Emeğin köprüsünü kuracağız!

Ortadoğu coğrafyasında mücadele edenlerin kaderi birbirine çok daha bağlı. Bu mücadelenin hattını örmeye gidiyoruz

İŞÇİ SINIFI
Salı, 17 Şubat 2015 (11 yıl 6 ay önce)

Alınteri: "İşçilerin birliği ve halkların kardeşliğine harç olmak, bir tuğla da kendi ellerimizle koymak için gidiyoruz" diye bir kampanya başlattınız. Öncelikle bu fikir nasıl oluştu?



Mustafa Adnan Akyol: Biz Kobanê’nin DAİŞ’e karşı verdiği savaşım sürecinde de gitmeyi düşünüyorduk. Ancak gerçekleştiremedik, hiç olmazsa inşa sürecinde orada olalım istedik. Çünkü şu aşamada inşaat işçileri olarak bize ihtiyaçları var, biz yapı işçileriyiz bu nedenle orada olmak istiyoruz.



                                                   



Alınteri: Kampanyanızda çeşitli etnik kimliklerden inşaat işçilerini götürelim diyorsunuz, Laz, Çerkez, Alevi, sünni, Türk... bununla neyi amaçlıyorsunuz?



Mustafa Adnan Akyol: İki şey söyleyebilirim; birincisi, sağda solda kardeşlik naraları atıyor insanlar, bunun öyle konuşmakla, koltuklarında oturarak olmayacağını göstermek istiyoruz. İkincisi de ben Giresunluyum. Oraya bir Türk olarak, bir Laz olarak, bir Çerkez olarak gitmiyoruz. Biz oraya emekçi olarak, işçi olarak gidiyoruz. Zaten çağrımızda “Emeğin köprüsünü kuracağız” diyoruz. Emekçiler kardeştir, bütün dünyayı birlikte inşa ediyoruz. Kürtler, Türkler, Almanlar İngilizler, Fransızlar birlikte inşa ediyoruz her yerde... Bizim şantiyelerde böyle sorunlarımız yok. Bu sorunları yaratanlara karşı insanlık köprüsünü kuracağımızı göstermek için gideceğiz.



 



Alınteri: İnşaat sektöründe çalışan işçilerin çoğunluğunun Kürt olduğunu duyuyoruz. Kampanyayı başlatmanızda bunun bir etkisi var mı?



Mustafa Adnan Akyol: Bizim açımızdan böyle bir etki yok kesinlikle, yıkılmış olan neresi olursa olsun bize ihtiyaç varsa gideriz. Biz sadece Kürtlere yapılan bir yıkım için değil, insanlığa karşı bir yıkım yapılmak istenmiştir bu nedenle gideceğiz.  Ayrıca inşaatlarda çalışan işçilerin çoğu Kürt de değil bunu da burada belirtmek isterim. Şunun altını çizerek söylüyorum, “Biz oraya işçi olarak gideceğiz”  etnik kimliklerimizle değil inşaat işçileri olarak gidiyoruz.



 



Alınteri: İnşaat İşçileri Sendikası’sınız; uluslararası bir dayanışmanın ötesinde asli olarak işçi sınıfının sendikası olmak gibi bir derdiniz var. Sormak istediğim şey, 'Kobanê’ye gidip bir tuğla da biz koyacağız' derken yapmaya çalıştığınız şey nedir?



Mustafa Adnan Akyol: Öncelikle işçilerin birliğini savunuyoruz, bütün dünyadaki işçilere "birleşin" çağrısı yapıyoruz. Sermayenin bize dayattığı hiçbir şeyi kabul etmiyoruz; sermaye yıkarken de kazanıyor, yaparken de kazanıyor. Biz burada onların yıkmaya çalıştığı yeri yapmaya ve bundan da kazanç sağlamalarını engellemek için gideceğiz. İşçiler birlik olduğunda patronlara, sermayeye ihtiyaçları olmadığını görecekler, bunu kanıtlayacağız.



