Salı, 26 Eylül 2006 (20 yıl 1 ay önce)
21 Kasım 2004 tarihinde babası ile birlikte, evinin önünde polisler tarafından 13 kurşunla öldürülen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ve babasının öldürülmesi olayından 2 saat sonra polis tarafından çekilen görüntüler basına yansıdı.
Olaydan sonra Mardin Valiliği'nin, "Karakol basacaklardı" ve daha sonra değiştirerek, "Dur ihtarına uymadıkları" için Kaymazların öldürüldüğüne dair yaptığı açıklamalara rağmen, görüntülerde herhangi bir çatışma izine rastlanmıyor. Görüntülerde bütün mermi çekirdeklerinin Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz'ın cesetlerinin etrafında bulunması dikkat çekiyor. Ahmet Kaymaz'ın kullandığı ve olay gecesi eşyalarını yerleştirmeye çalışırken vurulduğu 73 SD 977 plakalı kamyonete her hangi bir kurşunun isabet etmemiş olması ve çevredeki duvarlarda herhangi bir kurşun izine rastlanılmaması "maktullerin hedef alınarak öldürüldükleri" iddiasını güçlendiriyor.
Uğur yaşıyor muydu?
Olay yerinin aydınlattırılarak yapılan ve yaklaşık 1 saat süren görüntülerde, Uğur Kaymaz'ın yarım bir şekilde yüz üstü uzatıldığı ve toprağa düşen yüzünden ve burnundan az da olsa halen kan aktığı görülüyor. Üstünde, mavi bir mont ile krem bir pantolon bulunan Uğur'un ayaklarının ucuna düşen terlikler göze çarpıyor. Sırtından yediği çok sayıda kurşun izinin açık bir şekilde görüldüğü görüntülerde, Uğur'un yanında bulunan Kaleşnikof marka otomatik silahın yanı sıra biraz uzağına bırakılan içinde 4 şarjörün bulunduğu kütüklük 73 SD 977 plakalı arabanın sol tarafına ve şoför mahalline yakın bir yerde bulunan baba Ahmet Kaymaz sırt üstü düşmüş ve yüzü kanlar içinde kalmış.
‘Silah ile cep telefonu aynı tarafta’
Uğur Kaymaz'ın kırmızı ve canlılık hissi uyandıran burun kanamasının aksine Ahmet Kaymaz'ın yüzündeki kanlar kurumuş gözüküyor. Ahmet Kaymaz'ın sağ elinin bulunduğu tarafta Kaleşnikof marka silahın yanı sıra silahın yanına düşen cep telefonu ise kafaları karıştırıyor. Telefonla silahın aynı yere düşmesi ve her ikisinin de sağ elin yanında bulunması "Eğer elinde telefon var idiyse silahı aynı elinde nasıl tutabilir?" sorusuna neden oluyor. Görüntülerde her ikisinin de ayak uçlarına düşmüş terlikleri çatışma olasılığını oldukça düşürüyor.
Çantadan sadece elbiseler çıkıyor
Görüntülerde dikkat çeken bir başka nokta ise Kaymazlar'ın evinden olay sonrası alınan görüntüler oluşturuyor. Bu görüntülerde, evin dağıtılmış hali ve yerde hiç dokunulmamış sofra ve yemekler dikkat çekiyor. Sofra'da büyük bir tabağa doldurulmuş ve hiç dokunulmamış bulgur pilavı ile, türlünün yanı sıra 4 kaşığın bulunması Kaymaz ailesi'nin olay sonrası yaptığı
"Uğur ve babası arabaya eşyalarını bırakmaya gitmişlerdi ve geri dönüp yemek yiyeceklerdi" beyanlarını doğruluyor. Evde bulunan DEP Eski Milletvekili Mehmet Sincar'ın fotoğrafının defalarca zoomlanarak çekilmesi ise dikkat çeken bir başka ayrıntı. Yine polisin evde yaptığı çekimlerden sonra Kaymazlara ait 73 SD 977 plakalı arabanın şoför mahallinde yaptığı aramada, çıkan bir çantanın içinde elbiselerin dışında başka bir şey çıkmaması ve bunu polisin
"elbiselerin dışında başka bir şey yok" diyerek kayda geçirmesi önemli noktalardan biri olarak açığa çıkıyor.
Terlikler ayaklarında
Üstünde, mavi bir mont ile krem rengi bir pantolon bulunan Uğur'un ayaklarında da kamuoyunda çokça tartışılan terlikleri vardı. Sırtından yediği çok sayıda kurşun izinin açık bir şekilde görüldüğü görüntülerde, Uğur'un yanında Kaleşnikof marka otomatik silah görülmekte. Kocasının 73 SD 977 plakalı kamyonete eşya yüklediğini ve oğlu Uğur Kaymaz'ın ayağında terlikle babasına yardım ettiğini, kendisinin de evde yemek hazırladığını söyleyen Makbule Kaymaz'ın tanıklığı ile yayınlanan görüntüler birbirini doğruladı. 8 nolu karede ise baba Ahmet Kaymaz'ın ayağındaki terlik görülmekte.
www.gundemimiz.com