Tecavüz dosyasının hukuk serüveni!

Z.A. isimli kadının yaşadığı tecavüz saldırısının hukuksal evrimi her şeyi apaçık ortaya koyuyor

KADIN
Cumartesi, 17 Ocak 2015 (11 yıl 3 ay önce)

Fildişi Sahilleri'nden kaçak yollarla Türkiye'ye gelen (9 Aralık 2011) A.Z. isimli kadının yaşadığı tecavüz saldırısı ve sonrasında gelişen hukuksal süreç bu ülkede kadına dönük resmi yaklaşımı tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Radikal'den İsmail Saymaz'ın saldırı ve sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin bugün yaptığı haber, insana en hafif ifadeyle "pes doğrusu" dedirtiyor.



 



Habere göre iş arayan 30 yaşındaki A.Z. kendisini menajer olarak tanıtan Dursun A. isimli şahıs aracılığıyla 'temizlik ve yaşlı bakım hizmetinde' çalışmak üzere Silivri'de bulunun bir eve götürülerek Dursun İ.'yle tanıştırıldı. A.Z, aynı gün (16 Ocak 2015) Dursun İ. isimli şahsın tecavüzüne uğradı. A.Z'ye şiddet uygulayan Dursun İ. kendisine bağırması durumunda öldüreceğini, orada temizlik ya da hasta bakımı için değil "arkadaş" olarak bulunduğunu söyleyerek saldırdı.



 



A.Z. tecavüzden sonra evden kaçarak erkek arkadaşı G.M.Z. ile birlikte Çapa Tıp Fakültesi’ne gidip muayene oldu. Ardından da aracı Dursun A.’yı aradı. A.Z.'yi tecavüzcüsüne götüren Dursun A., “Yanıma gel, dostça hallederiz” dedi. Bunun üzerine A.Z., 17 Ocak 2014’te Fatih Şehit Tevfik Fikret Erciyas Polis Merkezi Amirliği’nde giderek, hem Dursun A. hem saldırgan Dursun İ.’den şikayetçi oldu.



 



Polislerin 23 Ocak 2014’te gözaltına aldığı Dursun A., menejerlik yaptığını, A.Z.’nin iş konusunda yardımcı olmasını istemesi üzerine, kendisine yardımcı arayan ve Silivri’de dondurmacılık yapan Dursun İ. ile buluşturduğunu söyledi. Evin Silivri’de müstakil ve iki katlı bir bina olduğunu kaydeden Dursun A, buluşmadan sonra kendisinin evden ayrıldığını söyledi. Dursun İ.’yi “Tokatlı Dursun“ diye bildiğini ve soyadını bilmediğini kaydeden Dursun A., bu kişinin telefon numarasını polise verdi. Polis, bu nuramayı aradığında Dursun İ.’ye ulaşamadı. 

 



Aracı Dursun A., savcılıkta ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılırken; “Cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” iddiasıyla yürütülen bu dosya, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Savcı Nihat Karpınar, dosyayı “basit cinsel saldırı” (!) diye değerlendirdi ve ardından “sehven” suç yerini “Bakırköy” olarak ele alıp yetkisizlik kararı verdi ve dosyayı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na yolladı.



 



Bakırköy Savcı Nihat Ayvaz hiçbir araştırma yapmadığı gibi, aracı Dursun A. ile tecavüz şüphelisi Dursun İ.’yi birbirine karıştırdı. Ve böylece Dursun A. hakkında “nitelikli cinsel saldırı” suçundan 11 Şubat 2014’te dava açtı. Dosyanın içeriğine bakmaksızın iddianameyi kabul eden Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi, suçun Bakırköy’de değil, Silivri’de işlendiğini belirterek, 24 Şubat 2014’te yetkisizlik kararı vererek, dosyayı Silivri Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.



 



Dosyadaki verileri okuma zahmetine bile katlanmayan savcılardan, mahkemelerden geçerek en son Silivri Ağır Ceza Mahkemesi'ne paslanan dosya, nihayet burada okundu! Fakat dosyayı okuma zahmetine katlanan Silivri Ağır Ceza Mahkemesi gerekli incelemelerde bulunmak yerine, başından savma çabasına girdi. 21 Mayıs 2014’te aldığı kararında mahkeme, Dursun A. ile Dursun İ.'nin birbirine karıştırıldığını tespit etmesine rağmen bu sefer de A.Z.'nin tecavüze uğradığı evin Silivri'de olup olmadığına dair kesin tespitin yapılmadığını bahane ederek yetkisizlik kararıyla dosyayı tekrar İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne iade etti. Mahkeme bu gerekçesini de A.Z'nin eve götürülerek teşhis yaptırılmadığı, aracı Dursun A.’nın evi tespit edememesinin “hayatın olağan akışına” aykırı olduğu, Dursun İ.’ye ait telefonun baz istasyonu kayıtları alınmadığı için nereden sinyal verdiğinin de belirlenmediğiyle açıkladı.



 



Silivri'den tekrar İstanbul Ağır Ceza'ya yollanana davayı, Silivri’de görülmesi gerektiğinde ısrar eden İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi de kabul etmeyerek görev yerine karar verilmesi amacıyla 30 Haziran 2014’te Yargıtay 5. Ceza Dairesi’ne gönderdi. 



 





TİB BULDU AMA...



Bu arada, A.Z.’nin avukatlığını üstlenen Çağdaş Hukukçular Derneği Kadın Komisyonu’ndan Neziha Eken, Silivri Başsavcılığı’na ayrıca suç duyurusunda bulundu. Savcı Murat Durmaz, dosyayı yeniden ele alarak, aracı Dursun A.’nın ifadesini aldı. Ardından tecavüz şüphelisi, “Tokatlı Dursun”un telefon numarasına ilişkin Telekomünikasyon İdaresi Başkanlığı’na yazı yazarak, bu kişinin kimlik ve adres bilgileri istendi. TİB’den gelen gelen yanıtta, telefonun 47 yaşındaki Tokatlı Dursun İ.’ye ait olduğu anlaşıldı. Fakat Avukat Eken’in verdiği bilgiye göre, TİB’in yanıtı iki ay önce Silivri’ye gönderildiği ve dosyaya girdiği halde, evraka ancak dün bakılabildi.



 



Tüm bu olup bitenlerden sonra Dursun İ. hakkında hâlâ bir işlem yapılmamış olması şaşırtıcı değil! Sözün kısası tecavüz saldırısına uğrayan A.Z. sonrasında da burjuva hukukun o gerici zihniyetinin doğrudan saldırısına maruz kaldı. Ve bu devlet halen "kadına dönük şiddet ve tecavüz vakalarının üzerine sonuna kadar gideceğiz!" diyebiliyor. A.Z'nin yaşadıkları tüm bu efelenmelerin boş bir lakırdının ötesine geçmediğinin/geçemeyeceğinin somut ifadesi değil de nedir?!