 



Ortadoğu coğrafyasında mücadele edenlerin kaderi birbirine çok daha bağlı. Bu mücadelenin hattını örmek açısından gidiyoruz. Enternasyonalizm de havadan yürümüyor, biz bunu biraz pratikte öreceğiz. Almanya, Avusturya, Fransa ve İsviçre'deki inşaat İşçileri sendikalarına da kampanyaya katılma çağrılarımızı yapacağız. Elbette bunu Diyarbakır’da kurulu bir sendikanın yapmasıyla bizim yapmamız arasında ciddi bir fark var. O yüzden enternasyonalizmi hayatta ete kemiğe büründürmek gerekiyor. Yani pratik mücadele içerisinde büründürmek gerekiyor, bu çalışmanın bir yanıyla da buna hizmet edeceğini söyleyebiliriz.



 



Alınteri: Bu kampanyayı hayata geçirmeden önce sanırım önden küçük bir ekip olarak Kobanê’ye gidilecek, bu ekip gittiğinde neler yapacak bu konuda bilgi verebilir misiniz?



Mustafa Adnan Akyol: Orada neler yapabiliriz, bize nasıl bir ihtiyaç var bunları belirleyecek buradaki çalışmalarımız ona göre planlayacağız. Öncelikle biz yol mu yapacağız, duvar mı yapacağı, şap mı atacağız… neyse ihtiyaç bunlar belirlenecek aslolarak. Çünkü biz inşaat işçileriyiz bu nedenle ön görüşmeler yapacağız. Dediğim gibi bize nasıl ihtiyaçları varsa onu yapacağız, duvar örmenin dışında bizim yapabileceğimiz bir alanda da ihtiyaçları varsa seve seve yapacağız.



 



Alınteri: Kampanyanız ne kadar sürecek, devamlılık arzedecek mi?



Mustafa Adnan Akyol: Kampanya bir sefere mahsus değil, bunu zaman içinde ayrıntılandırmayı düşünüyoruz. Ama önce somuttan başlayacağız. Öncü ekip gittikten, belirlemeleri yaptıktan, gidiş tarihleri belli olduktan sonra ilk olarak on kişilik bir ekiple gideceğiz. Yeni kurulmuş bir sendikayız, maddi olanaklarımız çok sınırlı, geniş işçi kitlesiyle buluşabilmiş de değiliz. Ancak koşulları yarattığımız sürece de ikinci, üçüncü ekipleri göndermek gibi planlarımız var.



 



Hatta geleceğe dönük de ayrıntılandırıp şöyle bir plan oluşturduk: Gönüllü olarak, kardeşleşmek için giden Türk kökenli işçi arkadaşlarımız Kobanê’de çalışırken, oraya gidemeyecek olan işçilerin yarım yevmiyeleri ile onları finanse edecekleri bir dayanışmayı da örmeye çalışacağız. Biz ister kabul edelim ister etmeyelim lafa geldiğinde kardeşleşmeden bahsedilir ama pratiğe geldiğinde bunu fazla örneğini göremeyiz.



 



Türkiye’de de bu damar çok yüksek, 6-7 Ekim olayları gösterdi ki, Türkiye’de egemenler bunu istedikleri zaman zincirlerinden boşandırıp hizmete sunabiliyorlar. Haliyle bunun kırılması açısından da böyle bir kardeşleşmeyi yaratmak mümkün. Hem Türk işçisi hem Kürt işçisi açısından önyargıyı parçalayacak, biri çalışırken diğeri de ona destek olacak ve kardeşleşmeyi hayata geçirecek temelleri atmış olacağız.



 



Alınteri: İşçiler için kurulmuş bir sendika olarak böyle bir kampanyayı başlatmış olmanız bazı çevreler tarafından tepkiyle karşılanabilir; bu konuda neler söyleyeceksiniz? İnşaat-İş Sendikası’nın çizgisi nedir?



