“Kadın ve soykırım”

"Sistematik savaşlarda kadınlar savaş ganimeti olarak görülüyor, mal-mülk elde etme güdüsüyle hedefleniyor”

KADIN
Pazar, 7 Aralık 2014 (11 yıl 4 ay önce)

ABDEM’in düzenlediği Köln Üniversitesi’nde yapılan ‘Soykırım, adalet ve yüzleşme’ Konferansı’nın birinci günü öğleden sonraki oturumlarda “Kadın ve soykırım”, “Soykırım, ulusçuluk ve ulus-devlet” Rojava Kürdistan’ındaki kanton modelinin tartışıldı. Konferansta bir sunum yapan Kerkük doğumlu Kürt dili öğretmeni ve araştırmacı Ronak Şivani, sistematik savaşlarda ve soykırımlarda kadınların bilinçli olarak hedef haline getirildiğini vurgulayarak “Kadınlar savaş ganimeti olarak görülüyor, mal-mülk elde etme güdüsüyle hedefleniyor” dedi.



 



1987-88 Halepçe’de Enfal (yeniden fethetme) katliamı üzerine sunum yapan Şivani, “Enfal soykırımında Kürt kadınları hedef oldu. Öldürme, ortadan kaldırma, cinsel saldırı milli etnik katliamlarda yoğun olarak kullanılıyor. Şengal’de de 5-7 bin kadın kaçırılmıştır. Birçok kültürde kadın kendini savunamayan bireydir. Kadın üzerinden ailesi aşireti aşağılanır asıl olarak. Enfal katliamında erkeklerin zindandaki direnişini kırmak için cezaevi tellerine kadın iç çamaşırları asılmıştır.



 



Kadın üzerinden bir halkın yok edilmek istendiğini söyleyen Şivani şöyle devam etti: “Kadınlar ortadan kaldırılarak toplumsal doku bozulmak isteniyor. Şengal’de de kadınlara yönelerek Ezidilerin direnci kırılmak istendi. Kadının çöküşü toplumsal çöküştür. Tüm soykırımlar bunu gerçekleştirmeyi hedefledi. Fiziksel soykırım kadar psikolojik soykırımlar da ağırdır. Fiziksel ve cinsel soykırıma uğrayan kadınların ya intihar ettiğini ya da buna zorlandığını” söyledi. Şivani, tüm bu yaşanmışlıklara ve katliamlara karşı sessizliğin insan haklarına olan inancı da yaraladığına dikkat çekerek, “Bu da insanlık ayıbıdır” dedi.



 



Araştırmacı yazar Gülçiçek Gürel Tekin ise “Yarı Ermeni yarı Kürt olmasına rağmen ancak her iki dili de Türkçe kadar iyi konuşamadığını, yatılı bölge okullarında bir Türk’ten daha fazla Türk olduğunu” söyledi; “Asimilasyon ve soykırım kadında kesin sonuç alıyor” diye konuştu. Tekin, Dersim, Şengal ve Ermeni Asuri soykırımlarında kadınların hedeflendiğini, pazarlarda satıldığını, zorla Müslümanlaştırıldığını, kendi ailelerini katleden adamlarla zorla evlendirildiğini ve bu durumun kadınlarda hayat boyu bir travmaya dönüştüğünü söyledi.



 



Rovaja devrimi

Konferansın 5. oturumunda ise Efrin Kantonu Başbakanı Hevî Mustafa, Rojava’daki kanton modelini anlattı. Rojava’daki Kürtlerin 3 yıl kadar önce özgürlük için harekete geçtiğini belirten Mustafa, ne yazık ki Suriye’deki devrimin yönünü bazı güçlerin değiştirdiğini belirtti. Bu kesimlerin halkları birbirine saldırttığını söyleyen Efrin Kantonu Başbakanı Hevî Mustafa, “Biz de Suriye’de 3. yolu tercih ettik. Tüm millet ve dinler bir araya gelerek kendi bölgelerimizi koruduk, kendi kurumlarımızı kurduk. Demokratik özerkliğimizi ilan ettik. Tüm halkların kardeşliğini barışını öngörüyor bu adımımız” dedi.



 





 



Suriye’de halklar ve dinler arasında bir savaşın körüklendiğini de belirten Mustafa, tüm diller ve dinlerin bir araya gelerek devrimci bir mücadele verdiğini ifade etti. “Çok mağdur olduk fakat hala enerji yüklüyüz ve bu özerk idarede ısrar edeceğiz” diyen Mustafa, Kobanê’ye çok ağır silahlar ile saldırıların olduğunu da hatırlattı. Buna karşı kahramanca bir direniş sergilendiğini de vurgulayan Mustafa şöyle devam etti:



 




Tüm devletler bile bu saldırılara karşı duramadılar. DAİŞ sadece Rojava’ya karşı değil. Bu tehlike tüm insanlığa karşıdır. DAİŞ kadınlara, çocuklara, topluma saldırıyor. Mukaddes tapınaklara saldırıyor, demokrasi, barış anlayışını dünyada ortadan kaldırmaya çalışıyor. Şengal’de neler olduğu gördük. Kadınların pazarlarda nasıl satıldığını, nasıl tecavüze uğradığını gördük. Fakat bu saldırılara karşı YPJ’nin, kadının direnişini de gördük. Bu konferanstan tüm barışseverlere sesleniyoruz: DAİŞ’e karşı verilen mücadeleyi sadece Rojava’ya bırakmayın. Siz de destek olun, bir adım atın. Bu demokrasi adımı sadece bize bırakılmamalıdır.”




 



Mustafa’ya sorulan sorulardan birisi “Efrin kantonunda Alevi Araplar ve sünni Kürtler bir arada ortak yönetimde yer alıyor. Böyle bir toplumsal devrimin, kadın devriminin illaki öncesinden bir arka planı, toplumsal koşulları vardır. Bu konuda ne dersiniz?” oldu.



 



Hevi Mustafa “Rojava devrimi birden bire ortaya çıkmadı. Baas diktatörlüğüne rağmen halklar birbiriyle iç içe yaşıyordu. Ve hepimizin ortak özlemi demokrasiydi. Demokrasiye susamışlıktı. Biz Rojava Devrimi’nden önce çok çalıştık. Örgütlü bir toplum yaratmak için çok mücadele ettik. Yol katettik. Ama bunu kantonlar ve federasyon biçiminde örgütlemekte PYD bize perspektif sundu. Buradan PYD’ye teşekkür ediyoruz“ dedi.



 



Diğer bir soru “Halklar söz sahibi, peki ya Rojava’daki emekçiler ne olacak?” şeklindeydi. Hevi Mustafa “Yönetimde yer alanlarda aranan ilk kıstasın halkın hizmetinde ve halkın hizmetçisi olmak gerektiğini” vurguladıktan sonra “Fiili uygulamaların yanı sıra hakları yasa haline getirdiklerini, önce kadınlar için birçok yasa çıkardıklarını, çalışanları koruyacak bir dizi yasa hazırlığında olduklarını” sözlerine ekledi.