Temel derdi CHP’den kaçan sosyal demokrat oyları kafakola almak olan bu anlayışın tartışılması zaman israfı olurdu
Birleşik Haziran Hareketi (BHH), temsilcilerinden ÖDP Eş Genel Başkanı Alper Taş, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’yla bir görüşme yapmış. Söylenenlere göre toplantı esnasında seçim süreci hiç dile gelmemiş!? Seçim sürecinin hiç konuşulmadığı iddia edilmesine rağmen (!) Kılıçdaroğlu’nun BHH temsilcilerinin parlamentoya temsilci olarak taşınmasına sıcak baktığı belirtiliyor her nedense...
Haberi görünce buna dönük bir şeyler yazmak zaman kaybı olur diye düşünerek başta yazmak istemedim. Keza başından beri biliyorduk ki BHH’nin asıl derdi yaklaşan seçimlerde CHP ile ittifak yapıp en azından parlamentodan birkaç koltuk kapmaktı. Hal böyle olunca bu görüşmeye dayanarak bunun üzerinden tartışmak ve belli eleştiriler yöneltmek hem geç kalmış hem de anlamsız bir tartışma olurdu.
Üstelik kurulduğundan beri temel derdi CHP’den kaçan sosyal demokrat oyları kafakola almak olan bu anlayışın tartışılması zaman israfı olurdu. Bir hesaplama yapmadım ama, bu hayatta epey bir zamanı boşa israf ettiğimizi düşününce, birazını da BHH için israf etmenin çok fazla bir kayıp sayılmayacağına karar verdim.
Öyle ilkesel temelde bir tartışmaya girmek pek doğru bir yaklaşım olmaz. Ne de olsa bana göre sorun çok açık ve net: Parlamentodan birkaç koltuk kapmak! Şimdi çıkıp BHH ile CHP’nin burjuva partiler olduğunu, bu tutumuyla işçi sınıfını sırf AKP karşıtlığı üzerinden yanlış bir yola sürüklediğini tartışmak ne kadar doğru olur?
Şimdi bir çırpıda CHP’yi işaret eden tarihsel gerçekleri sıralamanın bir anlamı var mıdır? CHP’nin, işçi sınıfının, Kürt halkının, Alevilerin, bir bütün olarak halkların, farklı inançların üzerinden buldozer gibi geçen saldırıların öznelerinden biri olduğunu anlatmanın kime nasıl bir faydası dokunur? Gözü bu gerçeği görmek isteyen için her şey açıktır. İnternetle tanışmış çocukların bile öğrendiği bu gerçekleri bizim sıralamamıza gerek yok sanırım.
Basit bir cümle olarak klavyemden dökülüveren ‘işçi sınıfını yanlış yola sürüklemek’ kelimelerine takıldı aklım. Bunlar bunu yapabilir mi?

Yukarıda kendi kendime sorduğum soruya cevap vermek gerekirse hiç kimse merak etmesin, işçi sınıfı henüz sınıf olarak örgütlü bir sınıf değil, haliyle BHH ve CHP ittifakı öyle işçi sınıfını yanlış yola sürükleyecek durumda değil. Bildiğiniz CHP hiç doğru bir yolda olmadı ki birilerini yanlış yola sürüklesin. BHH’ye gelince, bu onun çapını fazlasıyla aşan bir durum olur. Siz en iyisi o kelimeleri hiç okumamış varsayın kendinizi, o tespite dayalı olarak, ‘demek ki bunlar sınıfı etkiliyorlar’ denilmesini istemem keza. Bu bize bir fayda sağlamaz, olsa olsa BHH’nin pazarlıkta koltuk sayısını arttırmakta bir işe yarar… Biz de ekmeklerine yağ sürmüş olmayalım…
Şimdi bu sözleri okuyanlar bu kadar ciddiyetsiz bir tartışma yürütülür mü diyecekler. “Sol”un tartışma eşiğinin ne kadar düştüğünden dem vuranlar da çıkabilir. “BHH hareketini eleştireceksen daha uygun Marksist sınıfsal tanımlamalar içinden bunu yapabilirsin. Emperyalizm çağında burjuvazinin hiçbir kesimine ilericilik atfedilemeyeceğini, çünkü emperyalizmin sürekli gericilik ürettiğini, o AKP’ye karşı sarıldığınız laikliğin ‘anladığınız’ tarzda gerçekleşmediğini, işçi sınıfı bir kez sınıf olarak sahneye çıktığında burjuvazinin artık gericilikten başka bir anlam ifade etmediğini, bu partiler arasında nüanslar olsa da özü itibariyle burjuvaziyi temsil ettiklerini altı dolu teorik bir biçimde yerden yere vurulacakken, düzeyi aşağı çeken bu tarza hiç gerek yok” diyeceklerdir.
Söz konusu BHH olunca insan ne kadar ciddi bir tartışma yürütebilir? AKP gericiliğinden paniğe kapılan kesimleri yedekleyip sandığa kilitlemek olan bu oluşumla hangi ilkeler doğrultusunda, nasıl bir tartışma yürütülebilir?
Fırsatçılık abidesi olan “Haziran ruhu” çağrıcılarının tutarsızlıklarını sayıp dökmeye sayfalar yeter mi?.. Sayfalar yetse de bu insanların zihnine hakaret olmaz mı? Bizimle resmen maytap geçen bu anlayışla ilkesel, derinlikli tartışma yürütmek ne kadar doğru olur?
Bu ‘Haziran ruhu’ pazarlayıcılarının nasıl bir ciddiyeti var ki biz onlarla ciddi bir tartışma yürütelim, varın siz söyleyin.
İstanbul’dan Alınteri okuru bir işçi