Katiller aklanıp beraat ettirilirken Avukat Eren Keskin katile "katil" dediği için hapis cezası aldı!
Dizginsiz bir devlet terörünün sokaklara, mahkemelere salındığı bu günlerde çocuk katillerine verilen beraat kararları onanırken, katile "katil" diyenlerse cezaevlerine yollanıyor.
Ali İsmail'in ve Haziran İsyanı'nda katledilen diğerlerinin katilleri "yeniden katledin" dercesine ödüllendirilirken, 12 yaşında 13 kurşunla katledilen Uğur Kaymaz'ın katillerine verilen beraat kararı onaylanırken; Avukat Eren Keskin, 2005 yılında katıldığı bir panelde Uğur'u katledenlere "katil" dediği için cezaevine yollanıyor!
Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre Avukat Eren Keskin, 2005'de Çerkezköy'de düzenlenen bir panelde Uğur ve babasının katledilmesine ilişkin olarak, “Devlet 12 yaşında bir çocuğu katledecek kadar vahşi bir anlayışa sahip. Türkiye hesap vermek zorunda... Türkiye’nin tarihi kirli bir tarihtir” dediği için Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi gereğince “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni alenen aşağılamak” suçlamasıyla 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, “Keskin’in sabıkalı kişiliği ve ileride suç işlemekten kaçınmayacağı hususunda kanaat oluştuğu” için hükmün açıklamasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi veya para çevrilmesi yoluna gitmedi.
Bu kararla birlikte 301. maddeden ceza almanın önü epey bir zaman sonra yeniden açılmış oldu. Keskin, cezası Yargıtay’da onandığı takdirde cezaevine girecek.
Eski İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı olan Keskin, 20 Şubat 2005’te kapatılan Demokratik Halk Partisi’nin (DEHAP) Çerkezköy İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘İnsan Hakları’ konulu konferansta, Mardin’de 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ın öldürülmesini kast ederek, “Devlet 12 yaşında bir çocuğu katledecek kadar vahşi bir anlayışa sahip. Türkiye hesap vermek zorunda… Türkiye’nin tarihi kirli bir tarihtir. Türkiye Cumhuriyeti eli kanlı bir katildir. Devlet özür dilemedikçe kimse barıştan bahsetmesin” dediği için hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi gereğince “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni alenen aşağılamak” suçlamasıyla Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Davanın son duruşması, geçen yıl 12 Aralık’ta görüldü. Mahkeme, Keskin’i 10 ay hapse mahkûm etti.
Kararda, Keskin’in görüşlerinin düşünce açıklaması diye değerlendirilemeyeceği savunulup “Kimsenin düşünce açıklaması adı altında devletleri, kurumları ve şahısları tahkir etme hakkının olmayacağı” ifade edildi. Ayrıca “sanığın amacı ve kasta dayalı kusurunun yoğunluğu dikkate alınarak” ceza verirken alt sınırdan uzaklaşıldığı ifade edildi. “Keskin’in sabıkalı kişiliği ve ileride suç işlemekten kaçınmayacağı hususunda kanaat oluştuğu” için hükmün açıklamasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi veya para çevrilmesi yoluna gidilmediği kaydedildi.
Keskin, hiçbir sabıkasının olmadığını ifade ederek, “Hakimin öç alma mantığıyla, düşman ceza hukukunu temel alarak, karşısındaki düşman görerek ceza verdiğini düşünüyorum. Bilhassa sabıkalı kişilik gibi kavramlar ağır suç işlemiş olanlar için kullanılır. Ben insan hakları aktivistiyim, avukatım. Bugüne kadar sadece düşüncelerimden yargılandım. Hükümetin, ‘Artık düşünceleri nedeniyle cezaevlerinde kimse yok’ dediği günlerde böyle bir cezanın verilmesi çok düşündürücüdür. Demek ki Türkiye’de hiçbir şey değişmedi” dedi.
Keskin'e verilen ceza zamanın ruhunun özeti oldu. Tıpkı Cizre'de yaşananlar, Ali İsmail'in mahkemesinde sergilenen tutumum, Uğur'un katillerine verilen beraat kararı... gibi gelişmeler gibi.