Sen de çık sokağa!..

Kadının nihai kurtuluşu sınıfsız toplum için mücadeleyle mümkündür

KADIN
Salı, 18 Kasım 2014 (11 yıl 5 ay önce)

YAŞANACAK DÜNYA



 



Yaşamevi Kadın Komisyonu’nun çağrısı



 



Bunca acıyla dolu ülkemiz için yapılacak her şeyi yapmak bir mutluluk kaynağı; kollarını kavuşturup oturmak ise çok üzücü…” (Minerva Argentina Mirabel, 1926)



 



Mirabel kardeşleri tanıyor musunuz?



 



Bundan 54 yıl önce, 25 Kasım 1960’ta Latin Amerika’da Dominik Cumhuriyeti’nin kuzey bölgesinde, bir uçurumun dibinde üç kadın cesedi bulunur. Cesetler Mirabel kardeşlere (Patria, Minerva ve Maria) aittir. Ülkeye egemen Trujillo diktatörlüğüne karşı Mirabel kardeşler verdikleri mücadele sonucu tecavüz edilerek öldürülürler.



 



1981 yılında Kolombiya’nın Bogoto şehrinde bir araya gelen Latin Amerikalı ve Karaipli Kadınlar Kongresi’nde, Mirabel Kardeşlerin anısına 25 Kasım tarihi “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak ilan edilmiştir. Mücadeleci kadınlar Mirabel kardeşlerin şahsında kadınlara yönelik şiddeti önleme, halkların ve emekçi kadınların egemen sisteme karşı mücadele vermektedir. Bu tarih egemenlere, gerici baskıcı rejimlere karşı verilen mücadele sonucu kazanılmıştır. Kapitalist düzende, kadına yönelik şiddet evde, sokakta, fabrikada, gözaltında ve cezaevlerinde devam etmektedir. Gün geçtikçe de örnekleri artmaktadır.



 



Kadına yönelik şiddet Türkiye’de ve dünyada çok korkunç boyutlardadır. Bunların en somutu kendi özgürlüğünü kendi ellerine alan Kobanê”deki kadınlarımızın insanlığın başbelası bir çete tarafından tecavüz, cariye pazarlarında satılma da dahil ortaçağ karanlığına gömülmek istenmesidir.



 



* Bugün dünyada her üç kadından biri şiddete maruz kalmaktadır.



* Dünyada her 6 dakikada bir kadına tecavüz edilmektedir.



* ABD’de her yıl 4 milyon kadın şiddete maruz kalmaktadır.



* Çin’de yılda 1 milyon kız çocuğu cinsiyetinden dolayı doğar doğmaz öldürülmektedir.



* Irak’ta savaşın ilk aylarında tam 20 milyon kadına tecavüz edildi.



*Türkiye’de kadınların yüzde 79’u fiziksel şiddete, yüzde 52’si sözel şiddete, yüzde 29’u duygusal şiddete, yüzde 18’i ekonomik şiddete maruz kalıyor.



* Avrupa’da her üç kadından biri fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor ve kadınların yüzde 5′i tecavüze uğruyor.



* Her yıl 2 milyon kadın sınır ötesi ticarette kullanılmaktadır.



 



Bu örnekler dünyada kadına yönelik şiddetin bilançosunu az çok gözler önüne sermektedir.



 



Mirabel kardeşlerin katledilmesinden 39 yıl sonra Birleşmiş Milletler 25 Kasım’ı “Kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için uluslararası mücadele günü” ilan etti. Dünya emek ordusunun yarısı olan kadınların özgürleşmesi, emekçilere özgürlük mücadelesi içerisinde gerçek yerini buluyor. Yaşamevi Kadın Komisyonu’nun buna dair yayınladığı bildiriye yer veriyoruz.



