130 Maddelik İç Güvenlik Paketi haftaya Meclis Genel Kurulu'nda!
Burjuva hükümetin 6-7 Kobanê Serhıldanı sonrasında Meclis komisyonuna getirdiği "İç Güvenlik Paketi", haftaya Meclis Genel Kurulu'na taşınacak.
130 maddeden oluşan paket, sınıf mücadelesi ve Kürt ulusal hareketi başta olmak üzere, direnme potansiyeli taşıyan tüm kesimlere karşı kapsamlı bir saldırı hazırlığı anlamı taşıyor. Valilere ve polise verdiği sınırsız yetkiler, 12 Eylül'de uygulanan süresiz gözaltı uygulamasını geri getirmesi, maske ve poşi takanların ağır cezalara çarptırılması, molotof atmak veya taşımanın polis tarafından katledilme gerekçesi haline getirilmesi (polisin istediğinde olmayan molotofu da var kıldığı iyi bilinir!) gibi saldırı maddeleriyle paket, aslında devletin tüm aygıtlarını da katı bir merkeziyetçilik temelinde yürütme erkinin denetimine sokuyor.
Yasama ve yargıyı atlayarak, yürütme erkinin denetimindeki tüm kurumları sınırsız yetkilerle donatan paketin içerik ve kapsamı netleştikçe, nasıl bir saldırıyla karşı karşıya olduğumuz da daha açık hale geliyor. Bölgesel kriz dinamikleriyle içerdeki toplumsal çelişki ve patlama dinamiklerinin beklenen bir ekonomik krizle iç içe geçmesinin yaratacağı sonuçları ön gören burjuva devlet, hazırlıklarını buna göre yapıyor.
Sözün kısası burjuvazi bu paketle, "kıyamet günlerine hazırlanıyorum, çünkü yapıp edeceklerim kıyamet benzeri sonuçlar yaratacak" diyor. Daha çıkmadan fiilen uygulanan paketin ilk icraatları Cizre'deki katliam ve kontrgerilla yöntemlerinin resmileşmesi oldu.
Son günlerde devrimci demokrat gazetelerin satılmasına karşı İstanbul Kadıköy'de estirilen polis terörüyse saldırının sadece militan kitle eylemlerine karşı değil, yasal faaliyeti de hedefleyen kapsamlı bir konsepte oturduğunu gösteriyor.
Haftaya Meclis Genel Kurulu'na getirilecek olan ve MHP gibi bir parti tarafından bile "keyfiliğin önünü alamazsınız" şeklinde değerlendirilen paketin basına yansıyan belli başlı maddeleri şunlar:
1- "Tehlike tehlikesi oluşturma", "Koruma altına alma", "tehlike yakalaması" kavramlarıyla sınırsız gözaltı ve gözaltında kaybedilmenin önü açılıyor!
Pakette, "Tehlike tehlikesi oluşturma suçu" gibi bir kavramlaştırma mevcut. Buna göre polis nazarında tehlike ve 'tehlike tehlikesi' oluşturan kişiler yakalanarak ya da koruma adı altında süresiz olarak gözaltına tutulabilecek. Mevcut anayasada ne "koruma altına alma" ne de "tehlike yakalaması" gibi kavramların bir tanımlaması yok. Bu durumda bu maddenin tıpkı 12 Eylül yıllarında olduğu gibi kişilerin keyfi ve sınırsızca gözaltında tutulması şeklinde uygulanacağı açık.
Düzenlemedeki "başkasının can güvenliğini tehlikeye düşürenleri" ve "tehlike yakalaması" adı altında oluşturulan yeni yakalama kategorisi altında kişiler kendileri ya da başkaları için tehlike oluşturdukları bahanesiyle yakalanabilecekler. Bu şekilde yakalanan kişiye dönük somut bir suçlama olmadığı için savcılıklara haber de verilmeyecek. "Muhafaza" kavramının yerine "koruma" kavramının ikame edilmesi ve bu tür gözaltıların savcılara bildirilmemesi gözaltında kaybetme uygulamalarının önünü açacak. Polisin özellikle toplumsal olaylarda "başkasının can güvenliğini tehdit ediyor" bahanesiyle son derece keyfi gözaltılar yapabileceği ve bu gözaltıların kaybedilmek de dahil her türlü uygulamaya maruz kalabilmeleri mümkün olacak.
