"Sen vur, ben seni korurum"

Kazım Bayraktar: Polislere haksız tahrik indirimi konusunda içtihat oluşursa 'Sen vur, ben seni korurum' güvencesi verilmiş olur

GÜNCEL
Salı, 9 Aralık 2014 (11 yıl 10 ay önce)

Yelda ATAÇ



Ethem Sarısülük’ün Gezi eylemlerinde polis Ahmet Şahbaz tarafından öldürülmesine ilişkin davada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “olası kasıt” yerine “kasten öldürme”den hüküm kurulması gerektiğine ilişkin tebliğnamesinin, haksız tahrik kabulü nedeniyle sonucu fazla değiştirmeyeceği, ayrıca polislerin eylemci öldürmesi halinde korunmasını sağlayacak bir içtihat oluşması tehlikesi de yarattığı ortaya çıktı.



 



Sarısülük ailesinin avukatı Kazım Bayraktar, polislere haksız tahrik indirimi konusunda içtihat oluşursa, yargının polislere, “Çek silahı vur, ben seni korurum” güvencesi vermiş olacağını söyledi. Bayraktar, haksız tahrik indirimi uygulanması halinde Şahbaz’a kasten adam öldürmeden ceza verilmesinin sonucu çok fazla değiştirmeyeceğini, Şahbaz’ın alacağı cezanın ancak birkaç yıl artabileceğini, bu durumda 4 yerine 6 yıl yatarak dışarı çıkabileceğini bildirdi.



 



Bayraktar, Orta Sayfa’ya yaptığı açıklamada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “kasten adam öldürme” suçundan hüküm kurulması gerektiğini bildirmesinin hukuka uygun olduğunu belirtirken, “Tabii ki kasten öldürme olması gerekiyordu. Bütün kanıtlar bu yöndeydi. Bilirkişi zaten tespit etmişti. Ancak en az bunun kadar önemli bir başka nokta haksız tahrik konusu” dedi.



 



HAKSIZ TAHRİK İNDİRİMİNE ONAY VERDİ



Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yerel mahkemenin haksız tahrik indirimini fazla bulduğunu ancak haksız tahrik indirimi uygulanmasına onay verdiğini kaydeden Bayraktar, şu uyarıda bulundu:



 




Bu davada eğer ki polis memurunun hareket tarzı arkasında göstericilerin haksız tahriki olduğu sonucuna varılır ve bundan dolayı ceza indirimi alması içtihat haline gelirse, bundan sonra Türkiye’de yaşanacak toplumsal olaylara polis her müdahale ettiğinde, eğer mukavemet olursa, polisin yaptıkları haksız tahrik olarak nitelendirilebilecek.




 



YASADA TAHRİK HAKKI YOK



Haksız tahrik uygulamasının polislerin görev konusu olan bir alanda söz konusu olamayacağını vurgulayan Bayraktar, “Polisin yasalara göre görevi zaten. Toplumsal olaylarda müdahale ettiğinde mukavemet ile karşılaşabilir, nasıl bir güç uygulayacağı -ki bu orantılı olmak zorunda- yasal olarak tanımlanmıştır. Mukavemet edilirse, tahrik olabilirsin şeklinde hak verilmemiştir” diye konuştu.



 



PSİKOLOJİ RAPORU TERSİNİ SÖYLÜYOR



Dava kapsamında Prof. Cem Kaptanoğlu tarafından hazırlanan Şahbaz’ın psikolojik durumuna ilişkin bir rapor da sunduklarını ifade eden Bayraktar, “Rapor polis Şahbaz’ın hangi duygu ile hareket ettiğini tespit ediyor. Kasıtlı hareket ederek, tek başına ileriye atılıyor, gösterici tekmeliyor, üç el ateş ediyor, Ethem’i vuruyor. Raporda öfke ile hareket ettiği kayıt altına alınıyor. Bu da polisin profesyonelliği ile uyuşmuyor. Polis profesyonel olmak zorunda. Onların görevi mukavemeti etkisiz hale getirmek, başından kabullenerek bu görevi yapıyor. Hukuki anlamda haksız tahrikten bahsedilemez” değerlendirmesinde bulundu.



 



İNFİALİ YARATAN POLİS



Polisin Ethem’in vurulduğu 1 Haziran günü Kızılay’da anormal bir orantısız güç uyguladığını anımsatan Bayraktar, şunları kaydetti:



 




Çok sayıda insan yaralandı, kafatası kırıldı, kafalara biber gazı kapsülü, plastik mermi sıkıldı. Böylesine ağır bir şekilde toplumu tahrik ediyor polis. 1 Haziran’da polis yasal ve barışçıl gösteriyi daha başında dağıtmaya çalıştı. Aslında bir hakkı yasadışı bir şekilde engelleyeceğini ilan etti. Bu durumda mukavemet meşrudur, yasa gereği meşru savunma hakkı da vardır vatandaşın. Polis de olsa, asker de olsa böyledir. O günkü olaylarda, Ethem vurulmadan önce o kitleye sıktıkları gazın, plastik merminin haddi hesabı yok. Prof. Kaptanoğlu, ‘böyle durumlarda polisin toplumda infial yaratacak hareketlerden kaçınması gerekir’, diyor.




