Her 24 Kasım’da...

1981’de 12 Eylül Sultanı Kenan Evren, 24 Kasım'ı Öğretmenler Günü ilan etti!..

GÜNCEL
Salı, 25 Kasım 2014 (11 yıl 11 ay önce)

Her 24 Kasım’da hüzne boğulurum...



 



Ali Mahir Abdik



 



Bilindiği gibi 1981’de 12 Eylül Sultanı Kenan Evren 24 Kasım'ı, M. Kemal’in başöğretmenlik ünvanını kabul ettiği 24 Kasım 1928 gününün anısına, Öğretmenler Günü olarak ilan etti! Hazretin vardır bir bildiği! Yoksa durup dururken, yarım asır sonra nasıl akıl etmiş olabilir ki!..



 



O günlerde M. Kemal gibi poz vermeyi, ona benzemeyi öyle içselleştirmişti ki, Kocatepe’de bir fotoğraf bile çektirmişti! Tam da bir M. Kemal müsvettesiydi doğrusunu isterseniz! Hoş o öyleydi de, müsvette olmayan bir başka yalaka göstermeniz mümkün müdür?



 



Son genel komutan Evren, kendisini hamisi saydığı M. Kemal’in bir zamanlar sık sık okulları gezdiği döneme öykünerek, o da ziyaretler yapardı! Okulun birinde çok zeki, matematiği süper bir çocukla karşılaşmış! Adını sormuş! Tıpkı M. Kemal gibi! Çocuk, “Kenan efendim!...’’ demiş. Evren hemen anımsamış eski öyküyü. ’’Hayır olmaz! Sen Kenan, ben Kenan! Bari bundan sonra benim adım Mustafa Kenan olsun!’’ demiş. O tarihten sonra Evren’in ismi M. Kenan oluvermiş!



 



Bizim M. Kemal eleştirimiz Kemalizm’e yöneliktir. Yani kurulan burjuva devletin eleştirisini yaparken, onu ayakta tutmaya çabalayan, ona kan veren Kemalizm’e vurgu yapıyoruz. Değilse M. Kemal’in şahsıyla bizim sorunumuz yok. Kendisini hem devrimci hem sosyalist sayıp da, Kemalizm’i aşamayan alıklara sözümüz elbette hep olacaktır. Bu sol içi bir tartışmadır. Kendini buradan saymayanlarla muhatap bile değiliz.



 



Aslına bakarsanız bir dönem öğretmen okullarının kuruluş yıldönümleri kutlanırdı. Ben kutladığımızı anımsıyorum. 16 Mart 1848 II. Mahmut döneminde açılan Muallim Mektepleri anısına, 16 Martlarda yapılırdı bu kutlama. Bizce Osmanlı takıntısı yüzünden anımsanmaz oldu. Bütün varlığını, anti-Osmanlı ya da Anti-İslam saiklere indirgeyen Cumhuriyet algısının nasıl da zorlamalarla öğretmenlere gün hediye etme garabeti içinde olduğunu görüyoruz.



 



Geçtik 16 Martları! 17 Nisanlara gına mı geldi? Anadolu kültür devriminin önemli bir adımı olarak kısa bir sürede büyük bir kalkışı, uyanışı gerçekleştiren Köy Enstitüleri deneyimini unutturmak neyin nesi? İlle de bir Öğretmenler Günü kutlanacaksa, neden 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nde olmasın!? Köy Enstitüleri de sonuçta Kemalizm’in arka bahçesi gibi kurgulanmıştır. Ne ki üretim içinde eğitimin sağladığı pozitif gelişme, projeye biçilen misyonun ötesine taşmakla kalmamış, düzenin “Komünist Yuvaları” suçlamalarına bile muhatap olmuştu! Kuruluşuna imza atan II. Mustafa Kemal merhum İnönü, ne gariptir ki kapatma kararını da kendisi imzalamak durumunda kalmıştır!



 



Kenan Paşa Hazretlerinin tarihi tersyüz eden bu yeni kutlama günleri yaratma heveslerine en çok onun zılgıtını yiyenlerin itibar etmesini anlamak çok zor! Politik İslamın, işine geldiği gibi davranan takiyyeci tutumu ise tam da mide bulandıran cinstendir. Kemalizm’i kendine yol vermeyen bir barikat olarak gören şalvarlı demokratların vesayetten şikayet etme hakları var mıdır? Kendilerini 12 Eylül’e borçlu sayması gerekenler elbette ki 12 Eylül karşıtlığından salt yararlanma yolunu seçmişlerdir.



 



Günümüzün Milli Eğitim Bakanı’nın 24 Kasım’ı kutlama jesti abesle iştigal değil de nedir? Kendini gerçekten demokrat görenlerin her şeye balıklama dalma lüksleri var mı? M. Kemal’in ismiyle anılıyor diye, Kemalizm’e biat etmenin demokrasiyle bağlantısı nedir? Devrimciler, solcular, sosyalistler Kemalist devrim safsatasında mola vermemelidirler. Sınıf denen bir olguyu dikkate almayanların, gelecekte Kemalizm’i kendi ahır altı yaptığında, politik İslama söyleyeceği bir sözü kalır mı? Sınıf çarpmasına dikkat!



 



Ben her 24 Kasımda yastayım! Her 24 Kasımda hüzne boğulurum!..