Ankara Yapı Sanatevi emekçileri ve Alınteri okurları Suruç'a doğru yola çıktılar...
Yola çıktık bu akşam vaktinde… Sadece yüreğimizle değil bedenimizle, fiili olarak da orada olmak; savaşın gül yüzlü çocuklarına, yüreği parçalanmış, yangın yeri olmuş kadınlarına, yaşanan bütün acılara gözlerden akan yaşlar yerine ellere alınan mavzerlerle meydan okuyan bir halkın yiğit evlatlarına; yanlarında olduğumuzu iletmek, tüm dünyaya haykırmak için gidiyoruz sınır nöbetine…
Sadece yüreğimizi ve bedenimizi sınır nöbetine taşımakla sınırlı değil yolculuğumuz… Aynı zamanda çadırkentlerde en ağır koşullarda yaşama tutunan, bu cehennemi havalarda Kobanê direnişinin yalımlarıyla ısınan, yaşama zafer umudunu devşirerek tutunan Kobanêli göçmenler, ille de savaşın gül yüzlü bebeleri için yaptığımız kampanyamızla elde ettiğimiz maddi, manevi desteğimizi de sunmak için çıktık yola.

Gözlerinde korku olmayan; oyun oynaması gerekirken özgürce yaşamak için eline taş alan, diline slogan dolayan; yalınayak, soğuklarda üşüyen küçücük kardeşlerimize elimizi uzatıp yüreğimizi paylaşmak için gidiyoruz.
Evlerine, yurtlarına dönecekleri, Kobanê’nin zafer günlerini dört gözle bekleyen çadırkent sakinlerine biraz olsun destek olmak için yaklaşık bir buçuk aydır sürdürdüğümüz kermes çalışması ve ardından çadırkentlerde yeni doğmuş bebeklere süt ulaştırmak için okullarda açtığımız stantlarda topladığımız litrelerce sütü ve giysileri savaşın gül yüzlü çocuklarına ulaştırıp onları bir parça da olsa ısıtmak için yola çıktık.

“Paylaşmak direnmenin inceliğinden gelir!” diyerek… Ezilen dünya halklarına özgürlük için, dayanışmayı büyütüp Kobanê zaferine destek sunmak için Ankara Alınteri ve Yapı Sanatevi emekçileri olarak sınır nöbetine gidiyoruz.
Bir paket süt kutsallığıyla düşüyoruz yollara, "saçları yüreğine uzayan", "yüreğinde güller açan" kadınların, "mezarı kartal yuvası adamların" bebeleri aç kalmasın diye.
Bir aydan uzunca bir süredir, Suruç'ta kamplarda kalan göçzedeler için yardım kampanyamıza destek veren, bir bardak çay içen, bir tepsi börek getiren, fakültelerinde süt toplayan, geçerken selam veren ve hatta kobane'nin bizimle ne alakası var diyenlere de teşekkürler. Bu süreçte elde ettiğimiz yardım malzemelerini ve maddi geliri (ki en çok sevgimizi) yarın (ki artık bugün) Suruç'a götürüyoruz.
Hepinizin yerine gözlerinden öpeceğiz çocukların...