 



Orantısız ve haksız şiddet uygulanması karşısında mukavemet edilip taş atıldığında haksız tahrik indiriminden yararlanılmasının hukuka ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu belirten Bayraktar, “Bu içtihat haline gelirse, yargı tarafından bahşedilmiş bir şey olacak. ‘Çek silahı vur ben seni korurum’. Çünkü karşı taraf tahrik etmiş. Bu garanti verilecek” dedi.



 



VÜCUDUNA TAŞ GELMEDİ RAPORU YOK SAYILDI



Hem Almanya’dan hem de Türkiye’de bir iletişim fakültesinden Ethem’in vurulduğu sahnenin görüntü uzmanlarınca incelendiği birer rapor aldıklarını ifade eden Bayraktar, “Polisin vücuduna değen tek bir taş yok. Bu konuda iki kesin rapor var ama mahkeme kararının gerekçesinde adı bile geçmedi bu raporların. Yargıtay Savcısının buna bakması lazım. Haksız tahrik bu açıdan da yok” diye konuştu.



 





 



Şahbaz’ın göstericiler ileri fırlamazken tam tersine kendisinin polis grubunun arasından çıkarak ateş ettiğinin MOBESE görüntüleri ile de saptandığını kaydeden Bayraktar, üstelik bu görüntünün Ethem’in polis tarafından vurulduğu görülünce hemen yön değiştirilerek delil karartma yoluyla görmezden gelinmeye çalışıldığını ifade etti.



 



SAĞLIK RAPORU SAHTEKARLIĞI



Şahbaz’ın Medicana Hastanesi’nden aldığı üç sağlık raporunun sahte çıkmasının da tahrik uygulanmasına engel olduğunu belirten Bayraktar, 1 Haziran tarihli ilk raporda “basit müdahaleyle giderilebilecek yaralanma” tespiti yapıldığını, 3 gün sonra alınan raporda yaralanmaların biraz daha arttığı, 9 gün sonra alınan üçüncü raporda ise el bileğinde travmatik yırtık tespitine yer verildiğini anlattı.



 



Durduk yerde artan yaralanmaları gösteren bu raporlarla, Emniyet ve siyasi iktidarın “göstericilerin taş atması nedeniyle bileği büküldü, o nedenle ateş etti” savunması için bir kurgu yaratılmaya çalışıldığını anlatan Bayraktar, “Oysa gerçekten böyle bir durum olsaydı ilk raporda görünmesi gerekiyordu. Raporların sahteliği anlaşılıp, kurgu tutmayınca bir daha, el bileğime taş geldi, diyemedi tabii. Bu yanıyla da baktığımızda haksız tahrike neden olacak darbe de sözkonusu değil. Raporlar sahte bir kere” dedi.



 



YARGITAY KARARI TOPLUMUN GAZINI ALMAYA YÖNELİK



Dosyada bunlar varken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın haksız tahrik indirimi uygulanabileceği soncuna varmasını, “Yargıtay ya dosyayı incelememiş ya da bu davada çok toplumsal tepki oldu, çok haksızlık yapıldı diye toplumun gazının alınması amaçlanıyor” diye yorumlayan Bayraktar, haksız tahrik indiriminin polisleri şiddet uygulaması için teşvik edeceği uyarısında bulundu.



 



Gezi’den sonra siyasal iktidarın bu tür suç işlemiş polisleri kollamaya dönük daha büyük bir çabası olduğunun altını çizen Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şahbaz’a verilen cezayı çok bulduğu yönündeki sözlerine işaret ederek, yargılama sürecine müdahale edildiğini söyledi.



 



4 YERİNE 6 YIL YATAR



Yargılama sürecinin kasten öldürmeden ceza verilse dahi haksız tahrik indirimi uygulanarak tamamlanması durumunda Şahbaz’ın alacağı cezanın birkaç yıl fark edeceğini bildiren Bayraktar, olası karar için şu tahminlerde bulundu:



 




- Mevcut yerel mahkeme kararında 28 yıllık cezada 19 yıl haksız tahrik indirimi yapıldı. Mahkemedeki iyi hal de eklenince ceza 7 yıl 9 ay 10 güne düştü. Adli olaylarda verilen sürenin yüzde 60’ının yatılması nedeniyle fiili hapiste kalma süresi 4 yılın biraz üzerinde olacak.





- Bundan sonraki durumda yerel mahkeme kararında ısrar edebilir. Ama ısrar etmez ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tebliğnamesine uyarsa, kasten öldürmeden müebbet verebilir. Ancak yine haksız tahrik indirimi olacağı için, verilen ceza 10 yıla inebilir. Devletin verdiği silahla suç işlendiğinde biraz daha artar, iyi hal de eklenince 10 yılın biraz üzerinde bir ceza ile dava bitebilir. Bu durumda sürenin yüzde 60’ının yatılması eklenince fiili hapiste kalış süresi 6 yıl civarı olur.”




 



Bayraktar, yasal sürecin takibinde hem tebliğnamedeki haksız tahrik indirimine itiraz edeceklerini hem de ayrıca temyiz dosyasını tamamlayarak Yargıtay’a göndereceklerini de sözlerine ekledi.



 



Orta Sayfa