TCDD'nin özelleştirilmesi kanununa karşı Ankara'da buluşan BTS'li emekçilerle yaptığımız röportajlar
KESK'e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) üyesi emekçi memurlar, 1 Ocak 2015'de yürürlüğe girecek demiryollarının özelleştirilmesi kanunu öncesinde Türkiye'nin çeşitli illerinden başlayarak Ankara'ya yürüdüler. 17 Kasım'da beş ayrı koldan başlayan yürüyüş 25 Kasım'da Ankara'da yapılan basın açıklaması ve görüşmelerden sonra sona erdi.
Emekçi memurlar eylemleriyle, yürürlüğe girecek özelleştirme yasasının yaratacağı sonuçları (güvencesizleştirme, esnekleştirme, keyfi yer değiştirmeler, statü değişiklikleri, atamalar...) kabul etmeyeceklerini, mücadele edeceklerini duyurmak istediler.

25 Kasım'da Ankara'daki TCDD Müdürlüğü önünde bir araya gelen BTS'li emekçilerle yaptığımız röportajları yayınlıyoruz:
Alınteri: Sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Kasım Otur. Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası Malatya Şube Başkanı'yım. 30 yıldır çalışıyorum.
Alınteri: Eyleminizin amacı nedir?
Kasım: Bugün biz, demiryollarında taşeronlaşmanın önünü açan özelleştirme yasasını protesto etmek için buradayız. Çalışanlarımızın haklarının gasp edilmesini engellemek için, genel müdürlükle bir görüşme yapacağız; taleplerimizin kabul edilmesi için.
Alınteri: Sendika hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kasım: Sendikamız mücadele alanında en direngen sendikadır. Sendikamız kurulduğu günden beri çalışanların yanında bulunmuş ve bu konuda taviz vermemiş bir sendikadır. '96 yılında özelleştirme yasalarına karşı çıktık. Özelleştirmeleri engellemeye çalıştık. 1 Ocak 2015 tarihinde büyük olasılıkla özelleştirmeyi gerçekleştirecekler. Bu özelleştirmeye geçilmeden önce de sendika olarak, çalışanlarımızın haklarını savunmak için buradayız. Direngen geçmişi olan bir sendikadır sendikamız.
Alınteri: Peki buradaki talepleriniz nelerdir?
Kasım: Taleplerimiz... Bu özelleştirmeyle yasa gereği, kurum iki kısma ayrılacak. Biri taşımacılık diğeri ise kurum altyapı birimi olacak. Taşımacılık ve altyapı biriminde norm kadro uygulaması vardır. Bu uygulama gereğince personelimizin üçte biri -yani bugün 16 bin olan sayı- 6 bine düşürülmeye çalışılıyor. Personellerimizin sürgün edilmesini istemiyoruz. Bunların başka kurumlara geçirilmesini istemiyoruz. Başka yere sevk edilmesini istemiyoruz. Haklarının kaybolmasını istemiyoruz. Zorunlu emeklilik yapılmasını istemiyoruz. Biz personellerimizin yanındayız, bunun için de mücadelemizi 17 Kasım’dan bu yana sürdürüyoruz. İsteklerimizi, talebimizi genel müdürlüğe ileteceğiz.
Alınteri: Talebiniz kabul edilmediği takdirde ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Kasım: Biz 1 Ocak 2015’ten itibaren yeniden alanlara çıkacağız. Alanlarda haykıracağız, halkımız bizimle birlikte, bütün sivil toplum örgütleri bizimle birlikte, bunlarla hep beraber sesimizi yükselteceğiz.
Alınteri: Eyleminize başladığınız günden bu yana destek alabildiniz mi?
Kasım: Yürüyüşümüz 17 Kasım’da Van’dan başladı. Bizim Doğu Kolumuz 17 Kasım Van'dan başlayara, 18 Kasım Muş, 19 Batman- Diyarbakır-Elazığ'a ulaştı. 20 Kasım’da Malatya’da büyük bir gösteri yapıldı. Bütün sivil toplum kurumları destek verdi. Büyük bir kamuoyu oluştu. 21 Kasım’da Sivas’taydık. O halkın üzerindeki korkuyu biz kırdık. 22 Kasım’da Kayseri’deydik. Bugün ayın 24’ü. Bütün kollar Ankara’da buluştu. Şu anda da Ankara’da da eylemimizi sürdürüyoruz.
