Tayyip Erdoğan bu sefer de doğum kontrol yöntemlerini ihanetle özdeşleştirdi
Neoliberal barbarlığın has temsilcisi AKP hükümeti ve özelde de Tayyip Erdoğan'ın kadının ruhuna-bedenine dönük saldırıları, bu defa da doğum kontrolü yöntemlerinin "ihanet"le özdeşleştirildiği bir konuşmaya konu edildi.
Burjuvazinin genç işgücü ihtiyacını muhafazakar söylemlerle cilalayıp topluma dayatan Erdoğan, bugüne kadar ürettiği sayısız "provokasyon", "ihanet" senaryosuna bu sefer de doğum kontrol yöntemlerinin öznesi olduğu yeni bir senaryo ekledi.
Katıldığı hemen her düğünde "Üç çocuk, üç de yetmez beş çocuk doğurun" çağrısı yapan, ailenin kutsallığından dem vurarak kadının kölelik zincirlerine biat etmesini buyuran Erdoğan, katıldığı son düğünde,
Evlilik uzun bir yolculuk. iyi günler var, kötü günler var. iyi günler paylaştıkça çoğalır ama kötü günlerde sabrettikçe elbet mutluluğa dönüşür. Beypazarı'ndan bir amcamın bana tavsiyesi var, diyor ki; bir olur garip olur, iki olur rakip olur, üç olur denge olur, dört olur bereket olur, gerisi Allah Kerim...
diyerek kaç çocuk doğrulması gerektiği konusundaki direktifini yineledi.
Açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca insanın olduğu bu ülkede açlar ordusunun büyümesiyle sermayenin büyümesi arasındaki doğrusal ilişkinin kutsallığına inanarak konuşan Tayyip Erdoğan'ın bu yüzünü dinsel perdeler bile kapatamıyor. Onun "Allah Kerim"inin kendi pratiğindeki karşılığı, evlatlarıyla birlikte paraları "sıfırlarkenki" tarihi kayıtlarda mevcut. Zaten kendisiyle aynı olanaklara sahip olmayan milyonların çoğaltılması çağrısı da bu "sıfırlama" işinin kesintisizce sürmesi için değil mi?
Tayyip Erdoğan'ın nikah törenindeki konuşması kaç çocuk doğurmak gerektiği direktifiyle bitmedi. Devamında sarf ettiği sözlerle çok çocuk doğurmakla kendilerinin ve burjuvazinin sıfırlayacağı paralar arasındaki dolaysız ilişkiden yola çıkarak doğum kontrol yöntemlerini de "ihanet"le özdeşleştirdi.
Erdoğan'ın sarf ettiği bu sözler; onun, yaşamla, toplumsal ilişkiler ve özelde de kadınlarla nasıl bir zihniyet ilişkisi kurduğunun açık ifadesidir. Bu açıdan şaşırtıcı değiller. Tam da bu nedenle insan "acaba arkasından ne gelecek?" demeden geçemiyor. Çünkü biliyoruz ki Erdoğan ne zaman bir konuyla ilgili akıl almaz açıklamalar yapmışsa arkasından mutlaka bir düzenleme, yasak, sınırlama gelmiştir.
Son nikahtaki şu sözlerin arkası da şu ya da bu şekilde gelecektir:
Biz milletimiz güçlü kılmak için, hem nüfus itibariyle daha çok genç nüfusa, dinamik nüfusa ihtiyacımız var. Hem de yetişmiş nüfusa ihtiyacımız var. Bunu ihmal etmeyeceğiz ve muhasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak istiyorsak bu milletin güçlü olması lazım. Ekonomide bir kaide vardır, 'genç, dinamik demek'. Bu ülkede yıllarca bir doğum kontrolü ihaneti yaptılar ve neslimizi kurutma yoluna gittiler. Neslin önemi, gücü ekonomide olduğu gibi manen de çok önemli. Ben sizlere inanıyorum ve aile cüzdanımız da kızımıza verelim.