılması sağlanıyor. Gelen yardımlar zaten ayakkabıdır, kışlık giyecektir, banyodur, tuvalet malzemeleridir, kuru gıdadır bunların hepsini iletmişiz zaten koordinasyona . Bu nedenle koordinasyondan bilgi alınarak destek sağlanırsa daha sağlıklı olur. Çadırkentleri dolaşmak için de -özellikle basın- . Durumumuz bellidir, kendi imkanlarımızla, özellikle parti, yurtsever, demokrat tüm halkımız yardım yapıyor. Sadece Kürtler değil yardım yapan. Bazı basın kuruluşları geliyor, hiçbir şey yapılmamış gibi çekim yapıp çadırkentlerinin görüntüleriyle birlikte çok farklı propaganda yapıyorlar. Öyle şeyler yapıyorlar ki insanın aklı durur.
Alınteri: İhtiyaç listelerini belediye yayınladı, genel olarak her yere bu listeler ulaştı. Bu nedenle biz daha çok bu çadır kentlerdeki çadırların kışa hazır olup olmadığı, alt yapısının (banyo, tuvalet) olup olmadığını merak ediyoruz. Bu konularda da bilgilendirme yapar mısınız?
Çadırkent sorumlusu: Yetersizdir. Altyapısı zaten yok, öyle bir yerde yapılmış ki, dere kenarında yapılmış, o kadar masraf yapılmış, elektrik altyapısı yapılmış, bitmiş ama, eksiktir. Su tahliyeleri için düzenek yapılmamış, eksiktir. Geçende yağmur yağdı, komple her yer çamur içinde kaldı. Kum , çakıl falan döktük ama, çocuklar suyun çamurun içinde kalıyorlar.
Çadırkent sorumlusu: Bizim çadırkent yanlış yerde yapılmış, dere kenarı olduğu için en ufak bir yağmurda buralara sel taşmaktadır. Biz söyledik, müracaat ettik, biz bu sorunu herkesle paylaştık. Ancak bir çözüm getirmiyorlar. "Tamam" diyorlar, ama hiçbir şey yapmıyorlar. Su yetersiz. Artık sürekli şikayetler falan var ama yapmıyorlar. İşte doktorlar falan... Çamaşırhane ve tuvaletleri yaptılar ama bir kısmı hale eksik kaldı. Çocuklu anneler için bebek emzirme odası yapacaklar, onun dışında kreş yapacaklar. Bu işi doktorlar yaptığı için yaptırıyoruz. Onun dışında yapılacak yardımların koordinasyon aracılığıyla yapılmasının tekrar altını çiziyorum .

Dayanışma: Ailelerin kaldığı çadırlar kaç kişilik. Dayanıklı mı?
Arin Mirkan çadırkent sorumlusu: Çadırlar için kışlık, kışlık diyoruz ama değil; çadırlar kış şartlarına uygun değil, yazlık çadırlardır. Çadırlar dayanıklı değil, en ufak bir ateşte yanabilir ve bu, çadırlar bir birlerine yakın oldukları için büyük bir yangına da dönüşebilir. Üstelik çadırlar kışlık değil, yazlık çadırlar. Her bir çadırda iki-üç aile kalmakta, yeni çadırlar var, ancak istesek de buraya onları kuramayız, alan dar ve zaten uygun değil. Her bir çadırda iki- üç aile yani 10-15 kişi kalıyor. Zaten istesek de buraya o çadırları kuramayız, alan yok. Şimdi düşünülüyor, büyük bir yer yapacaklar, bakalım o da ne zaman gerçekleşir bilmiyoruz.
İstanbul Kobanê Dayanışması: Şu an çadırlar yeterli değil, yenilerine mi ihtiyaç var, gelişler halan devam ediyor mu?
Arin Mirkan çadırkent sorumlusu: İlk önceleri yeterliydi çünkü geçiş yapanların çoğu mevsimlik pamuk toplama işine gittiler Adana’ya falan, para da lazım çünkü... Ama şimdi pamuk toplama işi bitti ve herkes çadırkentlere döndüler. Yetersiz olduğu için bazı yerlerde kendileri çadır kuruyorlar. Yine de belediyemiz, halkımız sağ olsun, elbirliği ile elimizden geleni yapıyoruz.
Başka bir çadırkent görevlisi: basına da yansıyan bir konuda şunları söylemek istiyorum, 200 bine yakın insanın geldiği söylendi, bu nedenle yapılacak yardımların mümkün olduğu kadar düzenli bir şekilde ve koordinasyon üzerinden yapılmasını istiyoruz. Bunu rica ediyoruz.

DÇP temsilcisi: Ben Şengal’den Rojava’ya dayanışma gurubunun da çalışanıyım, biz buraya çadırları ziyaretimiz sırasında çadır görevlilerinin de sorunlarını bilmek istiyoruz. Karşılaştığınız sorunları aktarırsanız seviniriz. Ayrıca kışlık çadırlar şu an yapılıyor, bizler bununla ilgileniyoruz, koordinasyonla iletişim halindeyiz, birçok kampanya düzenledik, hemen hemen her gün en az iki kamyon yardım yola çıkarıyoruz, bunu daha da arttıracağız. Küçük kartlar yaptık her bütçeye uygun, 25 lira, 10 lira, 1,5 lira... Şu an alandadır. Bunun çalışması yapılıyor. Nakit para olarak gönderilecek.
Alınteri: İnsan ihtiyacınız var mı?
Çadırkent sorumlusu: Önceden arkadaşlar geliyordu burada yardımcı oluyorlardı. Genç öğrenci arkadaşlar, şimdi okulların açılmasıyla böyle bir açık, çalışacak insan açığı var. Özellikle gönüllü doktor, pedagog, psikolog ve çocuklarla, kadınlarla ilgilenecek insanlara ihtiyacımız var. Çok çocuk var.

İstanbul Kobanê Dayanışması: Burada gönüllü yardım etmek isteyenler, çalışmak isteyenler nasıl iletmeli? Bireysel direkt gelip buraya gönüllü çalışmak istiyorum mu demeli, yoksa yine koordinasyonla mı iletişime geçmeli?
Arin Miran Çadırkent sorumlusu: HDP, DBP, Suruç Belediyesi ile birlikte oluşturulan koordinasyonla iletişime geçilirse nerede, kime, nasıl ihtiyaç var belirlenmiş zaten, ona göre yönlendirmeler yapılacaktır. Kim olursa olsun, kurum kuruluş, kimi göndereceklerse bize önceden bildirilmesi için HDP, BDP, HDK ve koordinasyon aracılığıyla ulaşırlarsa çok iyi olur. Özellikle kadın arkadaşlara çok ihtiyaç var burada. Biz erkek olduğumuz için çadır kentlerde eşleri ile sorunları olan ya da başka sorunları olan kadınlarla iletişim kuramıyoruz. Bu nedenle acilen ve özellikle kadın gönüllülere çok ihtiyacımız var.