***
Alınteri: Sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Hüseyin. 31 yaşındayım. Diyarbakır’dan geldim.
Alınteri: Eyleminiz hakkında ne düşünüyorsunuz??
Hüseyin: Özelleştirmeye, haksız uygulamalara karşı beş koldan yürüyüş başlattık, Ankara’ya geldik. Burada da taleplerimizi genel müdürlüğe bildireceğiz ve bu taleplerimiz kabul edilinceye kadar da buradayız.
Alınteri: Talepleriniz neler?
Hüseyin: Özelleştirmeye karşıyız. Bu özelleştirmeyle birlikte personelin yer değişimi, statü değişimi, iş güvencesi, kısacası aslında bütün hakları ortadan kalkıyor. Bunun için de özelleştirmeye karşı olarak eylem yapıyoruz. Bu dayatma kaldırılınca kadar da buradayız. Özelleştirmeye karşıyız. Özelleştirme ölümle birdir, ölüm getirir; biz buna karşıyız. Bunun için buradayız.
***
Alınteri: Sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Yılmaz Elmascan. Adana’dan geliyorum. 14 yıldır demiryollarında makinist olarak çalışıyorum. 14-15 yaşlarında demiryolu meslek lisesinE girdim. Yani bu işe çekirdekten başladım.
Alınteri: Eyleminizin amacı nedir?
Yılmaz: Yaklaşık 160 yıllık köklü bir kurumdur demiryolları. Bu kurumu sermayeye peşkeş çekerek, özelleştirmeye çalışıyorlar. Biz de Türkiye’nin beş kolundan Ankara’ya yürüyerek hem kamuoyu oluşturmak hem de demiryollarına sahip çıkmak için geldik. Bu aslında demiryollarının tasfiyesine yönelik, bütün demiryollarının kültürünü, haklarını sermayeye peşkeş çekip daha çok tren kazasına ve iş cinayetlerinin yaşanmasına neden olmaktadır. Buna karşı olmak için buradayız.
Alınteri: Adana’dan Ankara’ya kadar yolda eyleminize destek buldunuz mu?
Yılmaz: Genel itibariyle Türkiye’de uzun zamandır KİT'ler özelleştiriliyor, kalan son birkaçı da şimdilerde özelleştirilecek. Daha çok demiryollarında çalışan memurlar ve işçiler bize destek verdi. Bu açıdan önemli ve iyiydi. Yerelde kamuoyu oluştu mu? Evet oluştu. Asıl derdimiz insanlara en azından demiryollarının özelleştirilmesi, iş güvencesinin ortadan kaldırılmasının yaratacağı sonuçları teşhir etmekti. Bunları yarattığımızı düşünüyorum. Bu eylemimizin bir nebze başarıya ulaştığına ve kamuoyu yarattığına inanıyorum.
Alınteri: Talepleriniz kabul edilmediği takdirde ne düşünüyorsunuz?
Yılmaz: kabul edilmediği takdirde direnişimizi devam ettireceğiz. Çünkü biz BTS olarak, demiryolları personellerinin halka iyi bir hizmet vermesi için uğraşıyoruz ve demiryolları halkın malıdır. Taleplerimiz karşılanmazsa bu defa bütün demiryollarında çalışan personeli eylemlere katmayı düşünüyoruz ve direneceğiz!
Alınteri: Eyleme katılımı nasıl buluyorsunuz?
Yılmaz: AKP tarafından çok baskı var. Ülkenin her alanında müthiş bir baskı var. Biz bu baskıyı durdurmaya çalışıyoruz, anlatmaya çalışıyoruz, birlikte mücadele etmeye çalışıyoruz. KESK’e bağlı BTS sendikasının katılımı iyi; fakat diğer alanlardaki sendikalar kılını dahi kıpırdatmadı.
***
Alınteri: Sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Caner, 22 yıldır Eskişehir Devlet Demiryolları'ndaki Eğitim Merkezi'nde çalışıyorum.
Alınteri: Eyleminizin amacı nedir?
Caner: İşyerlerimizin, kurumumuzun özelleştirilmesine karşı buradayız. İşyerlerimizin özelleştirilmesini istemediğimiz için buradayız.
Alınteri: Taleplerinizin kabul edilmemesi durumda ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Caner: Taleplerimizin kabul edilmemesi durumunda bu tepkiler büyüyerek geliştirilecektir. Haklarımızı alıncaya kadar, sonuna kadar mücadele edeceğiz.
