Polisin bir okurumuza dönük ajanlaştırma saldırısına karşı İstanbul İHD'de basın açıklaması yapıldı
Faşist devletin kolluk güçleri aracılığıyla devrimci, yurtsever ve komünistler üzerinde uyguladığı baskı ve sindirme yöntemlerinden biri olan ajanlaştırma çabası sürüyor. Bunu; tıpkı '90'lı yıllarda olduğu gibi sıkı takipler, telefon etmeler, işyerine gitmeler, ıssız yerlerde görüşebilme talepleri ve kabul edilmediğindeyse "hayatını karartırız" tehditleriyle gerçekleştiriyor. Hüseyin Tolan isimli okurumuzun yasadışı bir şekilde fişleyip, ajanlık teklifinde bulunması bunu somut ifadesidir.
Yakın zamanda okurumuz şahsında yapılan ajanlaştırma ve fişleme baskılarına karşı bugün saat 11:00'de İHD İstanbul Şubesi'nde bir basın açıklaması gerçekleştirerek bu saldırıyı boşa çıkaracağımızı kamuoyuna ve faşist devletin kolluk güçlerine bir kez daha duyurduk
Özgür Gelecek gazetesi ve İstanbul DİHA'nın izlediği basın açıklamasına Alınteri okurlarının yanısıra, İHD İstanbul Şubesi yöneticileri, gazete çalışanlarımız ve ajanlaştırma saldırısına uğrayan okurumuz katıldı.
İHD İstanbul Şube temsilcisinin, "Devrimciler, yurtseverler üzerinde yapılmaya çalışılan bu baskıların karşılığı mücadele içinde verilecek ve boşa çıkarılacaktır. Biz de İHD olarak olayın takipçisi olacağız" sözleriyle yaptığı kısa açıklamadan sonra Alınteri gazetesi adına yapılan basın açıklaması okundu. Gazetemiz adına Zarife Çamalan'ın okuduğu basın açıklamasında şunlara değinildi:
Sınıf mücadelesinin kırılma ya da yükseliş dönemlerinde burjuva devletlerin hareketi içerden çözmek için başvurdukları en önemli saldırı biçimlerinden biri de ajanlaştırmalardır. Komünist, devrimci ve yurtsever harekete karşı '90'lı yıllar boyunca sistematik bir tarzda kullanılan ajanlaştırma saldırısının azımsanmayacak kayıplara neden olduğu bilinmektedir. Bu aracın sadece fiili kayıplar yaratma amacıyla kullanılmayıp aynı zamanda devrimci-komünist ve yurtsever hareketi içerden yozlaştırarak çözmek için de devreye sokulduğu açıktır. Bu saldırı biçiminin son zamanlarda yeniden devreye sokulduğu anlaşılıyor. Haziran direnişi ve sonrasında, Kobanê serhildanında açığa çıkan toplumsal öfkenin sindirilmesi için baskı ve zor kurumları sınırsız yetkilerle tahkim edilirken, aynı zamanda ajanlaştırmaların da eskiden olduğu gibi daha yaygın bir araç olarak devreye sokulacağı görülüyor. Polisin bu girişimi okurumuz Hüseyin Tolan üzerinde de denendi.
Yaklaşık 2 hafta önce akşam saatlerinde okurumuzun çalıştığı işyerine "seni ziyarete geldik" diyerek giden iki sivil polis bu "ziyaretlerinde" okurumuzun katıldığı tüm legal eylemlerden derledikleri bir fotoğraf dosyasındaki görüntüleri göstererek konuya giriş yaptılar. Gezi direnişinden, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için yapılan etkinliklerden, Gazi Katliamı için yapılan anmalardan, 12 Eylül'de işkencede katledilen Songül Kayabaşı'nın mezar anmasından ... derledikleri fotoğraflardan oluşan bu dosyadan Gezi'ye ait fotoğrafları göstererek okurumuzu işyerinde adeta sorguya çekmeye kalkıştılar. Okurumuza "Alınteri'yle nasıl bir ilişkin var?" sorusuna "sizi ilgilendirmez, Alınteri legal bir işçi gazetesi bunu hangi hakla soruyorsunuz?" demesi üzerine "Alınteri işçi gazetesi falan değil bir terör örgütünün yayın organı" diye yanıt veren polisler, okurumuzu tehditle konuşmalarına devam ettiler. "Bak bir işin var, olanakların var bunları kaybetmek iyi olmaz" diyen polisler bu tehditten sonra okurumuza "gel teşkilatta çalış" diyecek kadar ileri gittiler. Bunun üzerine okurumuz "Kaybedecek bir şeyim yok, bu görüşme burada bitmiştir" diyerek polislerin odasından çıkmalarını istedi. Buna rağmen giderken belki fikrini değiştirirsin diyerek telefon numarası bırakacak kadar pervasızca davrandılar. Polisin okurumuzu tacizleri telefonlar üzerinden de devam etti. En son 28 Aralık tarihinde 0216 330 14 06 numaralı bir sabit telefondan isminin Hakan olduğunu söyleyen bir polis arayarak sakin bir yerde görüşmek istediklerini söyledi. Okurumuz "beni bir daha aramayın, hakkınızda suç duyurusunda bulunacağız diyerek telefonu kapattı.
Polisin ajanlık dayatmasında bulunduğu okurumuz daha önce de bir GBT kontrolünde "silahlı terör örgütü üyesi" suçlamasıyla kaydedildiğini öğrenmişti. Hakkında hiçbir dava, soruşturma olmayan okurumuzun kayıtlara bu şekilde geçirilmiş olması da polisin yasadışı fişlemelerinin ve sistematik takibinin somut bir ifadesiydi.
Polisin bu pervasız tutumları karşısında mücadele ve direnişin kazanacağını, tüm bu girişimleri bir kez daha boşa çıkaracağımızı belirtiyoruz. Okurumuzun başına gelebilecek her türlü kumpas ve saldırıdan İstanbul polisinin sorumlu olacağını tüm kamuoyu önde bir kez daha tekrarlıyoruz.
Basın açıklaması daha sonra kendisine ajanlık teklifinde bulunulan okurumuz Hüseyin Tolan'ın olayı anlattığı konuşmasıyla devam etti. Tolan konuşmasında, polisin kendisine dönük fişleme ve ajanlaştırma çabasını ayrıntılarıyla anlatarak "Bu saldırılar bizi yıldıramaz!" sözleriyle tamamladı.