Mustafa Adnan Akyol: Evet, belki terörist olarak adlandırabilirler bu kampanyayı hayata geçiriyoruz, çağrılarını yapıyoruz diye…  Bunun tek örneği şudur, hayatın içinde varsan, işçilerin içinde varsan bu tepkileri alırsın. Diğer türlü işçilerle eylem yaptığında da bu tarz tabanlar için yine teröristsin, yine aykırısın… Bu, Kürtlerle bir şey yaptığından ziyade hayatın içinde var mısın yok musun… Varsan sen bu tepkileri görmeyebilirsin. Badece bundan kaynaklı bir tepki olsun sen çizgini doğru oturtmazsan tabanın, şuyun buyun vardır ama sınıf çizgisine hizmet etmiyorsundur.



 



Bu tepkilerden korkarak triplere girersen hiçbir şey yapamazsın. Bu tepkilerin kırılabilmesi de insanların daha radikal bir duvarla çarpışmasıyla ilgilidir. Hakları için mücadele ettiğimiz işçi arkadaşlar böyle tepkilerle geldiğinde, ‘ha bunlar aynı zamanda bu hakları da alıyorlardı, bunu da yapıyorlardı’ diyerek kendileri cephesinden radikal bir gerçekle karşılaşmış olacaklar. Kırılabilmesinin tek yolu, bizim onlara uyum sağlamamız değil onların bize uyum sağlamaları, doğru buldukları sendikanın çizgisine uyum sağlamaları.



 



Bizim sendikanın tüzüğü çok açıktır. İlkelerimize uyan işçi bizim üyemiz olabilir, uymayanların üyelikleri düşürülür. Sendika olarak ortaya koyduğumuz şeyler nettir. Biz sınıf sendikacılığı yapıyoruz; sadece ekonomik bir hak sendikacılığı yapmıyoruz, toplumsal sorunlar için mücadele edecek bir hatta örgütleniyoruz. Burada da doğru bulduğumuz çizgiyi hayata geçirmek için uğraşacağız.



 



İşçi arkadaşlara buradan sesleniyoruz. Biz oraya Türk, Kürt, Laz, Çerkez, vs. olarak gitmiyoruz, biz oraya inşaat işçileri olarak gidiyoruz. Şantiyelerde Kürt arkadaşlarımızla çalışırken ben bir fayansçı olarak fayans ördüğüm yerin şapını atan arkadaşımın Kürt olmasından kaynaklı bir problem yaşamam. Sadece, şapı doğru düzgün atmıyorsa, ben fayansı düzgün yapmıyorsam bundan kaynaklı sorun olur. Bunu da oturtmamız gerekiyor, biz çağrıyı özellikle Türk işçi arkadaşlara bu duyarlılığı göstermelerini düşünerek yapıyoruz.



 



Alınteri: Enternasyonal bir köprü oluşturmak için sadece yurt içinde değil yurtdışındaki işçilere de çağrılarınız var. Karşılığını bulacak mı ne dersiniz?



Mustafa Adnan Akyol: Öncelikle şöyle söyleyelim yurtdışında geniş ilişkilerimiz yok. Oralarda bulunan tanıdığımız arkadaşlarımız aracılığıyla bunu yapmaya çalışıyoruz. Arkadaşlarımız da sağolsunlar gerekli emeği koyuyorlar. Çağrılarımız çeşitli dillere çevrildi; Almanya, Avusturya, İsviçre ve zorlanabilirse Fransa zorlanacak bu konuda. Umarım olumlu yanıt gelir, olumlu yanıt gelirse daha güçlü bir çalışma olur. Ne kadar sayıda insan geldiğinin bir önemi yok aslında. Biz sembolik olarak kardeşleşmenin önünü açmaya çalışıyoruz, yoksa Kobanê’de tek başına inşaat işinde çalışacak insana değil orada başka şeylere de el atacak insana ihtiyaç var, o nedenle de maddi değerinden çok manevi değeri var.



 



Alınteri: Başarılar diliyoruz…