Türkiye'de çocukların suça karışma oranı son 10 yılda 2 kat arttı. İçinde bulunuduğumuz yılın ilk 6 ayında kapkaç ve yankesicilik iddiası ile 3 bin çocuk gözaltına alındı. Aynı zaman diliminde hırsızlık iddiası ile mahkemeye sevk edilen çocukların sayısı ise 15 bini buldu.
2000 yılından itibaren hırsızlık iddiası ile adliye koridorlarına taşınan çocukların sayısı hızla arttı: 2000 yılında 18 bin çocuk; 2001’de 22 bin; 2002, 2003, 2004 yıllarında yaklaşık 22 bin 500; 2005’te 23 bin; 2006'nın sadece ilk 6 ayında ise 15 bin çocuk hırsızlık suçlamasıyla mahkemelere çıkartıldı.
Yine 2006'ın ilk 6 ayında gasp suçundan dolayı savcılıklara sevk edilen çocukların sayısı ise bin 300. 2000 yılında gasp iddiasıyla savcılıklara sevk edilen çocuk sayısı 466'ydı. Bu rakam 2005 yılında yüzde 300 artarak 2 bine ulaştı.
2000 yıllında kapkaç ve yaskesicilik iddiasıyla bin 700 çocuk gözaltına alınırken bu rakam 2006'nın ilk 6 ayında tam 3 bine çıktı.
2000 yılından itibaren Emniyet Genel Müdürlükleri içinde çocuk birimleri kurulmuştu. Polisin temel amacı kabaca ve kendi ifadeleriyle malı olanların malını ve canını korumak olunca çocuk biriminin vazifesi de kendiliğinden ortaya çıktı: Çocuk suçluları yakalamak! Zaten çocuk birimlerinin kurulduğu günden beri işlevi, gözaltına alınanlardan 18 yaşından küçük olanlara nezarethane olmak oldu.
Şimdi emniyet teşkilatından bu birim de kaldırılıyor. Yerine terör, asayiş, kaçakçılık gibi zaten var olan birimlerde görevli polislere "Çocuk Polisi Temel Eğitim Kursu" verilecek.
Zaten polislerden çocukların suça karışmasını önlemelerini beklemek burjuvaların kendilerini yok etmelerini istemektir. Çünkü çocuklu veya çocuksuz hırsızlık, gasp, kapkaç ve benzerlerini kapitalizm üretir.