Bu maddede ayrıca polis bir kişiyi "tehlike oluşturuyorsun" bahanesiyle herhangi bir yerleşim alanına sokmama yetkisine kavuşturuluyor.
Basında daha çok bir milletvekilinin herhangi bir bölgeye girmesinin polis tarafından "tehlike oluşturuyorsun" bahanesiyle engellenebileceği yorumlarına konu olan bu düzenleme esasta 12 Eylül döneminde yürürlüğe konulan kentten uzaklaştırma, gözaltına tutma uygulamalarının güncellenmesi ve tüm muhalif kesimleri kapsayacak bir içerikte.
Bu madde yasalaşırsa herhangi bir demokratik taleple sokağa çıkan herkes potansiyel olarak polisin hedefi olabilecek. Polis istediği kişiyi mevzuatlarda tanımlanmamış, sebep ve sınırları tarif edilmemiş "koruma altına alma" ve "uzaklaştırma" yetkileriyle yargıya da bilgi vermeksizin gözaltına alabilecek, koruma adı altında özgürlüklerini sınırsızca gasp edecek. Kimse de hesap soramayacak, gözaltına alınanın yasal kaydı bile olmayacak!
Sözün kısası faşist cunta ve Kürdistan'daki kirli savaş kanunlarını güncelleyen burjuva hükümet, tüm bir halkı topladığı açık bir cezaevi yaratmak istiyor. OHAL olağanlaşacak, yerinde infazlar ve gözaltında kayıplar sıradanlaştırılacak!..
1- Polisin istediğini savcılık izni olmadan didik didik arayacak!
Mevcut yasada bir kişi hakim-savcı kararı olmadan suç şüphesiyle durdurularak üstü, eşyaları ve aracının gizli bölmeleri aramıyordu. Paketle birlikte polis yargıdan yetki almadan bu aramayı yapabilecek. Yargıdan onayı 24 saat içinde alabilecek.
3-Karakollar evlere taşınacak
Tasarı yasalaşırsa müşteki, mağdur veya tanık ifadeleri ikametgâhında veya işyerinde alınabilecek. Yani karakollar kişinin evine taşınacak.
4- Polise istediğini infaz etme yetkisi
Topluca bulunulan herhangi bir yere molotof veya yakıcı, yanıcı, madde atmaya teşebbüs edene karşı polise silah kullanma yetkisi veriliyor.
5- Hâkim kararı olmadan dinlemenin süresi 48 saat!
Mevcut durumda 24 saat olan acele hallerde emirle yapılan dinlemede hâkimden izin almadan dinleme yapabilme süresi 48 saate çıkarılıyor. Dinlemeler sıralı amirlerin denetimine açılarak AKP’nin kontrol imkanının artırılması öngörülüyor.
6- Havai fişek ve sapan için 4 yıl hapis!
Havai fişek, demir bilye, sapan vb, ile yürüyüşe katılmak 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na giriyor. Ceza mevcut haliyle 6 ay- 3 yıl arası iken, düzenlemeyle 2,5 ila 4 yıl arasına çıkarılması öngörülüyor.
7- Mala zarar ödetilecek
Toplumsal olaylarda kamu, gerçek veya tüzel kişilerin mallarına verilen ve devlet tarafından karşılanan zararların “sorumlulara” ödetilmesi öngörülüyor.
8- Atkı, poşu, gaz maskesi takana 3 yıl
Pakette “terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde” yüzünü tamamen veya kısmen kapatanlar 3 yıldan 5 yıla kadar hapis, cebir, şiddet vb, hâllerde alt sınır 4 yıla çıkarılıyor.
9- Polis aynı zamanda savcılık yapacak
Mevcut durumda Cumhuriyet savcısında olan gözaltı yetkisi belli hallerde polise veriliyor. Buna göre, suçüstü hallerinde polis 24 saate kadar, toplumsal olaylarda ise 48 saate kadar kişileri gözaltına alabilecek.
10- Araç kiralayan fişlenecek
Araç kiralayanların kimlik bilgilerinin kayda alınıp gerektiğinde polise verilmesi zorunlu hâle getiriliyor. Ayrıca kiralık araçlara, araç takip sisteminin takılması zorunluluğu ile araç kiralayanların gittikleri yerlerin tespit edilebilmesi zorunluluğu getiriliyor.
Sadece söylenecek sözü değil yapılması gerekeni paketin kendisi söylüyor. Bu bir savaş ilanıdır, yapılacaklar da sınıfa karşı sınıf diliyle konuşmalıdır.