Onlara göre manevi değeri yok!

Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi Ceylan'ın ailesinin manevi tazminat talebini reddederken çok şey anlattı!

GÜNCEL
Çarşamba, 7 Ocak 2015 (11 yıl 9 ay önce)

Lice'nin Şenlik köyü Hambaz mezrasında hayvanları otlattığı sırada Yayla Karakolu'ndan atılan bombayla bedeni paramparça edilen 12 yaşındaki Ceylan Önkol'un ailesi tarafından devlet aleyhine açılan maddi, manevi tazminat davasında verilen karar bu ülkede çocuk öldürmenin bedelsiz olduğunu bir kez daha gösterdi. Başvuruyu karara bağlayan Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi, çocukları katledilen aileye 28 bin 208 lira 85 kuruş maddi tazminat ödenmesine hükmederken, manevi tazminat talebini ise reddetti! Onlara göre bir evladın manevi hiçbir değeri yok!



 



Uğur, Berkin, Ceylan ve daha nicelerinin katilleri hakkında açılan davaların seyri ve sonuçları, kolluk güçlerine "daha fazla öldürün" direktifi dışında bir anlam taşımıyor.



 



Ceylan'ın katledildiği 28 Eylül 2009 tarihinden bu yana yürütülen soruşturmalarda aradan 5 yıl geçmiş olmasına rağmen hiçbir sonuca ulaşılmadı. Patlamaya ilişkin Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Kurumu Genel Müdürlüğü'nün 2 yıl önce yaptığı kriminal inceleme sonucunda hazırladığı raporda, patlamaya neden olan cismin "40 mm bomba atar mühimmatı" olabileceği belirtilmiş ve raporda da buna genişçe yer verilmişti.



 



4 Nisan 2013 tarihinde ise Önkol'un ölüm nedeniyle ilgili şüpheliler hakkında, "görevini kötüye kullanmak" suçlamasıyla açılan soruşturmada, Lice Cumhuriyet Savcılığı tarafından takipsizlik kararı verilmişti.



 



Önkol katledildikten bir yıl sonra avukatlar dava dosyasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdı. AİHM'e giden davadan da bugüne kadar herhangi bir sonuç çıkmış değil.



 



Dava zaman aşımına kaldı



Failler hakkındaki takipsizlik kararıyla yetinmeyen savcılık, Nisan 2014 tarihinde bu kez dosyadaki mevcut delil ve raporların faillerin tespiti için yetersiz olduğunu iddia ederek, faillerin tespit edilmemesinden dolayı "daimi arama" kararı verdi. Verilen bu karar, dosyanın zaman aşımı ile yüz yüze bırakılması olarak yorumlandı.



 



Yine savcılık, suçlamayı "taksirle ölüme neden olma suçu" olarak değerlendirdiğinden zaman aşımı süresi de 30 yıldan 15 yıla düştü.