Maltepe Üniversitesi Hastanesi'nde direniş, haftanın 7 günü 24 saatinde 8'inci gününde sürüyor
Maltepe Üniversitesi Hastanesi çalışanları, kendilerine dayatılan ağır çalışma koşullarına ve asgari ücretin bile altında kalan ücretlerine karşı çıkıyorlar. Son zam olayında yönetimin kendilerini aşağılayarak, “siz paspasçısınız, sizin gibiler dışarıda çok. İster kabul edin ister etmeyin” diyerek hem hakaret etmesi hem de tehdit etmesi bardağı taşıran son damla oldu. Hastane yönetimi bu pervasız tutumla da sınırlı kalmayarak işçilerin tüm alacaklarını hesaplarına yatırarak iş akitlerinin feshedildiğini bildirdi. İşçi kıyımının başlaması üzerine DİSK'e bağlı Dev Sağlık İş'le bağlantıya geçen işçiler adına hastane yönetimiyle bir görüşme yapıldı. Görüşmede hastane yönetimi sorunu çözmek yerine taşeron işçi çalıştırma konusunda tutumunu netleştirince hastane bahçesinde kurulan çadırla direniş başladı.
Maltepe Hastanesi direnişçileri, kuralsızlığa, geleceksizliğe, kölece çalışma ve yaşam koşullarına sonuna kadar direnmeye kararlılar.
Maltepe Hastanesi direnişi bugün 8'inci gününde. Direniş 7 gün, 24 saat devam ediyor. Direnişin ilk haftasında gece sadece erkekler direniş nöbetine kalmışlardı. Dün itibariyle gece direniş nöbetinin kadınlar tarafından tutulacağı açıklandı. Dün yani direnişin 7'inci gününü 8'inci güne bağlayan gece kadınların ilk gece nöbeti de başladı.

Biz de Alınteri okurları olarak kadın direnişçilerle nöbet tutmak için Maltepe Hastanesi önündeki direniş çadırına gittik. Direnişteki işçi kadınlar bizi çok sıcak karşıladılar. Gittiğimizde türküler söyleniyor, türkülerin hikayesini bilen kadınlar da hikayesini anlatıyorlardı birbirlerine. Bizim de katılmamızla türkü hikayeleri ve türküler biraz daha sürdü. Direnişçi işçiler arasındaki bir kadın arkadaş önceden türküleri hiç sevmezmiş, hikayelerini dinlediğinde ve birlikte söylediklerinde "gerçekten çok anlamlı ve güzelmiş, bundan sonra bir türkü dostu daha kazandınız" dedi.
Gece nöbetinde sadece direnişçi işçiler değil sendika temsilcileri ve dostları da vardı. İşçilerden kiminin kızı, kiminin yakınları, kiminin komşuları da destek vermek için oradaydılar. Türküler, sendika yöneticilerinin "çevreye rahatsızlık vermeyelim" uyarılarıyla gece saat 23:00'e kadar devam etti. Saatlerin ilerlemesi ve 23:00 olmasıyla kadınlar türkü söyleme ve hikaye anlatımlarını sonlandırdılar ve çadır dışına çıkarak eve gidecek olan yakınlarını, arkadaşlarını uğurladılar.
Nöbet tutacak olan kadınlarla direnişle üzerine sohbetler ettik. Aralarında ki "birkaç çürük"ten bahsettiler, onlara kırgın olduklarını anlattılar... Direniş bazı kadınlar açısından bir ilk... Her biri "şimdiye kadar hata etmişiz, etrafımızı görememişiz, ama bundan sonra direnişlere destek olacağız. Artık anladık ki hakkımızı aramazsak onlar daha fazla sırtımıza binecekler, bizi 'paspasçısınız' diye aşağılayanlar görecekler, vazgeçmeyeceğiz ve sonuna kadar direneceğiz” diyorlar.
Bu arada hastane yönetiminin işçi kıyımından hemen sonra taşeron işçi çalıştırmaya başladığını ve "Gelin görüşelim. Taşeronla devam edelim ama haklarınız eskisinden daha iyi olacak şekilde bir anlaşma yapalım" dediğini öğreniyoruz. Hastanenin arabulucu tayin ettiğini de...
Gecenin ilerlemesi ve saatin 00:15’e gelmesiyle çadıra girildi. Kimisi sohbet ederken kimisi dinlenmeye kimisi de internette gördükleri bir yazıyı okumaya başlamıştı. Bu sırada sendika görevlisi bir kadın arkadaş yanımıza gelerek saat 00:00'dan sonra dışarıdan gelen destekçilerin çadırda kalamayacağını iletti. Biz de o saatten sonra bu kararı tartışmanın doğru olmayacağını düşünerek saat 00:45 civarında çadırdan ayrıldık. Ayrılırken de Dev Sağlık İş Başkanı Arzu Çerkezoğlu'na bu kararın nedenini sorduk. O da bu tutumun sadece bu direnişe mahsus olmadığını, tüm direnişlerinde sözkonusu olduğunu belirtti. Açıklama çok tatmin edici olmasa da direniş yerinden ayrıldık.