Köleliğe rüşvet ve teşvik!

'Aile ve Nüfusun Korunması' başlığı altında sunulan programının ruhu başlığın kendisinde!

KADIN
Perşembe, 8 Ocak 2015 (11 yıl 3 ay önce)

Kadın cinayetleriyle kapısı aralanan 2015, bu cinayetleri teşvik eden devlet politikalarının daha kapsamlı bir toplumsal tabana oturtulması çabalarıyla devam ediyor. Bizzat Başbakan Davutoğlu tarafından açıklanan yılın ilk projelerinden biri, çok çocuk doğurmayı teşvik eden proje oldu. 'Aile ve Nüfusun Korunması Programı' başlığı altında sunulan program, başlığıyla bile kadın cinayetlerini teşvik etmeyi sürdürür nitelikte. Zaten devletin baş aktörlerinin, "ailenin kutsallığı" ve "annelik kariyeri" söylemleriyle açtığı perdenin sonrasının nasıl geleceğini öngörmek için müneccim olmak da gerekmiyor.



 



Kapitalist üretimin ucuz-genç işgücü ihtiyacıyla nüfusun yaşlanma oranları arasındaki fark alarm zilleri çalmaya doğru giderken; çok çocuk doğurmayı teşvik eden burjuva devlet, aynı zamanda kadın işgücünün cezbedici ucuzluğundan da vazgeçememenin handikaplarını aşmayı merkeze koyan bir proje hazırladı. Sömürü hırsına, dinsel ve geleneksel bir hırka giydiren bu proje, erkek egemen sistemin kadına biçtiği toplumsal rollerin çıplak ifadesi olmanın ötesine geçemiyor.



 



Davutoğu'nun, ‘Türkiye yaşlanma bakımından hızlı bir trend takip ediyor’ sözleriyle gerekçelendirdiği proje, ‘ailenin korunması ve nüfus dinamizminin korunması kadınların ve aile hayatımızın desteklenmesi zaruretin getirdi'’ tespitiyle gerçek meramını da açıkça ortaya koyuyor.



 



Kadını üretimden tamamen koparmadan çok çocuk doğurmaya ve ailenin bekçiliği rolleriyle kuşanmaya davet eden proje, kadının köleliğiyle özdeş bu düzenlemeleri "rüşvet" ve "teşviklerle" kabul edilir hale getirmeyi esas alıyor. Projenin ana başlıklarına baktığımızda bu tüm açıklığıyla görülüyor:



 



-Aile birliğini merkeze koyarak kadının boşanma hakkını gaspeden plan, bunu dev bir sosyolog-psikolog (Diyanet zaten işin parçası!) ordusuyla (5 bin kadro istihdam edilecek!) fiili bir baskı ve kuşatmayla pekiştirecek! 500 aile için bir sosyal hizmet görevlisi düşecek şekilde bölgelere ayrılacak Türkiye'de, bu işi yapan görevliler de GPC ile takip edilecek!



 



-Doğum nedeniyle ücretsiz izinde geçen sürelerin derece kademe ilerlemesinde kullanılması sağlanacak. Bu 'rüşvet' karşılığında kadından istenen üretimle aileyi ve çocuk doğurmayı merkeze koyan bir ilişki kurması olacak.



 



-Doğuma bağlı yarı zamanlı çalışma izni ile ilgili düzenleme yapılacak, analık izni bitiminden sonra ilk çocuk için 2 ay, 2.’nci çocuk için 4 ay olmak üzere yarı zamanlı çalışma izni getirilecek. Aradaki farkın kesintiye uğramayacağını ve kadınların tam ücret alarak yarı zamanlı çalışacaklarını söyleyen Davutoğlu, doğum için belirledikleri rüşvet miktarlarını ise ‘her bir anne doğum yaptığı anda ilk çocukta 300 TL, ikinci çocukta 400, üçüncü çocukta 600 TL doğrudan anneye yardım’ şeklinde açıkladı.



 



Geleceği ucuz işgücü olan bu çocukların sonrasında nasıl büyüyecekleri önemli değil, yeter ki doğsunlar, nüfusun yaşlanması eğilimi yeter ki kapitalist üretimin lehine dönsün ve tüm bunlar aynı zamanda "kutsal aile birliği" korunacak şekilde yaşansın! Bunun için geçici "teşviklerin" lafı mı olur?



 



-Kadının bir ayağı üretime, bir ayağı çocuk ve aile bakımına bağlayacak olan projede yaygın bir kreş ağı oluşturulması da hedefleniyor. Belediyelere kreş oluşturma zorunluluğu getirilirken, kreş ve bakımevleri de vergi teşviklerinden yararlanacak.



 



Patronların mırın kırınlarının üstesinden gelmeyi de hedefleyen plan, bu kadar "teşvik" ve "rüşvetin" faturasını da yine bizden çıkarmak üzerinden planlanmış. Yani bunların hepsi için patronlara hiçbir yükümlülük getirilmiyor, sadece devlet bütçesini şişerecek yeni kaynakların (soygunların) yaratılması esas alınıyor.



 



-Evliliği teşvik ve özendirme için "Çeyiz hesabı" gibi icat da bulunuyor planda. Davutoğlu'nun, "Anadolu’da bir çocuk doğduğunda ilerde evlendiğinde değerlendirilir diye ağaç, kavak bir şey dikilir. Bizim oralarda vardır. Evlilik çağı geldiğinde acaba gelin alırken ben ne yapacağım, mobilyaları nasıl tanzim edeceğim düşüncesinden aileleri kurtarmak adına ebeveynlere çeyiz hesabı gibi bir uygulama düşünüyoruz" sözleriyle taktim ettiği bu icat, kadının toplumsal rollerini, ailenin sistem açısından taşıdığı anlamları pekiştirecek çarpıcı bir uygulama.



 



Kadına dönük şiddete karşı mücadelede kararlı olacaklarını söyleyen Davutoğlu, bu 'kararlılığı' bile, ‘Ayrı bir kampanya başlatmayı düşünüyoruz. Kadın ve çocuğa şiddete karşı çok kapsamlı bir seferberlik başlatacağız. En affedilemez şiddet aile içinde kadına ve çocuğa karşı uygulanan şiddettir. Kadına karşı şiddet konusunda devlet olarak etkin mücadeleye devam edeceğiz. Aileyi destekliyoruz. Kadının istihdama katılımını da aynı oranda destekliyoruz. Arada oluşacak farkları da devlet kendisi kapatmayı taahhüt ediyor. Yaşlanan bir nüfusu tekrar bir nüfus dengesine getirtmek en az bir nesil, 30-40 yıl alır. 1-2 ay içinde tüm yasal süreçler tamamlanacak.’ sözleriyle ifade ederek aslında "biz hep aynı noktada duracağız!" gerçeğini bir kez daha itiraf ediyor.



 



Onlar için mühim olan kapitalist üretim için gerekli olan işgücünün yeniden üretimi, çoğaltılması ve tüm bunların garantisi olan "Kutsal ailenin" korunmasıdır. Elbette ki tüm bunların, kadının ucuz işgücünden yararlanma seçeneğiyle birlikte olması...