Bakanlığın açıklamadığı rapor!

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kadına dönük şiddet araştırmasının sonuçlarını açıklamadı

KADIN
Cuma, 16 Ocak 2015 (11 yıl 3 ay önce)

Hürriyet gazetesinden Emel Armutçu’nun haberinden, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bu yıl yaptırdığı aile içi şiddet araştırmasının sonuçları her nedense (?) basınla paylaşmadığını öğreniyoruz.



 



Raporun ulaştığı belli başlı sonuçlar kadına dönük şiddetin tespit edilen rakamların çok çok üzerinde olduğunu açıkça gösteriyor. Raporda şiddet gören kadınlardan yüzde 89’unun hiçbir yere başvurmadığı, son yıllarda kadına dönük şiddet oranlarında hiçbir düşüş yaşanmadığı (6 yıldır yüzde 38’lerde seyrediyor!), katledilen kadınların ezici çoğunluğunun boşanmış ya da boşanmak isteyen kadınlar oldukları tespit ediliyor.



 



Devletin resmi bir kurumunca yapılan araştırmada ulaşılan sonuçların sunduğu vahim tablo; burjuvazi ve devletinin kadına dönük saldırgan politikalarının, aile birliğini kutsayan yaklaşımlarının, kadın için çizdikleri sınırların altını döne döne çizen tutumlarının ve aslında yaşanan toplumsal krizin hangi sonuçlara yol açtığının, hangi boyutlara ulaştığının çarpıcı bir ifadesi oluyor. Bakanlığın raporu basınla paylaşmamasının esas nedeni de; bu sonuçların, resmi bir raporla tespit edilmesinin perdelenmek istemesi olsa gerek.



 



Bakanlığın ilkini 6 yıl önce 2008 yılında ikincisini de geçen yıl yaptırdığı ‘Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’, Bakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün yürütücülüğünde, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından gerçekleştirilmiş. Ulaşılan sonuçlar, 30 Aralık 2013’te basına kapalı bir toplantıda açıklanırken, Türkiye koşullarında oldukça önemli bir konuda yapılan bu araştırmanın sonuçları, bakanlığın web sayfasında da yayınlanmamış.



 



Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer, bakanlıkla ortak aldıkları bu kararı “Çünkü soru almak istemiyoruz” gibi anlamsız bir gerekçeyle açıklarken; bakanlık da Hürriyet’teki haberi alelacele tekzip ederek, aslında sonuçları açıklayacaklarını ama, henüz nihai raporun yazılmadığını, 30 Aralık’taki toplantıda ilgili kurum ve örgütlere raporun özet bir sunumunun yapıldığını, kadına dönük şiddetin yılmaz savaşçıları olduklarını belirtti!  



 



Oysaki açıklanmamasının esas nedeni, yukarıda da belirttiğimiz gibi 6 yıl sonra yeniden yapılan araştırmada aslında değişen bir şeyin olmadığının, sorunun kronikleşerek daha ağır bir toplumsal nitelik kazandığının tespit edilmiş olmasıdır.



 



Açıklanmaması, devletin teşvik ettiği çocuk yaşta evliliklerin, zorladığı aile birliğinin, kutsadığı "annelik kariyeri" nin bu çarpıcı sonuçtaki payının gizlenme çabasındandır.



 



Basınla paylaşılmayan o çarpıcı sonuçlar Hürriyet’teki haberde şu şekilde özetleniyor:



 




YÜZDE 11’İ ŞİKÂYET EDİYOR



Her 10 kadından 3’ü şiddete fiziksel olarak karşılık veriyor ve evini kısa süreliğine terk ediyor. Kurumsal başvuruda bulunanların oranı sadece yüzde 11... O da ancak şiddetin tahammül edilemeyecek bir noktaya geldikten sonra (yüzde 69). Şikâyet etmemelerinin nedenleri arasında nereye başvuracaklarını bilmemeleri yer alıyor.



