Evrensel ve Birgün'ün Ülker reklamları, burjuva basından nasıl ayrıldıklarını sorgulatır türden
Çok kısa bir süre önce işçilerin emekçilerin sesi olduğu iddiasıyla on yıllardır her gün çıkan Birgün gazetesinin manşet üstünden ve Evrensel gazetesinin arka kapaktan tam sayfa olarak yapmış olduğu Ülker’in 70. yıl reklamına şahit olduk.
Reklamın zamanlaması o kadar manidar ki Evrensel ve Birgün’ün reklam ilkelerinin ne olduğunu ya da bir reklam ilkesi benimseyip benimsemediklerini, reklam konusunda burjuva basından ne açıdan ayrıldıklarını sorgulatır türden.
Ülker işçisi Ülker patronu tarafından kapı önüne konulduğu ve direnişte olduğu bir süreçte yapıldı reklamlar. Ülker işçisinin direnişte olduğunu, Ülker patronun işçileri kapı önüne koyduğunu bildikleri ve kendi gazetelerinde haber yaptıkları halde Ülker’den reklam almaları tek başına mali kaynak yaratmak olarak açıklanamaz. Bu bir ilkesizliktir.
Alınan reklamların gazetenin sayfalarından ayrı bir yerde durmadığı açıktır. İşçi sınıfının gazetesi iddiasıyla çıkan gazetelerde Türkiye’nin büyük burjuvalarının reklamlarının yayınlanıyor oluşu kanıksanabilecek bir şey değildir. Hem direnişin sesi olduğunuzu söyleyeceksiniz hem de işçileri kapı önüne koyan şirketlere sayfalarınızı kiralayacaksınız!..
Gazetenin mali kaynak yaratmak için girişimde bulunması anlaşılır bir şeydir; ancak gazete kendini işçinin emekçinin sesi olarak tarif ediyor ve burjuva medya organlarından ayrı bir yere yerleştiriyor ise yaptığı reklamın ilkeselliğini sorgulamalıdır. On yıllardır çıkan her iki gazete de aradan yıllar geçmesine rağmen kendi mali kaynaklarını neden yaratamadıklarını, neden tirajlarının burjuva basının gerisinde kaldığını sorgulamak yerine; alınan reklamları mali sorunlarla perdeleyemezler.
Burjuvazinin reklamlarını almak alternatif bir gazetecilik örneği olmadığı gibi halkın gazetesi olarak çıkarılan bir gazete de absürd durmaktadır. Mali sorunları paravan yapıp ortadaki ilkesiz reklamcılık örneği olan Ülker reklamı kapatılamaz. Burjuva gazetelerden farklı olduğunu iddia ediyorsa işçi sınıfının gazetesi, reklam konusunda duruşuyla da bir fark yaratmalı, burjuva sistemin reklamlarına ihtiyaç duymadan ayakta kalabilecek yolları aramalı, alternatifler geliştirmelidir.

İşçi sınıfının gazetesi olduğu iddiasıyla çıkan bir gazete eğer burjuvaziden reklam alma durumunda kalıyorsa; bu demektir ki gazeteyi çıkaranlar gazeteyi yeterli derecede sahiplenmiyor ve sınıfla yeteri derecede buluşturamıyorlar. Sınıfın gazetesi kağıt parçaları olmaktan daha fazlasıdır; yayınlar Marksist Leninistlerin en önemli silahlarıdır. Kitlelere seslendiğimiz araçlardır. Örgütsel yayınlarımızda olduğu gibi kitlesel yayınlarımızda da bu böyledir. Aldığınız reklam politik çizginizi belirlemiyor olabilir, Ülker’in reklamını yaparken Ülker işçisinin haberlerini de veriyor olabilirsiniz. Ancak bu, Ülker’in reklamını yaptığınız gerçeğini değiştirmez.
Yapılması gereken şey verilen reklamı savunmak değil işçi sınıfının gazetesinde burjuvazinin reklamının neden yer aldığını sorgulamaktır. Özeleştiri vermeden, reklamı ‘gazetenin politik anlayışını belirlemiyor’ diye savunamazsınız. Eğer savunursanız, 2015’te yaklaşan seçimlerde AKP’nin de reklamını yapmak durumunda kalırsınız.
Netice olarak bahsedilen gazeteler AKP ile uzaktan yakından ilgili değiller ve AKP karşıtı bir çizgideler. Aynı şekilde ‘politik çizgimiz değişmiyor’ savunusu sürdürülürse inşaatlarında işçilerin öldüğü Ağaoğlu’nun, madenlerinde yüzlerce insanın can verdiği Soma Holding’in, düşen asansöründe can veren işçilerin sorumlusu Torun Center’ın da reklamını yapmanız kendinizce meşrulaşır.
Evrensel ve Birgün’ün dönem dönem CHP’nin belediye reklamlarını yaptıklarını da biliyoruz. Bu reklamların da -Ülker örneğinde olduğu gibi- ilkesizlikle ilgili olduğu açıktır. CHP’nin AKP öncesindeki dönemleri hiç yaşanmamış gibi CHP’nin AKP karşısında düzen muhalefetini temsil etmesini fırsat bilip reklamlarını almak, omurgasızlıktan başka bir şey değildir.
Birgün ve Evrensel gazetesini çıkaran oluşumların CHP reklamlarını gazetelerinde verdikleri gibi kimi yerellerde (örneğin Nevşehir Avanos’ta ÖDP-CHP ittifakı) işçi sınıfı adına burjuvazinin iktidarda olmayıp muhalefette kalan kesimleriyle ittifaklar geliştirebilmekteler.

Bunların hepsi düzeni aşamamanın sonuçlarıdır. Düzeni aşamayanlar önünde sonunda gazetelerde verdikleri reklamlarla, burjuvazinin farklı kesimleri ile geliştirdikleri ittifaklarla düzene eklemlenirler. Ne mutlu ki sınıf devrimcileri ayaktadır. Düzene de düzen içi solcuların sınıfın aklını bulandırmasına da dur demeyi her zaman görev bilecekler, yapılan ilkesizlikleri, açık sınıf işbirlikçiliğini teşhir etmeyi sürdüreceklerdir.
Yaptığınız reklamın ve yaptığınız ittifakların kendinizce bir meşruluğu olabilir ama sınıf açısından ve sınıf devrimciliği açısından hiçbir meşruluğu yoktur. Tarih sizleri ‘reel politik’ diyerekten gölgelemeye çalıştığınız işçi sınıfına karşı ihanetlerinizle, omurgasızlıklarınızla, düzen içi solculuğunuzla ve kirlenmişliklerinizle yazacak.
Alınteri okuru