Tutsakların dilinden Tekirdağ Guantanamo Tipi Cezaevi

F Tipleri dünyaya kapatılıyor. Tecrit katmerleştiriliyor. Tam anlamıyla kör bir tecrit uygulaması hayata geçiriliyor

GÜNCEL
Pazartesi, 25 Eylül 2006 (20 yıl 1 ay önce)

7-8 Eylül tarihinde mektup ve görüş yasaklarıyla dış dünyadan tam anlamıyla tecrit edilen tutsakların azgın bir saldırıya uğradıkları Tekirdağ 1 No'lu F Tipi'nden Resül Kocatürk, İzmir Cezaevi İnsiyatifi'ne 4 Eylül'de gönderdiği mektup ile bu saldırının öncesini anlatıyor.

Merhaba değerli İCİ ailesi;
Tüm dünya Guantanomo’yu hukuk ve adaletin olmadığı, tutsaklara insanlık dışı her türlü zulmün yapıldığı hapishane olarak bilir. ABD emperyalizmi, Guantanomo’da yaşananları tüm dünyadan gizliyor. Guantanamo’da tecritin ve hukuksuzluğun simgesi durumundadır bu nedenle.

F Tiplerindeki uygulamalar açıldığı ilk günden itibaren Guantanamo’dakinden farklı olmamıştır. Bugün gelinen aşamada ise Guantanomo’yu aratır hale gelmiştir, baskılar ve keyfi uygulamalar.

14 Temmuz 2006 tarihinde, "gereksiz yere slogan atılıp, kapılara vurularak gürültü yapıldığı" gerekçesiyle tüm siyasi tutsaklara "1 ay süre ile mektup, faks, telgraf vb göndermek ve almaktan men ile 1 ay ziyaretten men" cezası verildi. Aynı eylem nedeniyle iki ayrı ceza verilmesi F tiplerinde bir ilktir. Artık birer birer "ceza" verilmeye dahi tenezzül edilmemektedir!

14 Temmuz 2006 tarihinde ne oldu da slogan atılıp kapı vurularak protesto edildi? Adı geçen tarihte Tekirdağ Devlet Hastanesi'ne muayene için giden arkadaşlarımıza görevli astsubay ve beraberindeki askerlerin saldırması, tartaklaması nedeniyle, saldırıya uğrayan arkadaşlar hapishaneye döndüklerinde maruz kaldıkları saldırıyı protesto etmek için "İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek" sloganını atmışlar ve hücrelerde kalan tutsaklarda aynı anda saldırıya uğrayan arkadaşlara destek vermek ve saldırıyı protesto için slogan atıp kapılara vurmuşlardır. Saldırıyı yapanlar hakkında suç duyuruları yapılmış ancak kovuşturma yapılmasına dahi gerek duyulmamış, bunun yanında ise saldırıya uğrayan ve protesto edenler cezalandırılmıştır.

15 Ağustos 2006 tarihinde F tipi hapishaneler açıldığından bu yana düzenli olarak yapılan devrim şehitlerini anma programı dolayısıyla düzenlenen etkinliklerde "gereksiz slogan" atıldığı gerekçesiyle tutsaklara "1 ay mektup alma ve göndermekten men" cezası verildi.

21 Ağustos 2006 tarihinde verilen bu keyfi cezalar ve soruşturmalar sonucu ısrarlı taleplerimize rağmen sözlü savunma hakkımızın gasp edilmesini, yani savunmalarımızın dahi alınmadan cezalar verilmesini protesto ettiğimiz gerekçesiyle "3 ay süre ile ziyaretten men" cezası verildi.