 



BOŞANMIŞ KADINLAR KURBAN



Araştırmanın öneriler bölümünde, şiddetin en ağır biçimine boşanan ya da eşinden ayrı yaşayan kadınların maruz kaldığı ve bu nedenle hayatını en fazla bu gruptaki kadınların kaybettiği belirtiliyor. Bu gruptaki kadınları hedefleyen araştırmaların yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor.



 



KADINLAR HAKLARINDAN HABERSİZ



Yüzde 80’den fazlası, evlilik yaşı, nikâh türü ve mal paylaşımına ilişkin kanun maddelerini biliyor, buna karşılık yüzde 60’ı kadının çalışmak için eşinden izin almasının gerekmediğinden habersiz.



 



UYGULAYICILAR KANUN BİLMİYOR



Aile bireylerini şiddetten koruyan kanunun, uygulayıcıları tarafından da tam olarak bilinmediği belirtilen araştırmada eğitim programlarına devam edilmesinin önemine değiniliyor.



 



6 YILDIR ŞİDDET ORANI YÜZDE 38



- Evli kadınların yüzde 36’sı eşi/birlikte olduğu erkeğin fiziksel şiddetine maruz kalıyor. Fiziksel şiddet, her 10 kadının 1’inde gebelikte de devam ediyor.



 



- Kadınların yüzde 38’i yaşamlarının herhangi bir döneminde fiziksel ve/veya cinsel şiddetten birine maruz kalıyor. Bu durum 2008 araştırmasında da tespit edilmiş, yani fiziksel ve cinsel şiddet daha çok bir arada yaşanmaya devam ediyor.



 



- Evli kadınların yüzde 12’si cinsel şiddet yaşıyor.



 



ERKEN YAŞ EVLİLİKTE CİNSEL ŞİDDET FAZLA



- Kadınların yüzde 26’sı 18 yaşını tamamlamadan evlendiriliyor. Erken yaşta evlenen kadınların yarısı fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalırken, 18’inden sonra evlenenlerde bu oran 3’te 1’e iniyor. Erken yaşta evlenen kadınların maruz kaldığı şiddet biçimleri arasında cinsel şiddetin oranı yüzde 19’la daha yüksek.



 



- Boşanmış/ayrı yaşayan kadınların yaklaşık 4’te 3’ü yaşamlarının herhangi bir döneminde fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kaldıklarını belirtmiş. Evlenmemiş ancak birlikteliği olmuş kadınlar arasında fiziksel ve/veya cinsel şiddetin yüzde 7 düzeyinde olması da şiddetin evlilik ilişkisi dışındaki varlığına dikkat çekiyor.



 



AİLE İÇİ CİNSEL İSTİSMARDA EKSİK VERİ



Kadınların yüzde 9’u çocukluk döneminde (15 yaşından önce) cinsel istismara maruz kalıyor. Bunun yüzde 29’u baba, üvey baba, erkek kardeş, abi, dede, amca ve dayı dışında kalan erkek akrabalardan, yüzde 38’i yabancılardan, yüzde 15’i komşulardan geliyor. Araştırma, baba, erkek kardeş, dede, amca gibi 1’inci dereceden kan bağı olan kişilerin cinsel istismarından söz etmiyor.



 



ISRARLI TAKİP İLK KEZ YER ALDI



Bu araştırmayla Türkiye genelinde ilk kez ‘stalking’ (ısrarlı takip) konusunda da veri toplandı. Her 10 kadından 3’ü hayatında en az 1 kez bu şiddet türüne maruz kalıyor. En yaygın takip biçimleri de şöyle sıralandı: Telefonla arama (yüzde 19), kısa mesaj, mektup ya da e-posta (yüzde 8). Ölüm ve zarar verme tehdidi içeren takip biçimlerinin failleri, daha çok eski eşler ve birlikte olunan erkekler.