12 yaşındaki çocuk bakışlarıyla yüreğimize kazınan Uğur Kaymaz bugün 22 yaşında olacaktı
12 yaşındaki çocuk bakışlarıyla yüreğimize kazınan Uğur Kaymaz, ölümünün 10'uncu yıldönümünde mezarı başında anıldı.
Uğur ve babası Ahmet Kaymaz, 21 Kasım 2004 tarihinde Mardin'in Kızıltepe ilçesindeki evlerinin önünde "makul şüpheliler" olarak, yakın mesafeden bedenlerine sıkılan onlarca kurşunla katledildiler. Henüz 12 yaşında olan Uğur'un göğsünü yaşından fazla sayıda mermiyle dolduran katiller, yaptıkları caniliği "teröristtiler" diyerek meşrulaştırmaya çalıştılar. Ne de olsa devletin "terörist" dediğinin katledilmesinin doğal karşılandığı bir memleketti burası! O sihirli tanımla tüm alçaklıklar temize çıkarılabilirdir!
Çıkarıldı mı peki?!
12 yaşında 13 kurşunla katledilen Uğur'dan sonra binlerce Uğur doğdu, o günden sonra aynı gerekçeyle sayısız Uğur katledildi! Çocukların düş kurmaya bile fırsat bulamadıkları bu memlekette, daha sayısız Uğur'un katledileceğiyse neredeyse kesine yakın.
En çok "taş atan çocukların" düşman ilan edildiği, "Çocuk da olsa..." cümlelerinin son derece rahatlıkla sarf edildiği, 14 yaşındaki Berkin'in elindeki sapanın katledilme gerekçesi kılındığı dahası annesinin meydanlarda hedefe çakıldığı bu memlekette; yüreğimize bakışlarıyla kazınan çocuklar hiç bitmeyecek.
Uğur yaşasaydı bir ömrün gençlik yıllarında olacak, bu on yıla sayısız anlam-yaşanmışlık sığdıracaktı. Şimdi o ve onun gibi sayısız çocuğun yaşam hikayelerini "Yaşasaydı..." ile başlayan cümlelerle biz kuruyoruz. Yaşamın nabzından tutup onların bıraktığı yerden yürümeye devam eden Uğur'larsa, bu 10 yılın hikayesini yaşadıklarıyla yazıyorlar.
Uğur'lar, yaşamalarını istediğimiz sayısız anlamı yüreğimize bir emanet gibi bırakıp mücadele azmimizi bileyen kolektif gücümüz oluyorlar.
Onunla aynı yaşta olup şimdi 22'sine basmış yoksul Kürt çocuklarının bir kısmı, bugün inşaat şantiyelerinde, mevsimlik işlerde ter-kan akıtıyor!
Bir kısmı, sırf dillerini konuştukları için linç edilerek katlediliyor!
Hayal ve özlemlerle yaşamı şiirleştiren bazıları, yüreklerini dağlara ille de Rojava'ya vurarak görkemli bir direnişin ilmek ilmek örülmesinin emekçileri oluyorlar!
Kürdistan sokaklarında mayalanan serhildanların en uslanmaz, en başeğmez aktörleri olarak haklarında yasal ölüm fermanları çıkarılıyor!
Uğur'un düştüğü yerden açan binlerce karanfil hayatın bağrına düşüyor, Uğur'un hikayesini kaldığı yerden alıp sürdüren binlerce Uğur'a dönüşerek... Tıpkı onlardan bazılarının düştüğü yerden diğer bazılarının devam edeceği gibi...
Kolektif bir hikayenin en trajik kıvrımlarını oluşturup kolektif moral değerlerimiz haline gelen Uğur'larla yaşam akmaya devam ediyor...