Alınteri: Eyleminizi kitleler sahiplendi mi?
Caner: Ben Eskişehir'den katıldım. Diğer bölgelerden gelenlerle Eskişehir merkezde buluştuğumuzda, arkadaşlarla yaptığımız sohbetlerde olumlu karşılandığı söylendi. İnsanlar eylemimizi boyalı basından öğrenmişler, oradan bilgilenmişler. Doğal olarak yanlış ve eksik bilgilenme sözkonusu. Özelleştirme deyince, "serbestleştirme" yani daha fazla yatırım yapılacakmış gibi algılıyorlar. Bu sorun çıkmadan önce de bu alanın belli bölümlerinde özelleştirme vardı. Gişelerde örneğin özelleştirme vardı. Orada çalışan personel asgari ücret alıyor. Demiryollarında çalışan hostesler de taşeron firmalara ait. Bunlar normalde taşeron sistemi ile demiryollarında çalışan personel gibi görünüyor. Biz isterdik ki, kitleler tarafından daha fazla sahiplenilsin. İnsanların üzerine baskı ile birlikte bir ölü toprağı serpilmiş. Sanırım herkeste “bana bir şey olmaz“ mantığı ile eylemimize fazla önem göstermeme, duyarsız kalma hali var diye düşünüyorum.
***
Alınteri: Sizi tanıyabilir miyiz?
Ben BTS İstanbul 1 Nolu Şube çalışanı Seher. 23 yıldır çalışıyorum.
Alınteri: Eylemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Seher: Türkiye'nin dört bir yanından yürüyüş kolları yola çıktı, Bizim şubemizin örgütlülük alanı, Kapıkule'den, Halkalı'ydı. Bizim güzergahta çok fazla yürüyecek yol olmadığı için, istasyonlarda orada çalışan personel ile görüşmeler yaptık. Özelleştirme üzerine sohbetler oldu. Özelleştirmeye karşı çalışanların çok büyük endişeleri var. Başımıza ne gelecek, bunları konuştuk. Ben yürüyüş ekibine Eskişehir’de katıldım ve burada devam ettik. Çalışanlar kaygılı. Kurum bunun adına her ne kadar "yapılandırma" dese de, bunun adı özelleştirmedir. Özelleştirmenin diğer kurumlarda nasıl sonuçlandığını biliyoruz. Aynı şeyin başımıza gelmesine izin vermeyeceğiz. Çünkü, iş güvencemiz kaybolup sosyal statümüz değişebilecek. İş yerlerimiz değişip, başka şehirlere gönderilebiliriz. Hatta aile durumumuz değişebilir, kimi yerlerde kurumumuz bizi cezalandırabilir.
Alınteri: Statü nasıl değişecek?
Seher: Kamu çalışanı olmanın verdiği bir güvence var. Bu süreçte bu güvencenin yok olması ile karşı karşıyayız. Kurumun özelleştirilmesi ile beraber bunlar da yaşanacak. İnsanlar bu değişimden mağdur olacaklar. Başka şehirlere, başka kurumlara gönderilecek. Bu önceki özelleştirmelerde görüldü. Kurum yapmak istediğini şeffaf bir biçimde bizimle paylaşmadığı için, başımıza ne geleceğini bilmiyoruz.
Alınteri: Eyleminize destek alabildiniz mi?
Seher: Halk bazen, 'sizin mi sorununuz var tek' diye sorabiliyor. Aslında bu özelleştirme, bizi etkilediği gibi halkı da etkileyecektir. Çünkü, ulaşım daha pahallılaşacak ve kalite düşecektir. Bunu insanlara anlattığımız oranda, bizi sahipleneceklerine inanıyorum. Halkın duyarsızlığını ancak bu şekilde kaldırabileceğimizi düşünüyorum.
Alınteri: Basından öğrendiğimiz kadarıyla Türkiye’deki ilk kadın makinist sizsiniz. Hâlen makinist olarak çalışıyor musunuz?
Seher: İlk işe girdiğimde 3 yıl makinist olarak çalıştım. Kurum makinist olarak çalışmamdan memnun değildi. Fakat ben aldırış etmedim. Sonra kendi koşullarımdan dolayı ayrıldım. Şimdi tekrar o alanda kadın çalıştırılması için girişim var.
Alınteri: Talepleriniz kabul edilmediği takdirde ne düşünüyorsunuz?
Seher: Kabul edilinceye kadar mücadele edeceğiz.