 




İnsanlık tarihi aynı zamanda kadının şiddetle, baskıyla sindirilmesinin, ezilip horlanmasının tarihidir. Fakat nasıl ki tarih sadece egemenlerin baskı ve zulmünden ibaret değilse, kadının tarihteki yeri de baskı ve zulmün her türüne boyun eğmekten ibaret değildir. Onun tarihi de boynuna takılmış sayısız prangayı her türlü bedeli göze alarak kıra kıra yolunu açmaya çalışan direnişler tarihidir. Bugüne anlamını veren Mirabel Kardeşler’in hikayesi de bu gerçeğin billurlaştığı anlamlı karelerden biridir.





Kadınlar boyunlarına takılmış ezilen cins boyunduruğunu kırmaya başladıkları anda sadece kendi sorunları ile sınırlı kalmayıp, tüm toplumsal sorunlar için verilen savaşların en önünde yer almışlardır. Ve kendilerini sadece kadın olmaktan kaynaklı sorunlarla sınırlı bir mücadele çemberine sıkıştırmayıp, sınıfsal-ulusal… aklımıza gelebilecek tüm eşitsizlik ve sömürü koşullarının ortadan kaldırılması için verilen mücadeleye katıldıkları oranda özgürleşmekte daha güçlü adımlar atmışlardır. Bu anlamıylü kadınların mücadeleye katılışlarının önünde duran engellerin aşılması ne kadar zorlu ise, mücadeleye katıldıktan sonra ona akıttıkları da o kadar bereketli ve köklüdür.





Bugün dünyadaki her 3 kadından biri hala şiddete maruz kalıyorsa bize düşen kadınları sınıfsal-sosyal-ulusal tüm boyunduruklara karşı mücadeleye katmaktır. Fakat biliyoruz ki kadının kurtuluşu ve özgürleşmesi tek bir etaptan, tek bir adımdan ibaret değildir. Uzun ve zorlu, toplumsal boyutta pekçok zincirin kırılmasıyla yaşanabilecek büyük bir toplumsal dönüşüm ve farklılaşma sorunudur. Özel bir duyarlılık ve yönelim gerektiren karakterdedir.





Bugün bir şekilde mücadeleyle ilişkilenmiş kadınlar arasında bile şiddete uğrayanların olması düşündürücüdür.





Kürt kadınının özellikle Kobanê‘deki kadının özgürleşme savaşında geldiği nokta bu açıdan da çarpıcıdır. Devasa direniş tarihi ve bunun içinde yaşadığı özgürleşmeye rağmen o da halen kadın olmaktan kaynaklı ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Bu açıdan da kadın sorunu aynı zamanda güçlü bir toplumsal dönüşüm ve farklılaşmaya zemin yaratabilecek bir devrim sorunudur. Yeni bir toplumsal sistemin yaratılması sorunudur. Bu sistemin yaratılması sürecinde bile ciddi mücadeleler ve özel bir duyarlılık gerektiren bir sorundur. Ve kadın bu mücadelelerin parçası, öznesi haline getirilmedikçe toptan bir toplumsal dönüşüm imkansızdır!





Sömürülen, her türlü toplumsal baskı ve geri değerlerle abluka altına alınan kadınlar mücadelenin öznesi olmadıkça, toplumsal kurtuluş da sözkonusu olamaz. Ve bu mücadele baskı ve sömürü koşullarının hüküm sürdüğü kapitalizm karşıtı bir eksene oturtulmadıkça kazanılamaz! Bu mücadele yeni bir dünya yaratma perspektifi ve ideali ile buluşmadıkça parçadan ve güdük kalmaya mahkumdur. O yüzden de kadının kurtuluşu sınıfsız toplum için mücadele ile mümkündür.




 



Kadına yönelik şiddete hayır!



Devrim olmadan kadın kurtulmaz, kadın olmadan devrim olmaz!



25 Kasım’da sen de çık sokağa!



 



Yer: Ebertplatz (Köln)



Tarih: 22 Kasım



Saat:14:00



 



25 Kasım 2014 Saat: 17:00’de Schildergasse’de ikinci bir eylem var.