Yine aynı gerekçeyle 29.08.2006 tarihinde hakkımızda soruşturma açıldığı üç gün içinde sözlü ya da yazılı savunma vermemiz gerektiği sözlü olarak bildirildi. Aradan fazla zaman geçmeden, 1 Eylül 2006 tarihinde aynı gerekçelerle, yeni bir soruşturma açıldığı söylendi ve üç gün içinde yazılı ya da sözlü savunma yapmamız bildirildi. Tabi sözlü savunma talebimiz keyfi bir şekilde, "dilekçe ile başvuracaksınız" denilerek gasp ediliyor ve sorgusuz-savunmasız bir şekilde "3+3=6 ay daha görüşten men" cezası verilecektir.

Açık görüşlerimiz ise "iyi hal" adı altında zaten ortadan kaldırılmıştı. Bu aşamada ise daha şimdiden 1 yıla yakın "kapalı görüşten men" cezası verildi ve bir o kadar da mektup-iletişim cezası verildi. Bunlar her geçen gün katlanarak artmaktadır.

Yine 22-25 Ağustos 2006 tarihleri arasında İsrail siyonizmini protesto etmek ve Filistin-Lübnan haklarıyla dayanışma temelinde yapılan üç günlük Açlık Grevi nedeniyle, tretmana bağlı olarak uygulanan ve kullanmadığımız "etkinliklerden 2 ay men" cezası verilmesi ibreti alemliliktir! TC hükümetinin sömürgeci emperyalist güçlerin isteğiyle İsrail siyonizminin koruması olarak Lübnan’a asker gönderme kararı aldıkları bugünlerde verilen bu "ceza" oldukça manidardır.

İdare ceza yağdırmakta o kadar cömerttir ki, çoğumuzun dört-beş mektup ve ziyaret cezaları üst üste birikmiştir. Yani verilen cezalar çekmekle, üst üste yığılmaktadır.

Mektup yasak!
Ziyaret yasak!

Yakında "Böyle birer ay, üçer ay mektup, ziyaret men cezaları çok zahmetli oluyor, bizi uğraştırıyor, tüm tutsaklara mahkumiyetleri boyunca ‘mektup men, ziyaret men’ cezaları verdik!", denirse hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.

"Disiplin ceza"sı verilen tutsakların "iyi hal"leri ortadan kaldırmaktadır. "İyi hal"i iade edilene kadar tutsaklar tahliye edilmemektedir. "Disiplin cezaları"ndan kaynaklı "iyi hal"leri kaldırıldığı için tutsaklar tahliye edilmeyerek fazladan hapis yatırılmaktadır. Bu nedenle tahliyesi ertelenen (infazı yanan) onlarca tutsak vardır. Bu şekilde hapishane idarelerinde fiili olarak "yargılama yetkisi" ve "mahkumiyet kararı" verebilme hakkı tanınmaktadır.

Göndermek istediğimiz ve adımıza gelen onbinlerce mektup imha edilmiştir. Keyfi imha kararları dışarıyla iletişimimizi koparmak için sıkça başvurulan bir yöntem haline gelmiştir.

Aylardır onlarca yasal dergi, gazete, günlük Özgür Gündem gazetesi; kitap hiçbir yargı, savcılık kararı olmamasına rağmen "sakıncalı" denilerek tutsaklara verilmemektedir.

Mektup yasak!
Ziyaret yasak!
Yasal yayınlar yasak!

F Tipleri dünyaya kapatılıyor. Tecrit katmerleştiriliyor. Tam anlamıyla kör bir tecrit uygulaması hayata geçiriliyor…

F Tiplerinin Guantanamo’dan bir farkı var mı?

Siz değerli İCİ ailesinin bu uygulamalar karşısında duyarlılığınızı sessiz kalmadığınızı biliyoruz. Ancak; yine de siz değerli canlarda bu kör tecrite karşı daha da bir sesimiz olmanız, gözümüz kulağımız olmanızı istiyoruz.

Bu duygularla çalışmalarınızda başarılar diliyoruz… Selam ve sevgilerimizle...

Resul Kocatürk
1 No’lu F Tipi Cezaevi Tekirdağ
04.09.2006