Bu saldırılar sadece direnmekle değil, kesin çizgileri olan örgütlü bir savaşla durdurulabilir
Pazartesinin gelişi pazardan bellidir!.. Bu söz aslında birçok şeyi açıklıyor. Üniversitemizde YÖK'ün kuruluş yıldönümünü protesto etmek için tamamen yasal sınırlarda yaptığımız yürüyüşe bile polis vahşice saldırdı. Bu saldırganlığın sadece büyüme eğilimi gösteren gençlik hareketini dizginlemek için değil, aynı zamanda tarihsel olarak kazanılmış kimi haklarımızın gaspedilmesine dönük olduğu açıktır.
Bu dediğim tek başına gençlik hareketiyle sınırlı bir durum da değildir. Yeni yeni yükselen sınıf hareketine, kentlerin-doğanın yağmalanmasına karşı gelişen toplumsal hareketlere, son serhildanla kendisini ortaya çıkaran Kürt halkının birikmiş öfkesine dönük kapsamlı saldırganlığın bir parçasıdır. İnsanların sokak ortasında polis kurşunuyla katledilmeleri bundandır.
Burjuva devlet, stratejik bir saldırı planıyla hareket ediyor. Beslediği sivil faşistleri, devrimci-yurtsever ve ilericilerin üstüne salarak ekstra bir korku duvarı örmeye çalışması bundandır. Hızlı giden at misali önüne bakmadan yürüyor, tek hedefi korkuyu büyütmek ve kitlelerin geri bilincine hitap etmektir. Ankara'da HDP Parti Meclis üyesinin bıçakla öldürülmeye çalışılması bunun bir göstergesiyken, aylardır Müslüman Gençlik adı altında IŞİD çetecilerini üniversiteye sokmaya çalışması, güçlerinin yetmediği yerde diğer sivil faşistleri okullara salması da bundandır. En son 6 Kasım günü yapmak istediğimiz protestolara saldıran devlet, bir kere daha faşist yüzünü göstermiş, hiçbir siyasal alanın kitlelere açılmayacağını açıktan söylemiştir.
Artık Yetti!
Son 1 aydır devletin kitlelere azgınca saldırması, bunun üstüne kendi medyasına çıkarak mağdur edebiyatı yapması, kendisinden olmayanı yok etme politikasına gitmesi artık yetti! Son zamanlarda olup bitenler bir sürecin sadece başlangıcını ifade etmektedir. Buna karşı toplumsal direnme hakkımızı kuşanmak dışında bir seçenek yoktur. Zaten burjuva devlet bir yanıyla da azımsanmayacak bir kesimde oluşan bu bilince saldırmamakta mıdır? Kolluğu ve hukuku birbirini tamamlayacak şekilde saldırgan yapılandırarak üzerimize salması Gezi ve sonrasında yaşanan toplumsal kalkışmalara karşı kendi pozisyonunun belirleme çabasının ifadesi değil midir?
Devletin kitlelerin sokaklarda elde ettiği o moral üstünlüğü gene sokaklarda yok etmek için azgınca saldırmasını anlıyoruz. Bu cenderenin kırılmasını sağlayacak yegane şeyse, sadece direnmek değil ona karşı kesin çizgileri olan örgütlü bir savaş yürütmektir.
Özgürlük günleri kapımızda, bizlerin aç olduğu havasını dahi bilmediğimiz özgürlük örgütlülüğümüzdür!
#örgütözgütlüksosyalizm
Ankara Üniversitesi'nden bir komünarca okuru