2016 yılında akıllı telefon sayısının insan nüfusunu geçmesi bekleniyor
Merdan Özçelik
2010’lardan sonra tüylerimi diken diken yapan cep telefonu çılgınlığı!.. Aslında 1980’lerden sonra çağrı cihazlarıyla başlayan furyanın, sonrasında mobil telefonlarda arabalarda kocaman bir ankesör tarihçesi vardır. Teknolojik gelişim olduğu yadsınamaz. Ama her konuda olduğu gibi bizim insanımız görgüsüzlükte ilk sırayı alıyor. Örneğin, içindeki ezilmişlik duygusunu aşabilmek için araba sahibi olma bir sınıfsal farklılık gibi algılanmış bunu karşı tarafa hissettirmek için de kontak anahtarını insanların gözüne sokulurdu ya da masanın üzerine bırakılırdı “…benim arabam var!..” hesabı. Oysaki araba da bir ihtiyaçtı. Çağrı cihazları (kibrit kutusu kadar) yaygınlaşınca ayrı bir sınıfsal üstünlük aracı olmuştu. Özellikle beyler sağ taraf kemerlerine gerine gerine takarlardı. Hem çağrı cihazı hem de arabasında mobil telefonu olanlar kasıntıdan bir hal olurlardı.
Neredeyse her ay yeni modeli piyasaya sürülen cep telefonları, 1990’lardan sonra yaygınlaşmaya başladı. Zengin semtlerde ilkokula giden çocukların elinde dahi vardı. “Dünya pazarında sigara ve cep telefonundan daha kazançlı bir pazar var mıdır” diye hep düşünmüşümdür. Ekmek peynir gibi tüketilen!.. Cep telefonu, ulaşmak istediğin kişiye direkt ulaşmada müthiş kolaylık. Dev karteller bu amacı çoktan geride bırakarak dünya ülkeleri genelinde bu piyasadan vurgunlar vurma peşindeler. Aksi durumda neden her ay yeni bir modeli piyasaya sürülsün? Yolda yürürken herkesin elinde cep telefonu!. Araba çarpacak farkında değil. Elinde bebek arabası etrafına bakmıyor, çarpıyor sağa, sola... Trafik lambası yeşil yanıyor görmediği için bekliyor. Otobüste, tramvayda her yerde!..

Başlar dokunmatik telefonlarda ya oyunlara yoğunlaşılmış, ya da sanal ilişkilerde. Etrafta ne olmuş, bitmiş kimsenin umrunda değil… “İnsan sosyal bir varlıktır!..” yaklaşımıi kanımca çöpe atıldı. Bırakın yetişkinleri, son yıllarda 6-7 yaşındaki okul çağındaki çocukların elinde dokunmatik akıllı cep telefonları var. Dev elektronik karteller karlarını milyonlarca kez katlarken insanlık sosyal varlık olmaktan çıkarılıp başı eğik nesneler haline sokuldu. İnternette okuduğum bir kaynağa göre akıllı telefonlar bu yaygınlığını sürdürdüğü takdirde, 2016 yılında akıllı telefon sayısının insan nüfusunu geçmesi bekleniyor. 2016 yılında piyasada 10 milyar akıllı telefon olacağı düşünülüyor ki, bu rakam kişi başına 1.4 mobil cihaz anlamına geliyor.
Kendi adıma bu duruma epeyce bir direndim. 15 euro değerinde çok basit telefon kullandım. Taa ki 2014 Mayıs ayına kadar… Sonrasında yenildim. Çünkü eski cep telefon kullanım pazarını piyasadan silmeyi ihmal etmiyorlar. Telefona kontör almak istediğinde dükkan aranıyor. Yoksa her ay yeni modeli piyasaya nasıl pazarlayacak? Mecbur bırakma!.. Bu da bir politika. Gecenin dördünde kalkıp, “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!” diye diye işe giderken; tramvayda elinde cep telefonu kulağında kulaklık sınıf kardeşlerimi gördüğümde içimden ‘bu nasıl yanlızlaşmadır’ duygusu beynimi kemirir.
Asla boynu bükük takım içinde olmadım, olmayacağım da… Sadece ihtiyaç duyduğumda ya da evde elime alıyorum. Emperyalist kapitalist sistem, sınırsız tüketici insan toplulukları yaratıyor. Doyumsuz, aç, egoist… Teknolojik gelişimlere açık olunmalı. Tüketimde ise dikkatli davranılmalı. Örneğin; 6-7 yaşındaki çocuklar neden cep telefonu kullansın?! Emperyalist tekeller bir taraftan piyasaya hakim olmak isterlerken diğer tarafta kişi özelini kontrol etmeyi ihmal etmezler. Örneğin; 2014 Haziran Gezi Direnişi’nden sonra gerici faşist Erdoğan Hükümeti Facebook üzerinden haberleşen direnişcilerin isimlerini Facebook sitesinden almıştı. Önceleri evlerdeki her elektronik aygıt için ‘evdeki özel işbirlikçi ajan’ denirdi. Şimdilerde ellerden bırakılmayan akıllı cep telefonları, anlamalıyız ki Devlet için büyük kolaylık!...