Ağırlaştırılmış müebbetle yargılanan otuz beş çArşı taraftarının yargılandığı davanın duruşmalarına başlandı
Haziran İsyanı'na katıldıkları için haklarında "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme", "Terör örgütü kurmak veya yönetmek" gibi suçlamalarla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen Beşiktaş taraftar grubu çArşı'nın otuz beş üyesinin yargılanmasına bugün başlandı. Nerden baksan tutarsızlık akan iddialarla açılan bu intikam davasının Çağlayan Adliyesi'nde görülen ilk duruşmasına saat 10:00 sularında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı.
ÇArşı'yı desteklemek için Çağlayan Adliyesi önünde binlerce insan toplandı. Futbol takımlarının taraftar grupları sabah saatlerinde İstanbul'un çeşitli noktalarında toplanarak sloganlarla Adliye'ye yürürken, sendikalar ve meslek örgütleri, çeşitli demokratik kurumlar ve siyasi partiler de Adliye önünde yaptıkları açıklamalarla desteklerini vurguladılar. CHP ve HDP milletvekillerinin de izlediği duruşmaya yüz avukat katıldı.

Adliye önünde toplanan taraftar grupları, Gezi direnişçileri ve tüm destekçiler "Her yer Taksim her yer direniş!", "Hırsız, katil Erdoğan!" sloganlarının yanı sıra, taraftar gruplarına ait sloganlarla Çağlayan Adliyesi'nin önünü coşkulu bir gösteri alanına dönüştürdüler.

Duruşma başladıktan sonra söz alan tutuksuz sanıkların avukatı Ömer Kavilli 13 Ağır Ceza Mahkemesi'ne ait salonun duruşma için yeterli altyapıya ve büyüklüğe sahip olmadığını belirterek, daha büyük bir salon talebinde bulundu. Kavilli'nin sözlerine mahkeme başkanı, "İşi olmayan dışarı çıksın. Avukat, milletvekili, basın mensupları salonda kalsın" yanıtı verdi. Hakim ayrıca, "Sanık sayısı, izleyici sayısı dikkate alınarak oturabiliriz. Ne zaman mahkeme deplasmana gittiyse bir sıkıntı yaşandı. Mümkün mertebe kendi salonumuzda duruşma yapmaya çalıştık" gibi ciddiyetsiz sözlerle talebi reddetmeye çalıştı.
Avukatlar heyetin bu gayri ciddi tutumuna karşı taleplerinde ısrar ettiler. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu da heyetin bu tutumunu, "Burada deplasman yok. Sanık avukatları ayakta ve yetersiz salon koşullarında savunma yapamayacaklarını belirtiyorlar" sözleriyle protesto etti. Bunun üzerine mahkeme heyeti, "Kimlik tespiti ve iddianame okunduktan sonra duruşmayı büyük salona alacağız" dedi. Avukatlar da, "Bu şekilde kimlik tespiti de mümkün değil" yanıtı verdiler. Bunun üzerine heyet kimlik tespitlerinden sonra duruşmanın daha büyük olan 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesine karar verdi. Bu kararla birlikte duruşmaya da ara verildi.
Duruşmaya ara verilmesiyle polis Adliye'yi sloganlarla inleten sanıkları ve destekçilerini Adliye'den çıkarmak istedi. Polisin bu tutumu gerilime neden oldu.
Tutuksuz yargılanan sanıklar ve izleyici olarak gelen taraftarlar attıkları sloganlarla Çağlayan Adliyesi koridorlarını gösteri alanına çevirirlerken, dışarıda da Adliye'nin önündeki alt geçit yolu bir servis aracıyla 15 dakika boyunca çift yönlü olarak trafiğe kapatıldı. Yol trafiğe kapatılırken köprüye de devasa bir çArşı pankartı asıldı. Bu gösteri, alkış ve sloganlarla sonlandırıldı.

Saat 12:30 sularında 1. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda başlayacak duruşmaya katılmak isteyen Berkin Elvan'ın anne ve babasının girişine izin verilmedi. CHP Milletvekili Hüseyin Aygün'ün yaptığı görüşmelerden sonra sadece Gülsüm Elvan salona alındı.
Salonun değiştirilmesi nedeniyle birkaç saatlik gecikmeyle 1. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda taşınan duruşma güvenlik önlemleriyle yeniden başladı. Salonun önüne polis yığınağı yapılırken, heyet de fotoğraf çeken gazeteciler için işlem başlattı. Daha sonra iddianamenin okunmasıyla devam eden duruşmada, "darbe" iddiaları salonda gülüşmelere neden oldu.

ÇArşı üyelerinin avukatları heyete daha önceki soruşturmalara ait olup içeriğinde suç bulunmayan tapelerle ilgili soru sorulamayacağını ve bu tapelerin dosyadan çıkarılması gerektiğini belirttiler. Avukatların tapelerin çıkarılması talepleri heyet tarafından başından beri sergilenen ciddiyetsiz tutumla reddedildi. Heyet başkanının avukatların taleplerini reddetmesiyle duruşmaya yemek arası verildi.
Verilen aradan sonra tamamen temelsiz bir iddianameyle haklarında ağırlaştırılmış müebbet cezası istenen çArşı üyeleri, savunmalarını yapmaya başladılar. İlk olarak çArşı tribün liderlerinden Cem Yakışkan'ın sorgulanmasına geçildi. Twitter hesabındaki mesajlara dayanılarak örgüt lideri olmakla suçlanan Cem Yakışkan, Twitter hesabının olmadığını söyledi. Müebbetle yargılanan Cem Yakışkan, polis sorgusundaki rezaleti verdiği "Soruşturmada polise ifademde 'siz' dedim 'telsiz' yazdı" örneğiyle teşhir etti. Yakışan'a darbe suçu hakkında ne diyeceği sorulunca, "Öyle bir güce sahip olsak Beşiktaş'ı şampiyon yapardık" dedi.
Gezi Direnişi'ne katılmanın demokratik bir hakkı kullanmak olduğunu belirten Yakışkan, "Zulme uğrayanların yanında olduk, demokratik hakkımızı kullandık. çArşı'yı illegal bir örgüt olarak göstermek Beşiktaş taraftarına yapılan bir haksızlıktır. Beşiktaşlılık ruhuna bağlı olarak Gezi eylemlerine katıldım" sözleriyle savunmasını tamamladı.
Davanın diğer sanıklarından Bülent Numan Ergenç de benzer şekilde iddianamenin temelsizliğini verdiği somut örneklerle teşhir ederek, Gezi Direnişi'ne demokratik bir hakkını kullanarak katıldığını fakat hakkındaki iddiaları kabul etmediğini belirtti.
Ergenç'ten sonra Mutlu Doğan'ın savunmasına geçildi. Duruşma sanıkların Gezi Direnişi'ne katılmanın haklılığı ve meşruluğunu dile getirip iddiaları reddeden savunmalarıyla devam ederken, dışarda bekleyen kitle de sloganlar, marşlarla destek ve dayanışmasını sürdürdü.
Gerek içerde yapılan savunmalarda gerekse Adliye önündeki bekleyişte Gezi Direnişi'nin yargılanamayacağı hissettirildi.
Bu arada saat 17:00 sularında polis Adliye koridorlarını boşalttı ve bina içinde konuşlanmaya başladı.
çArşı grubuna açılan davanın ilk duruşmasında sanıklara mahkeme başkanından ilginç bir teklif geldi. çArşı grubunun suçlarını kabul etmesini teklif eden mahkeme başkanı sanıklara denetimli serbestlik yasasından yararlanmalarını söyledi.
Duruşma ve dışardaki bekleyiş devam ediyor...